Barselona'nın güneyindeki Sitges ve Castelldefels kıyı şeridini birbirine bağlayan, Port Ginesta yakınlarındaki eski bir "chiringuito" (sahil barı), yıllar önce verilen yıkım kararı sonrası harabeye dönmüş durumda. 1964 yılında verilen imtiyazı sona eren ve iki yıldır kaderine terk edilmiş olan Rosa Mar adlı bu tesis, her geçen gün daha da kötüleşen bir durumla karşı karşıya. Vandalizm ve çevresel etkenler nedeniyle ağır hasar gören yapı, bölge sakinleri ve turistler için hem bir çevre kirliliği hem de üzücü bir manzara oluşturuyor.
Söz konusu tesis, Les Botigues de Sitges sahil şeridini Castelldefels'e bağlayan yürüyüş yolu üzerinde konumlanıyor. İspanyol kıyı şeridinin sembolik yapılarından biri olan chiringuitolar, genellikle geçici veya mevsimlik işletmeler olup, kıyı kanunları çerçevesinde belirli imtiyazlarla faaliyet gösterirler. Rosa Mar'ın imtiyazı, günümüzde Ekolojik Geçiş ve Demografik Zorluk Bakanlığı (Miteco) olarak bilinen kurum tarafından 1964 yılında verilmişti. Ancak, Bakanlık 2018 yılının Ekim ayında imtiyazın süresinin dolduğunu tespit etti ve aynı yılın Aralık ayında tesisin kullanımının ve işletilmesinin durdurulmasına karar verdi.
Bu karar, Rosa Mar'ın fiili olarak kapatılmasına ve zamanla terk edilmesine yol açtı. İki yıl boyunca boş ve denetimsiz kalan yapı, bölgedeki rüzgar, tuzlu su ve insan etkileşimi nedeniyle hızla yıprandı. Duvarları grafiti ile kaplandı, pencereleri kırıldı ve iç kısımları tamamen kullanılamaz hale geldi. Sahildeki bu eski cazibe merkezi, şimdi hem görsel bir kirlilik hem de potansiyel bir güvenlik riski taşıyan bir enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Bu durum, İspanya'nın kıyı şeridindeki benzer birçok tesisin karşılaştığı zorlukların ve yasal boşlukların bir yansıması olarak görülüyor.
İspanya Kıyı Kanunu ve Chiringuito'ların Geleceği
Rosa Mar örneği, İspanya'nın 1988 yılında yürürlüğe giren ve kıyı şeridini kamu malı ilan eden katı Kıyı Kanunu (Ley de Costas) ile ilgili süregelen tartışmaları bir kez daha gündeme getiriyor. Bu yasa, kıyı bölgelerinin korunmasını, kamuya açık olmasını ve doğal dengenin sağlanmasını hedeflerken, uzun yıllardır faaliyet gösteren birçok işletmenin imtiyazlarını yenileme veya uzatma konusunda ciddi kısıtlamalar getiriyor. Yasanın amacı, kıyı şeridinin betonlaşmasını ve özel mülkiyete geçmesini engellemek olsa da, bazı durumlarda tarihi ve kültürel değeri olan işletmelerin kapanmasına veya yıkılmasına neden olabiliyor.
İspanya genelinde binlerce chiringuito bulunuyor ve bunların önemli bir kısmı, Rosa Mar gibi uzun süreli imtiyazlarla faaliyet gösteriyor. Ancak, iklim değişikliğinin etkisiyle artan deniz seviyeleri, kıyı erozyonu ve çevresel hassasiyetler, bu tesislerin geleceğini belirsizleştiriyor. Miteco gibi kurumlar, kıyı şeridini koruma ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hareket etmek zorunda kalırken, yerel yönetimler ve işletmeciler ekonomik ve sosyal etkileri göz önünde bulundurarak farklı çözümler arayışında. Bu durum, çevresel koruma ile yerel ekonominin ve kültürel mirasın korunması arasındaki hassas dengeyi bir kez daha ortaya koyuyor.
Çevresel ve Sosyoekonomik Etkiler
Rosa Mar'ın harabeye dönüşmesi, sadece Sitges için değil, İspanya'nın genel kıyı politikası için de önemli dersler içeriyor. Terk edilmiş ve yıkılmayı bekleyen yapılar, çevresel açıdan çirkin bir görüntü oluşturmanın yanı sıra, potansiyel olarak tehlikeli atıklar ve yapısal riskler barındırabilir. Ayrıca, bu tür durumlar, bir zamanlar bölge ekonomisine katkıda bulunan ve yerel halk için istihdam sağlayan işletmelerin kaybına işaret ediyor. Chiringuitolar, İspanyol sahil kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır ve turistler için de önemli cazibe merkezleridir. Bu tür tesislerin ortadan kalkması, yerel turizme ve bölgenin kimliğine zarar verebilir.
Türkiye'nin de kıyı şeridi yönetimi ve kaçak yapılarla mücadele konusunda benzer sorunlar yaşadığı göz önüne alındığında, İspanya'daki bu gelişmelerden çıkarılacak dersler bulunuyor. Kıyıların korunması ve kamuya açık kalması hayati önem taşırken, mevcut yapıların geleceği, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik canlılık ve kültürel mirasın korunması arasında dengeli bir yaklaşım gerektiriyor. Rosa Mar'ın yıkım süreci ve sonrasındaki alanın yeniden düzenlenmesi, İspanya'da kıyı bölgelerinin geleceği hakkında daha geniş bir tartışmanın fitilini ateşleyebilir ve benzer durumdaki diğer tesisler için emsal teşkil edebilir.


