İspanya'nın Barselona şehrinden faaliyet gösteren insani yardım projeleri koordinatörü Griselda Bereciartu, son yıllarda Catalunya (Katalonya), Canarias (Kanarya Adaları) ve Andalucía (Endülüs) bölgelerinde yürüttüğü programlarda sayısız genç göçmenle bir araya geldi. Bu gençlerin önemli bir kısmı, aileleri tarafından Kur'an okullarına, yani daara'lara gönderilen ve marabú adı verilen hocaların denetiminde eğitim alan "talibé" çocuklardı. Ne yazık ki, binlerce çocuğun bu dini merkezlerdeki yaşam koşulları son derece kötü; çoğu dilenmeye zorlanıyor, fiziksel cezalara maruz kalıyor ve açlık çekiyor. Bereciartu, bu trajik duruma bir çözüm sunmak amacıyla Asha-Kiran vakfı ile birlikte Senegal'in Saint-Louis şehrinde "Hogar de Infancia Talibé" (Talibé Çocuklar Evi) adlı bir merkez açtı. Bu merkez, talibé çocuklara temel eğitim, bakım ve göçün farklı yüzleri hakkında bilinçlendirme sağlayarak onlara destek olmayı hedefliyor.
Açılan bu yeni merkez, talibé çocukların yaşadığı insani krize doğrudan müdahale etmeyi amaçlıyor. Merkezin temel misyonu, çocuklara güvenli bir barınak sağlamanın yanı sıra, onlara okuma-yazma, mesleki beceriler kazandırmak ve temel sağlık hizmetleri sunmaktır. Ayrıca, çocukların göç etme kararı almadan önce karşılaşabilecekleri zorluklar ve riskler hakkında gerçekçi bilgiler edinmeleri için de özel programlar düzenleniyor. Bu sayede, hem mevcut durumlarından kurtulmaları hem de gelecekte daha bilinçli kararlar almaları hedefleniyor. Bereciartu'nun İspanya'daki deneyimleri, bu çocukların Avrupa'ya ulaştıklarında da ciddi zorluklarla karşılaştıklarını ve özel bir desteğe ihtiyaç duyduklarını göstermiştir.
Talibé çocukların durumu, Batı Afrika'da, özellikle Senegal, Gambiya ve Moritanya gibi ülkelerde uzun yıllardır devam eden karmaşık bir sosyal ve insani sorundur. Geleneksel olarak, daara'lar çocuklara İslami eğitim veren saygın kurumlar olarak kabul edilirdi. Ancak zamanla, yoksulluk, denetim eksikliği ve bazı marabú'ların suiistimalleri nedeniyle bu sistem yozlaştı. Çocuklar, dini eğitim kisvesi altında çoğu zaman ailelerinden koparılıp zorla çalıştırılmakta, dilencilik yapmaya zorlanmakta ve insanlık dışı koşullarda yaşamaya mahkum edilmektedirler. Uluslararası kuruluşlar, bu durumu modern köleliğin bir biçimi olarak tanımlamakta ve acil müdahale çağrısı yapmaktadır.
Talibé Fenomeni: Tarihsel Arka Plan ve İnsani Boyut
Talibé çocukların durumu, sadece bir eğitim sorunu değil, aynı zamanda derin köklere sahip bir insan hakları ihlalidir. Batı Afrika'da, özellikle Senegal'de, daara adı verilen Kur'an okulları, yüzyıllardır İslami eğitimin önemli bir parçası olmuştur. Bu okullarda çocuklar, marabú adı verilen dini liderlerin rehberliğinde Kur'an'ı ezberler ve dini bilgiler edinirlerdi. Ancak, son yıllarda ekonomik sıkıntılar ve geleneksel yapıların bozulmasıyla birlikte, bu sistem kötüye kullanılmaya başlandı. Aileler, çocuklarını daha iyi bir gelecek veya dini eğitim umuduyla daara'lara gönderirken, bazı marabú'lar bu çocukları kendi çıkarları için sömürmeye başladı. Çoğu zaman küçük yaşta olan bu çocuklar, günlük olarak belirli bir miktar para veya yiyecek toplamak zorunda bırakılıyor, hedeflerine ulaşamadıklarında ise fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. UNICEF'in raporlarına göre, sadece Senegal'de on binlerce çocuğun bu koşullar altında yaşadığı tahmin edilmektedir.
Bu çocuklar genellikle yetersiz beslenme, hastalıklar ve hijyen eksikliği nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşarlar. Eğitim haklarından mahrum bırakıldıkları gibi, normal bir çocukluk geçirme ve gelişimlerini tamamlama şansları da ellerinden alınır. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, talibé çocukların yaşadığı durumu "çocuk köleliği" olarak nitelendirmekte ve bu uygulamanın sona erdirilmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde daha güçlü adımlar atılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, sadece dini bir eğitim meselesi olmaktan çıkmış, küresel bir çocuk istismarı sorununa dönüşmüştür. Griselda Bereciartu'nun Barselona'dan yola çıkarak Senegal'de attığı bu adım, bu küresel soruna yerel düzeyde bir çözüm getirme çabasının önemli bir göstergesidir.
Uluslararası İşbirliği ve Geleceğe Yönelik Umutlar
Asha-Kiran vakfı ve Griselda Bereciartu'nun Saint-Louis'de kurduğu "Hogar de Infancia Talibé" gibi merkezler, talibé çocukların acil ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, bu sorunun kök nedenlerine inmeye çalışan daha geniş bir çabanın parçasıdır. Bu tür girişimler, çocuklara sadece barınma ve beslenme sağlamakla kalmaz, aynı zamanda onlara eğitim ve psikososyal destek sunarak travmalarını atlatmalarına yardımcı olur. Merkezin göç hakkında bilinçlendirme programları, çocukların Avrupa'ya doğru tehlikeli yolculuklara çıkmadan önce gerçekleri öğrenmelerini sağlayarak, insan kaçakçılığı ağlarının kurbanı olmalarını engellemeyi amaçlamaktadır. Bu, özellikle İspanya'nın Kanarya Adaları üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan Batı Afrikalı göçmenlerin sayısının arttığı bir dönemde büyük önem taşımaktadır.
Bu insani krizin çözümü, sadece sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla değil, aynı zamanda Senegal hükümeti, uluslararası toplum ve dini liderlerin işbirliğiyle mümkündür. Hükümetin daara'lar üzerindeki denetimi artırması, istismarcı marabú'lara karşı yasal işlem başlatması ve yoksul ailelere destek programları sunması gerekmektedir. Uluslararası fonlar ve uzmanlık, bu çabaların sürdürülebilirliğini sağlamak için hayati öneme sahiptir. Barselona'dan gelen bu yardım eli, binlerce talibé çocuğun hayatında gerçek bir fark yaratma potansiyeli taşımakta ve onlara daha adil, güvenli ve umut dolu bir gelecek sunma yolunda önemli bir adım teşkil etmektedir. Bu tür projeler, çocuk haklarının evrensel olduğunu ve sınır tanımadığını bir kez daha hatırlatmaktadır.


