🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Terrassa Cinayetleri: Babaya Zorla Evlilik ve Şiddetten 14 Yıl Hapis İstemi

10 Mart 2026, Salı
5 dk okuma
Terrassa Cinayetleri: Babaya Zorla Evlilik ve Şiddetten 14 Yıl Hapis İstemi

Barselona'nın Terrassa kentinde yaşayan ve 2022 yılında Pakistan'da korkunç bir cinayete kurban giden iki kız kardeşin babası hakkında savcılık, "şiddet, boyun eğdirme ve aile içi korkutma ortamı" yaratmak, "sıkı kontrol" uygulamak, zorla evlilik dayatmak ve itaat etmedikleri takdirde "fiziksel ceza" vermek suçlamalarıyla 14 yıl hapis cezası talep etti. El País ve El Periódico gazeteleri tarafından duyurulan ve Efe haber ajansının eriştiği geçici sonuç yazısında, Terrassa Bölge Savcılığı, baba G.A. ve oğullarından R.S.A.'yı zorla evlendirme amacıyla insan ticareti, alışılmış kötü muamele ve cebir suçlarından sorumlu tutarak her ikisi için de 14 yıl hapis cezası istedi.

Savcılık ayrıca, Pakistan'da öldürülen iki kız kardeşin diğer bir kardeşi olan A.Y.A. için de altı yıl hapis cezası talep etti. Bu kardeşin zorla evlilik planına katıldığı kanıtlanamadığı için suçlamalar alışılmış kötü muamele ve cebirle sınırlı kaldı. 24 yaşındaki Arooj ve 21 yaşındaki Aneesa adlı kız kardeşler, 20 Mayıs 2022 tarihinde Pakistan'ın Nothia kasabasında katledilmişti. Bu cinayetle ilgili olarak Pakistan yargısı tarafından aralarında iki kardeşlerinin de bulunduğu altı aile üyesi yargılanmış, ancak ebeveynlerin affı ve delil yetersizliği nedeniyle beraat etmişlerdi. Bu durum, uluslararası hukuk ve yerel gelenekler arasındaki karmaşık etkileşimi gözler önüne sermektedir.

Savcılık, hazırladığı yazıda, iki kız kardeşin Terrassa'da maruz kaldığı "şiddet, boyun eğdirme ve korkutma ortamını" detaylı bir şekilde anlattı. Kız kardeşler, kişisel yaşamlarında, sosyal ve mesleki faaliyetlerinde "sıkı bir kontrol" altında tutuluyor, evlerinde adeta hapsediliyor ve sadece yanlarında bir refakatçiyle dışarı çıkmalarına izin veriliyordu. Bu durum, modern Avrupa toplumlarında kabul edilemez bir yaşam tarzını temsil etmekte olup, bireysel özgürlüklerin ve insan haklarının ihlali anlamına gelmektedir.

Geçtiğimiz Temmuz ayında, Terrassa 3 Nolu Soruşturma Mahkemesi hakimi, babanın diğer aile üyeleriyle birlikte "kızlarını aldatmak ve böylece onları Pakistan'a gitmeye ikna ederek ailelerinin onurunu temizlemek amacıyla bir plan" kurduğu sonucuna vararak üç sanığı yargılanmaya bir adım yaklaştırdı. Babanın bu eylemleri, kızlarının "uygun davranış" normlarını veya geleneklerini çiğnediğine inanması ve "meydan okuyan tutumları" nedeniyle gerçekleşti. Kız kardeşler, zorla evliliklerini kabul etmiyor, hatta bu evlilikleri feshetmek istiyor ve İspanya'da başka kişilerle duygusal ilişkiler yaşıyorlardı. Bu durum, geleneksel değerler ile bireysel özgürlükler arasındaki derin çatışmayı ortaya koymaktadır.

Mağdurların "babacan kurallara ve topluluklarında belirlenen normlara meydan okuyan davranışları nedeniyle misilleme korkusu" taşımalarına rağmen, hakim, her iki kız kardeşin de "aldatılarak ikna edildiklerini" ve 18 Mayıs 2022'de Pakistan'a gittiklerini, burada 20 Mayıs 2022'de "sözde babalarının rızasıyla" öldürüldüklerini belirtti. Yargıç, İspanya'dayken, büyük kız kardeşin babası ve erkek kardeşlerinden biri tarafından "sürekli olarak kontrol edildiğini", "aile çevresi dışındaki kişilerle ilişki kurma imkanından yoksun bırakıldığını", babası veya erkek kardeşi eşlik etmedikçe evden çıkamadığını ve her ikisi tarafından da sürekli fiziksel kötü muameleye maruz kaldığını ifade etti. Bu tür vakalar, özellikle göçmen topluluklarında, kültürel çatışmaların trajik sonuçlarını gözler önüne sermektedir.

Zorla Evliliklerin Gölgesinde Bir Trajedi

Bu trajik durum karşısında, baba 2019 yılında büyük kızıyla birlikte Pakistan'a giderek, kızının bilgisi dışında ayarladığı bir kuzeniyle evlenmesini sağladı. Kız, 22 Aralık 2019'da zorla evlendirildi. İspanya'ya döndüğünde, evliliğini sürdürmeyi reddeden ve kocasının oturma izni almasını engellemeye çalışan kız, aile evini terk ederek Barselona'da yaşayan bir Pakistan vatandaşıyla duygusal bir ilişkiye başladı. Bu, onun bağımsızlık arayışının ve maruz kaldığı baskıya karşı direnişinin bir göstergesiydi.

Baba daha sonra, 2019 yılında Pakistan'da iradesi dışında evlenmeye zorladığı diğer kızının da Terrassa'ya gelerek onlarla yaşamasını sağlamak için işlemleri başlattı. Burada da kız kardeşini sürekli bir kontrol altında tuttular. Büyük ablasının yaptığı gibi, kız da 2022'nin başlarında baba evinden kaçmayı başardı ve ablasıyla birlikte yaşamaya başladı. Ancak baba, her ikisini de Pakistan'a dönmeye ikna etmeyi başardı ve orada öldürüldüler. Bu durum, zorla evliliklerin sadece evlilik anıyla sınırlı kalmayıp, bireylerin hayatları üzerinde uzun süreli ve yıkıcı etkileri olduğunu göstermektedir.

Arka Plan ve Toplumsal Bağlam

Bu dava, İspanya'da ve özellikle göçmen topluluklarında zorla evlilikler ve namus cinayetleri gibi ciddi insan hakları ihlallerinin varlığını bir kez daha gündeme getirmiştir. İspanyol yasaları zorla evliliği suç saymakta ve bu tür eylemlere karşı ağır cezalar öngörmektedir. Ancak, bazı topluluklarda hala derin kökleri olan geleneksel "namus" kavramları, genç kadınların özgürlüklerini kısıtlamakta ve hatta hayatlarına mal olabilmektedir. İspanya'da bu tür vakaların önlenmesi için sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları, farkındalık kampanyaları yürütmekte ve mağdurlara destek sağlamaktadır.

Türkiye'de de benzer sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Özellikle kırsal bölgelerde ve bazı geleneksel aile yapılarında zorla evlilikler ve "namus" adı altında işlenen suçlar zaman zaman gündeme gelmektedir. Türk Ceza Kanunu da zorla evliliği ve bu tür eylemleri ağır şekilde cezalandırmaktadır. Bu tür uluslararası davalar, Türkiye'deki kamuoyunun da benzer sorunlara karşı duyarlılığını artırmakta ve bu konuda mücadele eden kurumların çabalarına destek olmaktadır. İspanya ve Türkiye gibi farklı kültürel geçmişlere sahip ülkelerin bu tür sorunlarla mücadelede ortak paydalar bulması, küresel insan hakları mücadelesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Etki ve Sonuç Analizi

Bu davanın sonucu, İspanya'da zorla evlilik ve aile içi şiddetle mücadelede önemli bir emsal teşkil edebilir. Savcılığın babaya ve kardeşlerden birine yönelik 14 yıllık hapis cezası talebi, yargının bu tür suçlara karşı sıfır tolerans yaklaşımını yansıtmaktadır. Ayrıca, bu dava, göçmen toplulukları içinde kültürel entegrasyon ve bireysel özgürlükler arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne sermektedir. İspanyol devleti, bir yandan kültürel çeşitliliği korumaya çalışırken, diğer yandan evrensel insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinden ödün vermemesi gerektiğini bu tür davalarla teyit etmektedir.

Bu trajik olay, genç kadınların kendi hayatları hakkında karar verme haklarının korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Özellikle savunmasız durumdaki bireylerin, aile baskısı ve geleneksel normlar altında ezilmemesi için hem yasal korumaların güçlendirilmesi hem de toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir. Arooj ve Aneesa'nın hikayesi, sadece bir cinayet davası olmaktan öte, küresel çapta kadın hakları ve bireysel özgürlükler mücadelesinin acı bir yansımasıdır. Bu dava, gelecekte benzer olayların önlenmesi adına atılacak adımlara ışık tutacak ve mağdurların sesi olmayı sürdürecektir.

Etiketler:
#terrassa#cinayet#zorla-evlilik#aile-ici-siddet#hukuk
Paylaş: