Ermenistan'da yapılan son parlamento seçimlerinde Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki iktidar partisinin elde ettiği rahat zafer, ülkenin Batı ile ilişkilerini güçlendirme ve Rusya'dan uzaklaşma stratejisini sürdürme yönündeki kararlılığını bir kez daha teyit etti. Bu sonuçlar, aynı zamanda, Ermeni liderin neredeyse kırk yıldır devam eden Azerbaycan ile Dağlık Karabağ (Nagorno-Karabakh) anlaşmazlığına son verme hedefiyle başlattığı barış sürecine de halktan güçlü bir destek geldiğini gösteriyor. Seçimler, Ermenistan'ın gelecekteki jeopolitik yönelimini belirlemesi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Seçimlerde sürpriz yaşanmazken, Paşinyan'ın Sivil Sözleşme (Civil Contract) Partisi, parlamentoda güçlü bir çoğunluk elde ederek hükümet kurma yetkisini kazandı. Bu zafer, Başbakan Paşinyan'a, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ilişkileri derinleştirme ve geleneksel müttefiki Rusya ile mesafeyi artırma yönündeki dış politika çizgisini kararlılıkla sürdürme imkanı tanıyor. Ermeni halkı, 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından yaşanan travmaya rağmen, Paşinyan'ın reformist ve Batı yanlısı politikalarına güven oyu vermiş görünüyor.
Paşinyan hükümetinin Batı'ya yönelme politikası, Ermenistan'ın güvenlik ve ekonomik bağımsızlığını artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ülke, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ - CSTO) üyesi olmasına rağmen, son dönemde Batılı ülkelerle askeri işbirliğini artırma sinyalleri veriyor. Özellikle Ukrayna Savaşı sonrası Rusya'nın bölgedeki etkisinin sorgulanmaya başlanması, Erivan'ı alternatif arayışlara itmiş durumda. Bu stratejik değişim, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor ve Türkiye ile Azerbaycan tarafından da yakından takip ediliyor.
Seçim sonuçları, Paşinyan'ın yaklaşık bir yıl önce başlattığı Azerbaycan ile barış sürecini de onaylar nitelikte. Dağlık Karabağ sorunu, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana bölgedeki en büyük gerilim kaynağı olmuş, iki ülke arasında zaman zaman sıcak çatışmalara yol açmıştı. Paşinyan, anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi ve bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için adımlar atmayı taahhüt etmişti. Ancak, bu adımların önünde önemli bir engel bulunuyor: Azerbaycan'ın nihai bir anlaşma için talep ettiği, Ermenistan Anayasası'ndan Dağlık Karabağ'a yönelik toprak talebinin çıkarılması.
Paşinyan'ın elde ettiği parlamento çoğunluğu, hükümet kurmak için yeterli olsa da, anayasayı değiştirmek için gerekli olan üçte iki çoğunluğa ulaşamadı. Bu durum, Bakü'nün temel taleplerinden biri olan Dağlık Karabağ'a ilişkin anayasal maddenin kaldırılması konusunda Ermeni liderin elini bağlıyor. Anayasal değişiklikler için referandum veya daha geniş bir siyasi uzlaşı gerekebilirken, bu durum barış sürecinin en kritik ve hassas noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Azerbaycan, bu maddenin kaldırılmasını, iki ülke arasındaki ilişkilerin tamamen normalleşmesi ve kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması için vazgeçilmez bir koşul olarak görüyor.
Ermenistan'ın Jeopolitik Konumu ve Dağlık Karabağ Sorununun Arka Planı
Ermenistan, Güney Kafkasya'da denize kıyısı olmayan, stratejik öneme sahip bir coğrafyada yer alıyor. Tarihsel olarak Rusya ile yakın bağları olan ülke, aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan ile uzun süreli gerilimler yaşamıştır. Özellikle Dağlık Karabağ sorunu, bölgenin istikrarsızlığının ana nedeni olmuştur. Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin özerk bir bölgesi olan Dağlık Karabağ, nüfusunun çoğunluğunun Ermeni olması nedeniyle bağımsızlık ilan etmiş ve 1990'ların başında çıkan ilk savaşta Ermenistan'ın desteğiyle Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmını işgal etmişti. Bu durum, yaklaşık otuz yıl süren "dondurulmuş bir çatışma" dönemine yol açtı.
2020 yılında yaşanan İkinci Dağlık Karabağ Savaşı, Azerbaycan'ın askeri üstünlüğüyle sonuçlandı ve Ermenistan, işgal ettiği toprakların büyük bir kısmını Azerbaycan'a geri vermek zorunda kaldı. Bu savaş, Ermenistan'da derin bir siyasi krize ve Paşinyan'ın istifası taleplerine yol açmış, ancak Paşinyan erken seçim kararı alarak halktan yeniden güvenoyu istemişti. 2023 Eylül ayında Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'a yönelik "anti-terör operasyonu" ise bölgedeki Ermeni varlığının tamamen sona ermesine ve yaklaşık 100 bin Ermeni'nin Ermenistan'a göç etmesine neden oldu. Bu gelişmeler, barış sürecini daha da karmaşık hale getirirken, Ermenistan'ın dış politika arayışlarını hızlandırdı.
Türkiye, Azerbaycan'ın en güçlü müttefiki olarak Dağlık Karabağ sorununda Bakü'nün yanında yer almıştır. Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırların kapalı olması ve diplomatik ilişkilerin bulunmaması, bölgedeki gerilimi artıran önemli faktörlerden biridir. Paşinyan'ın Batı'ya yönelme ve Azerbaycan ile barış arayışları, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde de potansiyel bir normalleşme sürecinin önünü açabilir. Ancak bunun için Dağlık Karabağ sorununun nihai çözümü ve bölgesel uzlaşı büyük önem taşımaktadır.
Paşinyan'ın Zaferinin Bölgesel Etkileri ve Gelecek Senaryoları
Nikol Paşinyan'ın seçim zaferi, Ermenistan'ın Batı ile entegrasyon arayışlarını hızlandırırken, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki geleneksel hegemonyasını zayıflatma potansiyeli taşıyor. Bu durum, hem AB ve ABD için bölgede yeni bir etki alanı yaratma fırsatı sunuyor hem de Türkiye ve İran gibi bölgesel aktörlerin stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Ermenistan'ın Batı'ya yönelimi, ülkenin ekonomik kalkınması ve demokratikleşme süreçleri açısından yeni kapılar açabilirken, Rusya ile ilişkilerinde dengeyi koruma zorunluluğu da devam ediyor.
Azerbaycan ile barış sürecinin geleceği ise, anayasal engeller ve Dağlık Karabağ'ın statüsü konusundaki uzlaşmazlıklar nedeniyle belirsizliğini koruyor. Paşinyan'ın anayasayı değiştirme konusundaki yetersizliği, barış anlaşmasının nihai imzalanmasını geciktirebilir veya sürecin tamamen tıkanmasına yol açabilir. Bu durum, bölgede yeni gerilimlerin ortaya çıkma riskini de beraberinde getiriyor. Ermenistan'ın Batı'ya yönelimi, Azerbaycan ile ilişkilerde de yeni dinamikler yaratabilir; zira Batılı ülkeler, iki ülke arasındaki barışın sağlanması konusunda aktif rol oynamaya devam ediyor.
Sonuç olarak, Paşinyan'ın zaferi, Ermenistan için önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor. Ülke, Batı ile entegrasyonu derinleştirme, ekonomik reformları hızlandırma ve bölgesel barışı tesis etme yolunda ilerlemeye kararlı görünüyor. Ancak bu yolculuk, hem iç siyasi dinamikler hem de bölgesel ve küresel güçlerin karmaşık etkileşimleri nedeniyle pek çok zorluğu barındırıyor. Türkiye'nin de bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiği ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için atılacak adımların bölgesel istikrara katkı sağlayabileceği unutulmamalıdır.



