İspanya'nın kuzeydoğusundaki Zaragoza şehrinde, Las Fuentes bölgesinde yaşanan ve bir kadının eski partneri tarafından bıçaklanmasıyla sonuçlanan olayda şok edici detaylar ortaya çıktı. Morad Z. adlı 37 yaşındaki Fas kökenli zanlı, eski kız arkadaşını bıçaklama suçlamasıyla gözaltına alınırken, polisin yaptığı incelemelerde, zanlının daha önce başka kadınlara yönelik cinsiyet şiddeti vakalarından sabıkası olduğu belirlendi. Bu durum, olayın ciddiyetini artırırken, İspanya'nın kadına yönelik şiddetle mücadele sistemlerinin etkinliği hakkında da yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Olayın mağduru kadın ile Morad Z. arasında, İspanya'da kadına yönelik şiddet vakalarını izlemek için kurulan Viogén (Sistema de Seguimiento Integral en los casos de Violencia de Género - Kadına Yönelik Şiddet Vakalarında Kapsamlı İzleme Sistemi) sisteminde herhangi bir şikayet kaydı bulunmuyordu. Ancak EL PERIÓDICO DE ARAGÓN gazetesinin edindiği bilgilere göre, Morad Z.'nin polis kayıtlarında, farklı kadınlara karşı işlenmiş cinsiyet şiddeti suçlarından sabıkası olduğu tespit edildi. Bu önemli bilgi, şu anda Aile ve Kadın Destek Birimi (UFAM - Unidad de Atención a la Familia y la Mujer) tarafından yürütülen soruşturma dosyasına eklenecek. Zanlı Morad Z., sorgusunun tamamlanmasının ardından Zaragoza'daki 3 numaralı Kadına Yönelik Şiddet Bölümü'nde yargı önüne çıkarılmak üzere gözaltında tutuluyor.
Bu vaka, bir yandan mağdur kadınların şikayet mekanizmalarına erişimindeki zorlukları gösterirken, diğer yandan da sabıkası olan şiddet faillerinin yeni mağdurlar edinme potansiyelini gözler önüne seriyor. Viogén sisteminin temel amacı, kadına yönelik şiddet mağdurlarını korumak ve risk altındaki kadınları takip etmek olsa da, bu özel durumda, mağdurun doğrudan bir şikayeti olmaması, zanlının geçmişteki şiddet eğilimlerinin bu ilişki bağlamında önceden tespit edilmesini engellemiş oldu. Polis ve yargı birimleri, zanlının geçmiş kayıtlarını titizlikle inceleyerek, bu tür vakaların önlenmesi için sistemdeki olası boşlukları değerlendirme yoluna gidecektir.
İspanya'da Kadına Yönelik Şiddet ve Viogén Sistemi
İspanya, kadına yönelik şiddetle mücadelede Avrupa'nın öncü ülkelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ülke, 2004 yılında yürürlüğe giren "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kapsamlı Koruma Tedbirleri Organik Kanunu" ile bu alanda önemli adımlar atmıştır. Bu yasa, cinsiyet şiddetini sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddeti de kapsayan geniş bir çerçevede ele almaktadır. Viogén sistemi de bu yasanın bir parçası olarak 2007 yılında kurulmuş olup, polis, yargı ve sosyal hizmetler birimleri arasında koordinasyonu sağlayarak, şiddet mağdurlarının risk düzeyini değerlendirmeyi ve koruma tedbirleri almayı hedeflemektedir.
Viogén sistemi, mağdurun şikayeti üzerine veya diğer yollarla (örneğin sağlık çalışanları, komşular) polise ulaşan bilgilerle harekete geçer. Sistem, risk değerlendirme algoritmaları kullanarak, mağdurun maruz kaldığı şiddetin türünü, sıklığını, failin geçmişini ve diğer ilgili faktörleri analiz eder. Bu analiz sonucunda mağdur için düşük, orta, yüksek veya aşırı risk seviyeleri belirlenir ve buna göre koruma tedbirleri (uzaklaştırma kararları, elektronik kelepçe, polis koruması vb.) uygulanır. Ancak Zaragoza'daki bu vaka, zanlının geçmişinde şiddet kayıtları olmasına rağmen, mevcut ilişkisinde bir şikayet olmaması nedeniyle Viogén sisteminin doğrudan devreye giremediği bir durumu göstermektedir. Bu durum, sistemin daha proaktif olabilmesi ve geçmiş sabıkaları olan kişilerin potansiyel risklerini daha geniş bir perspektiften değerlendirebilmesi gerektiği tartışmalarını alevlendirmektedir.
İspanya'da kadına yönelik şiddet, ne yazık ki hala ciddi bir toplumsal sorun olmaya devam etmektedir. Her yıl onlarca kadın, partnerleri veya eski partnerleri tarafından öldürülmektedir. Örneğin, 2023 yılında İspanya'da 58 kadın cinsiyet şiddeti sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu tür vakalar, sistemin sürekli olarak gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Türkiye'de de benzer şekilde kadına yönelik şiddet önemli bir toplumsal sorun teşkil etmekte ve İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gibi ulusal mevzuatlarla mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Her iki ülkenin de karşılaştığı ortak zorluk, şiddet döngüsünü kırmak ve mağdurlara güvenli bir yaşam sağlamaktır.
Sistemin Sınırları ve Mağdurların Korunması
Morad Z. vakası, kadına yönelik şiddetle mücadele eden sistemlerin karşılaştığı karmaşık zorlukları bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bir failin birden fazla kadınla şiddet geçmişi olması, ancak her yeni ilişkide sistemin sıfırdan başlaması, koruma mekanizmalarında bir boşluk yaratabilmektedir. Bu durum, suçluların geçmiş kayıtlarının, potansiyel yeni mağdurlara karşı bir uyarı mekanizması olarak daha etkin bir şekilde kullanılması gerektiği yönündeki çağrıları güçlendirmektedir. Ayrıca, mağdurların şiddeti bildirmekten çekinmelerinin veya korkmalarının nedenleri üzerine daha fazla çalışılması ve şikayet mekanizmalarının daha erişilebilir ve güvenli hale getirilmesi hayati önem taşımaktadır.
Bu tür olaylar, sadece yasal düzenlemelerin değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın ve eğitim kampanyalarının da ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadele, sadece polisiye veya yargısal tedbirlerle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda okullardan başlayarak toplumun her kesiminde cinsiyet eşitliği ve saygı kültürünün yerleşmesini sağlamalıdır. Zaragoza'daki bu olay, yargı sürecinin yanı sıra, İspanya genelinde kadına yönelik şiddetle mücadele stratejilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevcut sistemlerin daha entegre ve proaktif hale getirilmesi için bir fırsat sunmaktadır. Mağdurların korunması ve faillerin adalet önüne çıkarılması, toplumsal huzur ve güvenliğin temelini oluşturmaktadır.



