Teatre Nacional de Catalunya (TNC), İspanya'nın Catalunya (Katalonya) bölgesinin başkenti Barselona'nın kültürel kalbinde yer alan prestijli ulusal tiyatrosu, 2026-27 sezonunun programını duyurdu. Kurumun başında son sezonunu geçirecek olan sanat yönetmeni Carme Portaceli, bu özel dönemi "sevgili ve hırçın Barselona'mızın tarihinde bir yolculuk" olarak tasvir etti. Yeni sezon, hem şehrin edebi mirasını onurlandıracak hem de çağdaş Barselona'nın güncel kaygılarını ve dinamiklerini sahneye taşıyacak.
Portaceli'nin vizyonu doğrultusunda, tiyatroseverler Mercè Rodoreda ve Carmen Laforet gibi Katalan ve İspanyol edebiyatının önemli isimlerinin eserlerinin adaptasyonlarıyla buluşacak. Ancak program sadece geçmişe dönük bir bakışla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda günümüz Barselona'sının sosyal ve politik meselelerine odaklanan yeni yapımlara da ev sahipliği yapacak. Bu yaklaşım, TNC'nin hem kültürel bir hafıza kurumu olma hem de çağdaş toplumun aynası olma misyonunu bir kez daha vurguluyor.
Edebiyatın Işığında ve Güncel Yansımalar
TNC'nin 2026-27 sezonu, 19 Eylül'de ünlü şarkıcı Sílvia Pérez Cruz'un "Repetir, repetir, repetir" adlı konseriyle başlayacak. Bu açılış konseri, sanatçının on yıl önce kaydettiği "Vestida de nit" albümünü seslendirdiği beşlisiyle yeniden bir araya gelmesini sağlayarak, müzik ve tiyatro arasındaki güçlü bağı sergileyecek. Sezon boyunca, Katalan sahnesinin önemli isimleri de programda yer alacak. Josep Maria Miró, 30 Eylül'den itibaren "El cadell" adlı eseriyle seyirciyle buluşurken, Josep Maria Mestres Bertolt Brecht'in zamansız klasiği "Cesaret Ana ve Çocukları"nı (La mare coratge i els seus fills) sahneye taşıyacak. Agrupación Señor Serrano ise "L'allau" ile kendi özgün tiyatro evrenine geri dönecek.
Ailelere yönelik programda Txema Muñoz'un "Gota" adlı palyaço gösterisi, Eunoia Kolektiva'nın "Tenet" adlı sirk performansı ve Eléctrico 28'in "The Frame" adlı yapımı yer alacak. Sezonun diğer önemli yapımları arasında, TNC'nin ev sahipliği yaptığı Festival Clàssics kapsamında Indie Gest kumpanyasının "El meu clàssic" adlı eseri, Victoria Szpunberg'in büyük başarısı "La tercera fuga"nın dönüşü ve sezonu kapatacak olan Angélica Liddell'in "00:01. La creación" adlı performansı bulunuyor. Bu geniş yelpaze, tiyatronun farklı türlerini ve ifade biçimlerini bir araya getirerek geniş bir kitleye hitap etmeyi amaçlıyor.
Barselona: Dünden Bugüne Bir Sahne
Carme Portaceli, TNC'nin sanat yönetmenliğini üstlendiğinde, son sezonunu Barselona'ya adamaya karar vermişti. Ona göre Barselona, her zaman hayallerinin şehri olmuştu. Bu "şehirde yürüyüş" teması altında, Katalan edebiyatının devlerinden Mercè Rodoreda'nın "L'hostal de les tres camèlies" ve Montserrat Roig'in "Roig i violeta" gibi eserleri sahneye taşınacak. İspanyol edebiyatının ölümsüz klasiği Carmen Laforet'in "Nada (o Res)" adlı romanının adaptasyonu da bu edebi yolculuğun önemli duraklarından biri olacak. Bu eserler, Barselona'nın farklı dönemlerini, sosyal dokusunu ve insanlarını edebiyat aracılığıyla yeniden keşfetme fırsatı sunuyor.
Edebiyat klasiklerinin yanı sıra, çağdaş Barselona'nın çalkantılı meseleleri de sahneye taşınacak. "La ràbia" adlı oyun, yeni nesiller arasında nefret ve yabancı düşmanlığının geri dönüşünü ele alarak önemli bir toplumsal tartışmayı tetiklemeyi hedefliyor. "450 Volts" ise, Franco diktatörlüğü döneminde siyasi tutuklulara işkence yapılan Via Laietana karakolunun acı dolu hafızasını konu alıyor. Bu eser, İspanya'nın yakın geçmişiyle yüzleşme ve tarihsel hafıza pratiğinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Barselonalı aktivist Custodia Moreno'ya ithaf edilen "365 dones l'any" döngüsü de kadınların toplumsal mücadeledeki rolüne dikkat çekiyor. Bu yapımlar, tiyatronun sadece eğlence değil, aynı zamanda bir düşünce ve eleştiri platformu olduğunu gösteriyor.
TNC'nin Kültürel Mirası ve Geleceğe Yönelik Etkisi
Teatre Nacional de Catalunya, Ricardo Bofill tarafından tasarlanan modern mimarisiyle de Barselona'nın ikonik yapılarından biridir. 1997'de açılışından bu yana, Katalan tiyatrosunun gelişiminde merkezi bir rol oynamış, hem yerel yetenekleri desteklemiş hem de uluslararası sahneden önemli yapımları ağırlamıştır. Carme Portaceli'nin son sezonu, Barselona'ya adanmış temasıyla, şehrin kültürel kimliği ile tiyatronun sanatsal ifadesini birleştirerek güçlü bir kapanış yapmayı hedefliyor. Bu tür tematik sezonlar, seyircinin bir şehri veya bir fikri farklı sanatsal perspektiflerden deneyimlemesini sağlayarak, tiyatronun toplumsal bağlamını güçlendirir.
TNC'nin programı, sanatsal çeşitliliği ve toplumsal duyarlılığı bir araya getirerek, tiyatronun sadece bir sahne sanatı olmanın ötesinde, bir şehrin ruhunu, tarihini ve geleceğini yansıtan canlı bir platform olduğunu kanıtlıyor. Bu yaklaşım, Türkiye'deki ulusal tiyatrolar için de ilham verici olabilir; zira kültürel mirasın korunması ve çağdaş meselelerin sanatsal bir dille ele alınması, her toplumun tiyatrosunun temel görevlerindendir. Barselona'ya yapılan bu saygı duruşu, şehrin sanatsal ve entelektüel zenginliğine dair derin bir keşif vaat ediyor ve tiyatronun toplumsal değişimdeki potansiyelini bir kez daha gözler önüne seriyor.



