Barselona'daki prestijli Vall d'Hebron Hastanesi, göz sağlığı alanında önemli bir adım atarak Eylül 2024'te yeni Miyopi Birimi'ni hizmete açtı. Bu özel birim, yüksek miyopi (miyop) hastalarında körlüğü önlemeyi ve retina hasarı veya glokom gibi ciddi komplikasyonları azaltmayı hedefliyor. Açıldığı günden bu yana 200'den fazla hastaya hizmet veren birim, özellikle 6 dioptriden fazla miyopisi olan veya göz eksen uzunluğu 26 milimetreyi aşan "yüksek miyop" olarak tanımlanan bireylere odaklanıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, sessizce ilerleyen ve kalıcı görme kaybına yol açabilen glokomun erken teşhisinde kritik bir rol oynamayı amaçlıyor.
Yüksek miyopi, sadece uzak mesafeyi net görememekle kalmayıp, beraberinde retina dekolmanı, makula dejenerasyonu ve glokom gibi ciddi göz hastalıkları riskini de artırır. Retina dekolmanı gibi durumlar genellikle ani semptomlarla (gölge, deforme görüntüler, lekeler) kendini belli ederken, glokom çoğu zaman belirgin bir ağrı veya görme kaybı hissi vermeden ilerler. İşte bu "sessiz ilerleyiş" glokomu özellikle tehlikeli kılmakta ve erken teşhisin önemini katlamaktadır. Vall d'Hebron'daki yeni birim, bu tür komplikasyonları çok daha erken evrelerde saptayarak hastaların görme yetilerini korumayı hedefliyor.
Hastanenin retina bölümünden Doktor Anna Boixadera'nın açıklamalarına göre, Miyopi Birimi "yüksek çözünürlüklü muayeneler" ve "çok yenilikçi testler" sunuyor. Birimin temel hedeflerinden biri de hasta zamanını "optimize etmek". Bu doğrultuda, farklı uzmanlık alanlarından doktorlar (retina, glokom vb.) hastayı aynı anda değerlendiriyor ve ardından ortak bir konsensüsle tedavi planını belirliyorlar. Bu multidisipliner yaklaşım, karmaşık miyopi vakalarında daha bütünsel ve etkili bir tedavi sürecini mümkün kılıyor.
Glokom uzmanı Doktor Marta Castany, daha önce özellikle glokom vakalarında teşhiste bir "uyumsuzluk" yaşandığını ve bu durumun hastalığın çok daha geç evrelerde saptanmasına neden olduğunu belirtiyor. Ortak muayeneler sayesinde artık patolojinin "tümünün değerlendirilebildiğini" vurgulayan Castany, yüksek miyopisi olan kişilerin genel popülasyona göre glokoma yakalanma riskinin tam beş kat daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. Bu istatistik, yeni birimin özellikle glokom taraması ve erken müdahale açısından ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor.
Doktor Boixadera, birimin hasta profilinin genellikle 50 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu, zira bu yaşlarda daha fazla dioptri artışı ve komplikasyonların ortaya çıktığını ifade ediyor. Miyopinin nedenleri arasında "kalıtsal faktörler" önemli bir yer tutsa da, özellikle çocuklarda artan ekran süresinin miyopi insidansını yükselttiği ve bunun gelecekteki komplikasyon vakalarını artıracağı öngörülüyor. Kendi birimlerinin henüz yeni açılmış olması nedeniyle kapsamlı bir değerlendirme yapmanın erken olduğunu belirten Boixadera, önümüzdeki yıllarda her seviyede miyopi vakalarının artacağını öngörüyor. Bu nedenle, özellikle ekranlara en çok maruz kalan çocuklarda önleyici tedbirlerin alınmasının ve bilinçlendirme çalışmalarının kritik olduğunu vurguluyor.
Miyopi ve Glokom: Küresel Bir Sağlık Sorunu ve İspanya'daki Yanıtlar
Miyopi, dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık %50'sinin miyop olacağı tahmin edilmektedir. Bu, özellikle Asya ülkelerinde gözlemlenen hızlı artışla birlikte, miyopiye bağlı komplikasyonların da önemli ölçüde artacağı anlamına gelmektedir. Türkiye'de de benzer bir tablo gözlemlenmekte olup, özellikle şehirleşme ve dijital cihaz kullanımının yaygınlaşmasıyla çocuklarda miyopi oranları yükseliştedir. Bu durum, Vall d'Hebron Hastanesi gibi referans merkezlerin miyopiye özel birimler kurmasını zorunlu kılmaktadır.
Glokom ise, "göz tansiyonu" olarak da bilinen, genellikle göz içi basıncının artması sonucu optik sinirde hasara yol açan ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı körlüğe neden olan sinsi bir hastalıktır. Başlangıçta hiçbir belirti vermediği için, hastalar genellikle görme kaybı fark etmeye başladıklarında hastalığın ileri evrelerinde olurlar. Yüksek miyopinin glokom riskini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır, çünkü yüksek miyop gözlerde optik sinir ve retina yapısı glokoma karşı daha hassas olabilir. Bu nedenle, yüksek miyopisi olan bireylerin düzenli ve kapsamlı göz muayenelerinden geçmesi hayati önem taşımaktadır.
İspanya'nın kamu sağlık sistemi, Avrupa'nın en iyilerinden biri olarak kabul edilir ve Vall d'Hebron Hastanesi, Barselona'nın en büyük ve en prestijli eğitim ve araştırma hastanelerinden biridir. Bu tür uzmanlaşmış birimlerin kurulması, İspanyol sağlık sisteminin karmaşık ve yaygın hastalıklarla mücadeledeki yenilikçi yaklaşımını göstermektedir. Göz hastalıkları teşhis ve tedavisinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) gibi ileri görüntüleme teknikleri ve yapay zeka destekli analizler sayesinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Vall d'Hebron'daki birim de bu son teknolojileri kullanarak erken ve doğru teşhisi hedeflemektedir.
Erken Teşhisin Hayati Önemi ve Gelecek Perspektifleri
Miyopi Birimi'nin hizmet verdiği 200'den fazla hasta arasında, 2017 yılında retina dekolmanı geçiren Xavier Pàmies'in hikayesi, yüksek miyopinin yol açabileceği zorlukları ve erken müdahalenin önemini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Pàmies, miyopisiyle ilgili komplikasyonlar nedeniyle her iki gözünden de toplamda dört ameliyat geçirmiş ve glokom geliştirmiştir. Düzenli tıbbi kontroller ve uygulanan tedaviler sayesinde glokomun ilerlemesi durdurulabilmiş olsa da, Pàmies sağ gözündeki görme kısıtlılığı nedeniyle artık neredeyse hiç araç kullanmadığını belirtiyor. Ancak, "birkaç yıl sonra bile her iki gözüyle de makul derecede iyi görebildiği için" memnuniyetini dile getiriyor ve Vall d'Hebron'daki uzmanlara teşekkür ediyor.
Xavier Pàmies'in deneyimi, miyopi ve glokom gibi hastalıkların yaşam kalitesi üzerindeki potansiyel etkilerini ve multidisipliner bir yaklaşımla sağlanan kapsamlı bakımın değerini vurgulamaktadır. Vall d'Hebron'daki Miyopi Birimi gibi uzmanlaşmış merkezler, sadece mevcut vakaları tedavi etmekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki körlük vakalarını önlemek için kritik bir rol oynamaktadır. Bu tür birimler, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, komplikasyonları yönetmek ve hastaların yaşam kalitesini artırmak için yenilikçi yöntemler sunmaktadır.
Bu tür uzmanlaşmış birimlerin yaygınlaşması, küresel miyopi salgınıyla mücadelede kilit rol oynayacaktır. Türkiye'de de benzer uzmanlaşmış göz sağlığı birimlerinin kurulması veya mevcutların güçlendirilmesi, artan miyopi ve glokom yüküyle başa çıkmak için büyük önem taşımaktadır. Toplumda miyopi ve glokom hakkında farkındalığın artırılması, düzenli göz kontrollerinin teşvik edilmesi ve özellikle çocuklarda ekran süresinin kısıtlanması gibi koruyucu önlemlerin alınması, gelecekteki görme kayıplarını önlemede kritik adımlar olacaktır. Vall d'Hebron örneği, bu alandaki uluslararası işbirliği ve bilgi paylaşımının da önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.



