
İspanya'nın Balear Adaları'ndaki Palma kentinde gerçekleşen önemli bir buluşmada, Arjantinli transfeminist aktivistler Ornella Infante ve Belén Correa, aşırı sağın yükselişinin toplumsal kazanımları tehdit ettiğine dair güçlü uyarılarda bulundu. Geçtiğimiz Cuma günü düzenlenen "Bellek ve Haklar" başlıklı etkinlikte konuşan aktivistler, son yıllarda elde edilen hakların ciddi tehlike altında olduğunu ve hiçbir sosyal kazanımın mücadele etmeden elde edilmediği gibi, savunulmadan da ayakta kalamayacağını vurguladılar. Özellikle transfeminist hareketin bu küresel tehditten doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Infante ve Correa, pasifizasyon ve dikkat dağıtma mekanizmalarına karşı uyanık olunması gerektiğini belirterek, "Bugün sizi hapsetmiyorlar, Netflix ile aptallaştırıyorlar" şeklindeki çarpıcı ifadeleriyle dinleyicilere mesaj verdiler.
Arjantin Ulusal Ayrımcılık, Yabancı Düşmanlığı ve Irkçılıkla Mücadele Enstitüsü'nün eski direktörü olan Ornella Infante ve Arjantin Trans Bellek Arşivi araştırmacısı Belén Correa, kendi ülkelerindeki ve Latin Amerika'daki deneyimlerinden yola çıkarak, aşırı sağın söylemlerinin ve politikalarının toplumun farklı kesimlerini nasıl hedef aldığını detaylandırdılar. İkili, özellikle cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim hakları alanında kaydedilen ilerlemelerin, popülist ve muhafazakar akımların etkisiyle nasıl geri alınmaya çalışıldığını örneklerle açıkladı. Bu tehdidin sadece yasal düzenlemelerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda nefret söylemleri ve toplumsal kutuplaşma yoluyla günlük hayata da sızdığını belirttiler.
Aşırı Sağın Küresel Yükselişi ve Trans Haklarına Etkisi
Aşırı sağın yükselişi, Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Asya'dan Kuzey Amerika'ya kadar küresel bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor. İspanya'da VOX gibi partilerin güçlenmesi, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde muhafazakar hükümetlerin LGBTQ+ haklarına yönelik kısıtlayıcı politikaları ve ABD'de bazı eyaletlerde trans bireylerin haklarına getirilen yasaklar, bu küresel eğilimin somut örneklerini oluşturuyor. Bu siyasi akımlar genellikle "geleneksel aile değerleri" veya "ulusal kimlik" gibi kavramları kullanarak, cinsel ve cinsiyet kimliği azınlıklarını hedef alıyor, onların varoluşsal haklarını sorguluyor ve toplumsal kabul görmelerini engellemeye çalışıyor. Bu durum, transfeminist hareketin kazanımlarını doğrudan tehdit ederek, yıllar süren mücadelelerle elde edilen ilerlemeleri tehlikeye atıyor.
Aktivistlerin "Netflix ile aptallaştırıyorlar" metaforu, modern toplumun pasifizasyon mekanizmalarına yönelik güçlü bir eleştiri niteliği taşıyor. Bu ifade, bireylerin siyasi ve toplumsal meselelerden uzaklaştırılarak, tüketim kültürü ve dijital eğlence platformları aracılığıyla eleştirel düşünme yeteneklerinin köreltilmesini ve pasif birer seyirci haline getirilmesini ima ediyor. Toplumsal sorunlara karşı duyarsızlaşmanın ve kolektif mücadele ruhunun zayıflamasının, aşırı sağın yükselişine zemin hazırladığına dikkat çeken Infante ve Correa, bu durumun özellikle genç nesillerin siyasi katılımını ve hak arayışını olumsuz etkilediğini vurguladılar. Gerçek dünya sorunlarından kaçışın, otoriter rejimlerin işini kolaylaştırdığına işaret ettiler.
İspanya ve Arjantin'deki Trans Hakları Mücadelesinin Bağlamı
İspanya, son yıllarda trans hakları konusunda Avrupa'da öncü adımlar atan ülkelerden biri oldu. 2023 yılında yürürlüğe giren "Ley Trans" (Trans Yasası), bireylerin cinsiyet kimliğini kendi beyanlarıyla yasal olarak değiştirmesine olanak tanıyarak, trans bireylerin hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Bu yasa, daha önce tıbbi veya psikolojik teşhis gerektiren süreci basitleştirerek, trans hakları aktivistlerinin uzun süredir savunduğu bir talebi karşıladı. Ancak bu ilerici adım, ülkedeki muhafazakar ve aşırı sağcı grupların yanı sıra, bazı feminist çevrelerden de sert eleştirilerle karşılaştı. Bu tartışmalar, İspanya'da transfeminist haklar etrafındaki gerilimin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Arjantin ise Latin Amerika'da LGBTQ+ hakları, özellikle de trans hakları konusunda uzun süredir öncü bir rol üstleniyor. 2012 yılında kabul edilen Cinsiyet Kimliği Yasası (Ley de Identidad de Género), bireylerin cinsiyet kimliğini kendi beyanlarıyla değiştirmesine izin veren dünyadaki ilk yasalardan biriydi ve bu alanda uluslararası bir referans noktası haline geldi. Ornella Infante ve Belén Correa gibi aktivistler, bu yasanın hazırlanmasında ve uygulanmasında kilit rol oynadılar. Ancak Arjantin'deki son siyasi gelişmeler ve aşırı sağcı popülizmin yükselişi, bu kazanımların geleceği hakkında endişeler yaratıyor. Aktivistler, elde edilen hakların kırılganlığını ve sürekli savunulması gerektiğini kendi deneyimlerinden çok iyi biliyorlar.
Türkiye Bağlantısı ve Geleceğe Yönelik Çağrı
Transfeminist aktivistlerin İspanya'daki bu uyarıları, Türkiye'deki LGBTQ+ ve özellikle trans hakları mücadelesi için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de trans bireylerin yasal cinsiyet değişimi süreci, hala tıbbi ve hukuki engellerle dolu olup, kendi beyanlarıyla cinsiyet kimliği tanınması gibi bir hak henüz bulunmamaktadır. Toplumsal alanda nefret söylemleri ve ayrımcılık yaygınlığını korurken, aktivistler ve sivil toplum kuruluşları, trans hakları için zorlu bir mücadele yürütmektedir. Aşırı sağın ve muhafazakar söylemlerin yükselişi, Türkiye'de de benzer bir baskı ortamı yaratmakta ve mevcut hakların korunmasını dahi zorlaştırmaktadır.
Palma'daki buluşmada verilen mesaj, küresel çapta demokratik kazanımların ve insan haklarının kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Ornella Infante ve Belén Correa'nın vurguladığı gibi, hiçbir sosyal hak kendiliğinden kazanılmaz ve korunmaz; sürekli bir mücadele, farkındalık ve kolektif eylem gerektirir. "Bugün sizi hapsetmiyorlar, Netflix ile aptallaştırıyorlar" uyarısı, modern dünyada siyasi pasifizasyona karşı uyanık olma ve toplumsal meselelere aktif katılımın önemini hatırlatan güçlü bir çağrıdır. Aktivistlerin bu çağrısı, gelecekteki hak ihlallerine karşı durmak ve kazanılmış özgürlükleri savunmak için sivil toplumun ve bireylerin sürekli teyakkuz halinde olması gerektiğinin altını çiziyor.



