🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Von der Leyen'den Avrupa'nın Yeni Siyasi Dengelerine 'Aşk Yemini': Gelecek Senaryoları

17 Eylül 2026, Perşembe
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Von der Leyen'den Avrupa'nın Yeni Siyasi Dengelerine 'Aşk Yemini': Gelecek Senaryoları

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Avrupa Parlamentosu'ndaki son konuşması, kıtanın içinde bulunduğu çalkantılı dönemi ve geleceğe yönelik siyasi arayışları gözler önüne serdi. Strasbourg'da (Strazburg) gerçekleşen bu önemli oturumda, Von der Leyen, ünlü İngiliz yazar Charles Dickens'ın "İki Şehrin Hikayesi" romanından yaptığı alıntıyla, Avrupa'nın hem en güçlü hem de en kırılgan dönemini yaşadığı paradoksunu vurguladı. Bu açıklama, son Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ardından şekillenen yeni siyasi manzara ve Von der Leyen'in ikinci dönem başkanlık için yürüttüğü kritik müzakerelerin ortasında geldi. Konuşmanın arka planında, özellikle sağ ve aşırı sağ partilerin yükselişiyle birlikte, Avrupa'da yeni bir güç dengesinin kurulma çabaları yatıyor.

Von der Leyen'in "En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı" sözleriyle Avrupa'nın mevcut durumunu tasvir etmesi, kıtanın karşı karşıya olduğu karmaşık gerçekliği çarpıcı bir şekilde özetliyor. Bir yandan Rusya-Ukrayna Savaşı'na karşı gösterilen birlik ve ekonomik dayanıklılık çabaları, AB'nin gücünü kanıtlarken; diğer yandan artan jeopolitik gerilimler, ekonomik belirsizlikler, göç baskısı ve iklim değişikliğinin getirdiği zorluklar, birliğin kırılganlığını ortaya koyuyor. Bu paradoks, Avrupa'nın içinden geçtiği siyasi dönüşümün de temelini oluşturuyor. Von der Leyen, bu çelişkili tabloyu kabul ederek, AB'nin hem iç hem de dış tehditlere karşı ayakta kalma kapasitesini mercek altına aldı.

Başlığın işaret ettiği "Avrupa'nın moda olan adamına aşk yemini" metaforu, Von der Leyen'in ikinci dönem Avrupa Komisyonu Başkanlığı için yürüttüğü stratejik hamlelere gönderme yapıyor. Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) adayı olarak yeniden seçilmek isteyen Von der Leyen, geleneksel merkez sol ve liberal ortaklarının yanı sıra, son seçimlerde önemli kazanımlar elde eden sağ ve aşırı sağ partilerin desteğini arıyor. Özellikle İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) grubuyla potansiyel bir işbirliği, bu "aşk yemininin" en somut göstergelerinden biri olarak yorumlanıyor. Bu durum, AB'nin gelecekteki politika yönelimleri açısından önemli bir dönüşümün habercisi olabilir.

Von der Leyen'in ECR gibi gruplarla yakınlaşma çabası, sadece kişisel siyasi kariyeri için değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin genel siyasi dengeleri için de büyük önem taşıyor. ECR'nin desteğini alabilmek, Von der Leyen'e Avrupa Parlamentosu'nda gerekli nitelikli çoğunluğu sağlamasında yardımcı olabilir. Ancak bu durum, AB'nin temel değerleri, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi konulardaki duruşu üzerinde potansiyel etkiler yaratabilir. Aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç, iklim politikaları ve genişleme gibi konularda daha katı ve ulusalcı yaklaşımların benimsenmesi ihtimali, pek çok gözlemciyi endişelendiriyor. Bu stratejik ittifak arayışı, Avrupa siyasetindeki pragmatizmin ve güç mücadelesinin en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Avrupa Parlamentosu Seçimleri ve Yeni Dengeler

Son Avrupa Parlamentosu seçimleri, kıta genelinde önemli siyasi değişimlere sahne oldu. Merkez sağdaki Avrupa Halk Partisi (EPP) liderliğini korurken, sağ ve aşırı sağ partiler, özellikle Fransa'da Ulusal Birlik (RN) ve Almanya'da Almanya İçin Alternatif (AfD) gibi partiler, oylarını artırarak önemli kazanımlar elde etti. Bu yükseliş, Yeşiller ve liberallerin sandalye kaybetmesiyle sonuçlandı ve Avrupa siyasetinin ağırlık merkezini daha sağa kaydırdı. Bu yeni tablo, AB'nin gelecekteki yasama süreçlerinde ve politika belirleme mekanizmalarında sağ kanadın etkisinin artacağına işaret ediyor. Özellikle göç politikaları, iklim hedefleri ve ekonomik regülasyonlar gibi alanlarda daha muhafazakar ve ulusal çıkarları ön planda tutan yaklaşımların benimsenmesi bekleniyor.

Türkiye ve İspanya İçin Etkileri

Avrupa Birliği'ndeki bu siyasi kaymaların Türkiye ve İspanya gibi ülkeler üzerinde de önemli etkileri olması muhtemeldir. İspanya, geleneksel olarak AB'nin merkez sol kanadında yer alan ve entegrasyonu destekleyen bir ülke olarak bilinir. Ancak İspanya'daki iç siyasi dinamikler ve Vox gibi aşırı sağ partilerin yükselişi, AB içindeki genel sağa kayışla paralel bir eğilim göstermektedir. Türkiye için ise, AB ile ilişkilerde göç, vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi konular, yeni Komisyon ve Parlamento'nun politikalarından doğrudan etkilenecektir. Aşırı sağın güçlenmesi, AB'nin genişleme perspektifine daha şüpheci yaklaşmasına ve Türkiye gibi aday ülkelerle ilişkilerde daha katı tutumlar sergilemesine neden olabilir. Özellikle göçmen karşıtı söylemlerin artması, Türkiye'nin AB ile olan göç anlaşmalarını ve işbirliğini daha hassas bir konuma getirebilir.

Ursula von der Leyen'in stratejik hamleleri ve Avrupa'nın yeni siyasi manzarası, Birliğin geleceği için kritik bir dönemeç teşkil ediyor. Dickens'ın sözleriyle ifade edilen paradoks, Avrupa'nın hem zorluklarla başa çıkma kapasitesini hem de içsel kırılganlıklarını gözler önüne seriyor. Eğer Von der Leyen, ECR gibi sağ grupların desteğini alarak ikinci dönem başkanlığını garantilerse, bu durum AB'nin politikalarını önemli ölçüde etkileyebilir. Bu, daha pragmatik, ulusal çıkarları daha fazla gözeten ve belki de bazı temel AB değerlerinden ödün veren bir Avrupa'ya doğru bir kayış anlamına gelebilir. Avrupa'nın bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceği, kıtanın hem iç dinamikleri hem de küresel arenadaki rolü açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreç, sadece Brüksel'deki koridorlarda değil, tüm üye ülkelerde ve hatta AB ile yakın ilişkileri olan Türkiye gibi ülkelerde de yakından takip edilecektir.

Etiketler:
#avrupa-birlii#ursula-von-der-leyen#avrupa-parlamentosu#siyaset#sa-partiler
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat