İspanya'da yaşanan korkunç bir olay, "vekil şiddeti" (violencia vicaria) adı verilen ve partnerin ailesi, özellikle de çocukları üzerinde intikam amacıyla uygulanan yıkıcı şiddet türünü bir kez daha gündeme getirdi. Bu şiddet biçimi, genellikle ayrılığı kabullenemeyen veya ilişkinin sona erme ihtimaline tahammül edemeyen kişiler tarafından, eski partneri cezalandırmak ve ona en büyük acıyı çektirmek amacıyla gerçekleştiriliyor. Ne yazık ki, bu tür suçlar sadece çocuklarla sınırlı kalmıyor; ebeveynler, kardeşler ve hatta büyükanne-büyükbabalar da hedef olabiliyor. 2016 yılında Tenerife'nin Icod de los Vinos kasabasında meydana gelen ve Dossier Negro tarafından haberleştirilen bir vaka, bu acımasız gerçekliği gözler önüne serdi: Sergio Díaz, ayrıldığı kız arkadaşının büyükbabasını öldürerek, yeni durumu kabullenemediğini korkunç bir şekilde gösterdi.
Olay, ayrılığın üzerinden birkaç ay geçmiş olmasına rağmen, Díaz'ın eski ilişkisini hazmedememesiyle tetiklendi. Kız arkadaşının ailesine yönelik bu saldırı, faillerin kendi elleriyle doğrudan zarar vermek yerine, partnerlerinin en değerli varlıklarına yönelerek onlara en derin acıyı yaşatma arayışının bir örneğiydi. Icod de los Vinos'ta yaşanan bu trajedi, vekil şiddetinin ne kadar geniş bir yelpazede kurbanlar yaratabileceğini ve ayrılık sonrası dönemde mağdurların sadece eski partnerlerinden değil, aynı zamanda onların yakınlarından da gelebilecek tehditlere karşı savunmasız kalabildiğini acı bir şekilde ortaya koydu. Bu tür eylemler, sadece fiziksel bir saldırı olmanın ötesinde, kurbanın psikolojisinde derin ve kalıcı yaralar bırakmayı hedefleyen bir manipülasyon ve kontrol biçimi olarak öne çıkıyor.
Vekil şiddeti, İspanyol hukukunda cinsiyete dayalı şiddetin özel bir biçimi olarak kabul edilmekte ve bu alanda önemli yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Bu tür şiddetin temelinde, failin mağdur üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusu, narsistik kişilik özellikleri ve intikam alma arzusu yatar. Uzmanlar, bu kişilerin genellikle mağdurun mutluluğunu ve bağımsızlığını çekemediğini, bu nedenle de en büyük darbeyi vurmak için onun en savunmasız noktasına, yani sevdiklerine saldırdığını belirtiyor. İspanya'da yapılan araştırmalar, vekil şiddetinin özellikle çocuklar üzerindeki etkisinin yıkıcı olduğunu ve bu çocukların uzun süreli travma, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Hatta birçok vakada, bu şiddet eylemleri çocukların hayatına mal olabiliyor.
Vekil Şiddeti: Tanımı ve Toplumsal Boyutları
Vekil şiddeti (violencia vicaria), bir kişinin partnerine veya eski partnerine zarar vermek amacıyla, partnerinin en sevdiği kişilere, özellikle de çocuklarına fiziksel veya psikolojik şiddet uygulamasıdır. Bu terim, mağdurun doğrudan hedef alınmadığı, ancak acının ve zararın dolaylı yoldan, bir "vekil" aracılığıyla iletildiği anlamına gelir. İspanya'da bu kavram, kadınlara yönelik şiddetle mücadele yasaları kapsamında özel olarak ele alınmaktadır. İspanya İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, 2013 yılından bu yana vekil şiddeti sonucu hayatını kaybeden çocukların sayısı oldukça yüksektir ve bu durum, toplumda büyük bir infial yaratmaktadır. Failler, genellikle mağduru sonsuza dek sürecek bir yas ve acıyla baş başa bırakmayı hedeflerken, bu eylemler aynı zamanda toplumda derin bir korku ve güvensizlik ortamı yaratmaktadır.
Bu tür şiddetin psikolojik kökenleri oldukça karmaşıktır. Psikologlar, vekil şiddeti uygulayan kişilerin genellikle manipülatif, empati yoksunu ve narsistik eğilimlere sahip olduğunu belirtiyor. Ayrılık veya reddedilme durumunda, bu kişiler kendi benlik algılarının zedelendiğini hisseder ve intikam alma dürtüsüyle hareket ederler. Hedef, eski partnerin hayatını altüst etmek, onu kontrol altında tutmaya çalışmak ve ona en büyük acıyı yaşatmaktır. Bu nedenle, çocuklar veya diğer aile üyeleri, failin eski partnerine ulaşmak için kullandığı birer araç haline gelir. Bu durum, sadece kurbanın değil, aynı zamanda toplumun genelinde cinsiyete dayalı şiddetle mücadele stratejilerinin gözden geçirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Kamuoyunda farkındalığın artırılması, bu tür suçların önlenmesinde hayati bir rol oynamaktadır.
İspanya'da Hukuki Çerçeve ve Türkiye'deki Durum
İspanya, vekil şiddetiyle mücadelede önemli adımlar atmış bir ülke olarak öne çıkıyor. 2004 yılında yürürlüğe giren Kapsamlı Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele Yasası (Ley Orgánica de Medidas de Protección Integral contra la Violencia de Género) vekil şiddetini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu yasa, mağdurlara ve özellikle çocuklara yönelik koruma tedbirlerini artırmış, faillere daha ağır cezalar öngörmüş ve bu tür suçların önlenmesi için eğitim ve farkındalık kampanyalarına yatırım yapmıştır. Mahkemeler, vekil şiddeti riski taşıyan durumlarda çocukların velayetini ve ziyaret haklarını kısıtlama veya tamamen kaldırma yetkisine sahiptir. Bu hukuki çerçeve, İspanya'nın bu şiddet türüne karşı sıfır tolerans politikası benimsediğini ve mağdurların korunmasına öncelik verdiğini göstermektedir.
Türkiye'de ise "vekil şiddeti" terimi, İspanya'daki gibi yasalarda doğrudan tanımlanmış spesifik bir kategori olmasa da, bu tür eylemler mevcut yasalar çerçevesinde cezalandırılmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nda kasten öldürme, yaralama, tehdit gibi suçlar, bu tür şiddet eylemlerini kapsayan genel hükümler altında değerlendirilmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ilgili sivil toplum kuruluşları, aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında benzer olaylara dikkat çekmekte ve mağdurlara destek sağlamaktadır. Ancak, "vekil şiddeti" kavramının hukuki ve toplumsal düzeyde daha fazla tanınması ve bu tür eylemlere özgü önleyici ve cezai tedbirlerin geliştirilmesi, Türkiye için de önemli bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu, hem mağdurların korunması hem de faillerin caydırılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, vekil şiddeti, sadece İspanya'da değil, tüm dünyada kadınlara ve ailelerine yönelik en acımasız şiddet biçimlerinden biridir. Icod de los Vinos'ta yaşanan gibi trajik olaylar, bu tür şiddetin ne kadar yıkıcı olabileceğini ve toplumun her kesiminde farkındalığın artırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi, mağdurlara psikolojik destek sağlanması ve kamuoyunun bu konudaki bilincinin yükseltilmesi, vekil şiddetinin önüne geçmek için atılması gereken hayati adımlardır. Bu karanlık yüzü aydınlatmak ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmasını engellemek, hepimizin ortak sorumluluğudur.



