Barselona'nın prestijli teknoloji ve yaratıcılık festivali Sónar+D 2026, bu yıl da dijital sanat, yapay zeka ve teknoloji ile insan etkileşimi üzerine çığır açan tartışmalara ve projelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 18 ve 19 Haziran tarihlerinde, şehrin tarihi simgelerinden Llotja de Mar (Deniz Borsası) binasında gerçekleşecek olan etkinlik, geleceğin dijital dünyasını şekillendiren fikirleri ve eserleri bir araya getirecek. Festivalin komiseri Antònia Folguera, programcı Mònica Rikić Fusté ve Barselona Üniversitesi (UB) Müzik Tarihi Profesörü Magda Polo Pujades gibi önemli isimler, katılımcılara kaçırılmaması gereken içerikler hakkında değerli tavsiyelerde bulundu.
Etkinliğin ana eksenleri arasında yapay zeka ve müzik arasındaki derinleşen ilişki, ekranın ötesindeki dijital deneyimler ve sosyal medya sonrası dönemin "karanlık orman" hareketini inceleyen "Dijital Bahçeler ve Karanlık Ormanlar" gibi temalar yer alıyor. Bu konular, hem sanatçıların hem de teknoloji uzmanlarının günümüz dünyasını anlama ve geleceği şekillendirme çabalarını yansıtıyor. Sónar+D, her yıl olduğu gibi, disiplinlerarası bir platform sunarak sanat, bilim ve teknolojinin kesişiminde yeni ufuklar açmayı hedefliyor.
Uzmanlardan Öne Çıkan Tavsiyeler ve Tematik Odaklar
Sónar+D komiseri Antònia Folguera, internetin geleceği ve algoritmik dünyada hayatta kalma stratejileri üzerine konuşacak olan Yancey Stricker ile marka stratejisi danışmanı Eugene Healey'nin konferanslarını özellikle tavsiye ediyor. Folguera, Healey'nin sunumunun, Instagram ve TikTok hesaplarına bakıldığında, sosyal ağların kültürel bir analizi olacağını belirtiyor. Bu konuşmalar, dijitalleşmenin bireysel ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini derinlemesine ele alarak, katılımcılara yeni perspektifler sunmayı amaçlıyor.
Programcı ve yaratıcı Mònica Rikić, Mario Santamaria'nın (19 Haziran, Agora+D, 14:30) ve Joana Moll'un (19 Haziran, Stage+D, 15:45) performanslarını önerirken, Profesör Magda Polo, açık kaynak yazılımlarla dijital sesin sınırlarını keşfeden Anna Xambó'nun (18 Haziran, Agora+D, 12:30) sunumuna dikkat çekiyor. Bu öneriler, festivalin hem teorik tartışmalara hem de deneysel sanat pratiklerine verdiği önemi gözler önüne seriyor. Katılımcılar, bu sunumlar aracılığıyla dijital sanatın ve müziğin gelecekteki potansiyellerini keşfetme fırsatı bulacaklar.
Sónar+D'nin bu yılki üç ana ekseni, festivalin temel felsefesini ve vizyonunu yansıtıyor. "Yapay Zeka ve Müzik" başlığı altında, caz piyanisti Ignasi Terraza'nın, MP4 formatının geliştiricilerinden Philippe Salembier tarafından tasarlanan bir yapay zeka sistemiyle vereceği konser dikkat çekiyor. Bu performans, insan yaratıcılığı ile makine zekasının işbirliğinin müziğe nasıl yeni boyutlar kazandırabileceğini gözler önüne serecek. Yapay zekanın müzik üretimindeki rolü, yaratıcı süreçleri nasıl dönüştürdüğü ve gelecekteki potansiyelleri üzerine önemli tartışmaları tetiklemesi bekleniyor.
İkinci eksen olan "Ekranın Ötesinde", dijital çevreyle etkileşimimizin sadece ekranlar aracılığıyla olmadığını vurguluyor. Festivalde sergilenecek birçok enstalasyon, dijital bir kalbe sahip olmalarına rağmen fiziksel dünyada deneyimlenen farklı ifade biçimlerini sunacak. Bu tema, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve interaktif enstalasyonlar gibi teknolojilerin, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp aktif bir katılımcıya dönüştürme potansiyelini araştırıyor. Dijital sanatın fiziksel mekanla ve insan bedeniyle kurduğu yeni ilişkiler tartışılacak.
Üçüncü eksen "Dijital Bahçeler ve Karanlık Ormanlar" ise, Yancey Stricker'ın "Dark Forest" (Karanlık Orman) hareketi olarak tanımladığı, sosyal ağlardan daha özel ve kapalı dijital alanlara doğru bir kaçışı ele alıyor. Bu eğilim, kullanıcıların kişisel verilerini ve etkileşimlerini daha kontrollü bir ortamda sürdürme arayışından kaynaklanıyor. Konferanslar ve paneller, bu hareketin nedenlerini, etkilerini ve dijital gizlilik ile topluluk oluşturma dinamiklerini nasıl değiştirdiğini inceleyecek. Sosyal medyanın aşırı ticarileşmesi ve gözetim endişeleri karşısında bireylerin alternatif dijital yaşam alanları yaratma çabaları masaya yatırılacak.
İnsan Genomu ve Robotik: Sónar+D'nin Araştırma Yüzü
Profesör Magda Polo ve Miquel Àngel Pujana (IDIBELL - Barselona Biyomedikal Araştırma Enstitüsü) tarafından sunulacak olan "Hèlix. Variaciones genómicas" (19 Haziran, Pati+D, 13:45) projesi, insan genomunun "sesleştirilmesi" yani görünmez verilerin sese dönüştürülmesi üzerine odaklanıyor. İki ses bölümünden oluşan bu çalışma, primatlar ve insanlar arasındaki ortak genomik dalgaları ile etnik ve coğrafi bölgeler arasındaki farklılıkları sesle ifade etmeyi amaçlıyor. Polo, "Çok soğuk olabilecek bir dizi veriye sıcaklık katmaya çalıştık" diyerek, bilimin soyut verilerini sanatsal bir ifadeyle insan deneyimine yaklaştırma çabasını vurguluyor. Bu proje, sanatın bilimsel araştırmaları nasıl daha erişilebilir ve duygusal hale getirebileceğinin çarpıcı bir örneğini sunuyor.
Mònica Rikić ise, Katalonya Politeknik Üniversitesi (UPC) Endüstriyel Robotik Enstitüsü'nde 2023 yılında başladığı yardımcı robotik araştırmasının bir ürünü olan "(not) submit to care" adlı performatif bir konferans sunacak. Rikić, "Bir makinenin bize bakmasının ne anlama geldiğini ve gelecekte hangi makinelerin bize bakmasını istediğimizi sorguluyorum. Ailesi olmayan orta yaşlı bir kadın olarak, siber feminist bir bakış açısına sahip" diyerek projesinin kişisel ve toplumsal boyutlarını açıklıyor. Bu çalışma, robotların bakım hizmetlerindeki rolü, etik sorunlar ve cinsiyet eşitliği gibi konuları siber feminist bir lensle ele alarak, teknolojinin toplumsal normları nasıl etkilediği üzerine düşündürüyor.
Sónar+D'nin Küresel Etkisi ve Geleceğe Yönelik Vizyonu
Sónar+D, Sónar Festivali'nin ayrılmaz bir parçası olarak, Barselona'yı her yıl dijital kültür ve yaratıcılık haritasının merkezine yerleştiriyor. 1994 yılından bu yana düzenlenen Sónar, elektronik müzik, dijital sanat ve yeni teknolojileri bir araya getiren öncü bir platform olmuştur. Sónar+D ise, bu festivalin daha çok teorik, deneysel ve endüstriyel yönünü temsil ederek, sanatçılar, bilim insanları, teknoloji geliştiricileri ve iş insanlarını bir araya getiriyor. Barselona, bu etkinlik sayesinde Avrupa'nın önde gelen inovasyon ve teknoloji merkezlerinden biri olma hedefine ulaşmada önemli adımlar atmaktadır. Etkinlik, sadece İspanya için değil, tüm dünya için dijital sanat ve teknoloji alanındaki yeniliklerin bir vitrini niteliğindedir.
Türkiye'de de benzer şekilde dijital sanat ve teknolojiye ilgi giderek artmakta, Akbank Sanat ve Amber Festivali gibi platformlar aracılığıyla bu alandaki çalışmalar desteklenmektedir. Sónar+D gibi etkinlikler, Türkiye'deki sanat ve teknoloji camiası için de ilham verici bir rol oynamaktadır. Gelecekte insan-makine etkileşiminin derinleşeceği, yapay zekanın hayatımızın her alanına nüfuz edeceği bir dünyada, Sónar+D'nin ortaya koyduğu tartışmalar ve projeler, bu değişimi anlamak ve yönlendirmek için kritik önem taşımaktadır. Festival, teknolojik ilerlemelerin etik, sosyal ve kültürel boyutlarını sorgulayarak, daha bilinçli ve sürdürülebilir bir dijital gelecek inşa etme yolunda önemli bir köprü görevi görüyor.



