🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

"Sidosa" Belgeseli Gündemde: HIV Farkındalığına Yönelik Tartışmalı Bir Başlık

15 Mayıs 2026, Cuma
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
"Sidosa" Belgeseli Gündemde: HIV Farkındalığına Yönelik Tartışmalı Bir Başlık

İspanya'nın tanınmış yönetmenlerinden Jordi Évole ve oyuncu-yönetmen Eduardo Casanova'nın HIV farkındalığına odaklanan yeni belgeseli, daha yayınlanmadan başlığı nedeniyle büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. "Sidosa" adını taşıyan yapım, kamuoyunda ve özellikle HIV ile yaşayan bireylerin haklarını savunan çevrelerde şaşkınlık ve eleştiriyle karşılandı. Tartışmanın merkezinde, belgeselin başlığının, hastalığın tarihsel damgalamasını yeniden canlandırma ve yanlış algıları pekiştirme potansiyeli yatıyor. Bu durum, HIV farkındalığı kampanyalarında dilin ve temsiliyetin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Belgeselin başlığı olan "Sidosa" kelimesi, İspanyolca'da "AIDS'li kadın" anlamına gelen ve genellikle aşağılayıcı bir bağlamda kullanılan bir ifadedir. Belgeselde HIV taşıyıcısı olduğunu açıklayan Eduardo Casanova, Évole'ye verdiği demeçte, "Ben AIDS'liyim. Aslında AIDS'li değilim. Ama 'AIDS' kelimesini bir talep olarak kullanıyorum, çünkü bu kelimeyi seviyorum. HIV ve AIDS iki farklı hastalıktır. Ancak, eşcinsellerin 'maricón' (ibne) kelimesini sahiplenmesi gibi, ben de 'sidosa' kelimesini sahiplenmek istiyorum. Çok isterim" ifadelerini kullandı. Casanova, bu terimi yeniden sahiplenme (reappropriation) çabasıyla, kelimenin olumsuz çağrışımlarını dönüştürmeyi hedeflediğini belirtiyor. Ancak birçok eleştirmen, bu tür bir bireysel sahiplenmenin, toplumsal hafızada derin izler bırakmış bir damgayı basitleştirme ve hatta estetize etme riski taşıdığını vurguluyor.

Eleştirilerin bir diğer önemli noktası ise, "sidosa" kelimesinin kadınsı bir ifade olmasıdır. İspanya ve Batı Avrupa genelinde HIV epidemiyolojisi incelendiğinde, vakaların büyük çoğunluğunun (%80'in üzerinde) erkekler arasında görüldüğü biliniyor. Dolayısıyla, hastalığa kadınsı bir cinsiyet atfetmek, epidemiyolojik gerçeklikle çelişiyor ve HIV eğitiminin temel prensiplerinden sapıyor. Belgeselin bu başlıkla "queer" (norm dışı) bir muhaliflik arayışında olduğu anlaşılsa da, bu yaklaşım hastalığı yeniden belirli bir toplulukla, özellikle de kadınlarla ve dolaylı olarak LGBTİ+ bireylerle ilişkilendirme riskini taşıyor. Bu durum, on yıllardır süren mücadelelerle kırılmaya çalışılan damgalamayı ve ön yargıları yeniden alevlendirebilir.

HIV/AIDS ve Damgalama: Tarihsel Bir Bakış

HIV/AIDS, ortaya çıktığı 1980'li yıllardan itibaren derin bir toplumsal damgalama ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Başlangıçta "gay vebası" olarak etiketlenmesi, hastalığın bilimsel gerçekliğinden uzaklaşarak belirli gruplara yönelik ayrımcılığı körüklemiştir. Bu dönemde HIV ile yaşayan bireyler, sadece hastalıkla değil, aynı zamanda korku, cehalet ve önyargıyla da savaşmak zorunda kalmışlardır. Hastalığın bulaşma yolları hakkındaki yanlış bilgiler, insanları HIV ile yaşayanlardan uzak durmaya, onları işlerinden etmeye ve sosyal izolasyona itmeye neden olmuştur. Bu tarihsel bağlam, "sidosa" gibi bir terimin yeniden gündeme gelmesinin neden bu kadar hassas bir konu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Günümüzde HIV farkındalık kampanyaları, geçmişin korku temelli yaklaşımlarından önemli ölçüde uzaklaşmıştır. Modern tıp sayesinde HIV, yönetilebilir kronik bir hastalık haline gelmiş, etkili antiretroviral tedaviler (ART) sayesinde virüs yükü "tespit edilemez" seviyeye düşürülebilmekte ve bu durumda virüsün başkalarına bulaşması da imkansız hale gelmektedir (Tespit Edilemez = Bulaştırılamaz, U=U). Ayrıca, PrEP (Pre-Exposure Prophylaxis) gibi önleyici tedavilerle virüsün bulaşması engellenebilmektedir. Bu ilerlemeler, HIV ile yaşayan bireylerin normal ve sağlıklı bir yaşam sürebileceği mesajını güçlendirmekte ve damgalamayı azaltmaya yönelik çabalara destek olmaktadır. İspanya gibi ülkelerde, HIV ile yaşayan bireylerin hakları yasal düzenlemelerle korunmakta ve ayrımcılıkla mücadele edilmektedir.

Türkiye Bağlantısı ve Etki Analizi

İspanya'da yaşanan bu tartışma, HIV farkındalığı ve damgalama konusunda küresel bir yankı uyandırmaktadır. Türkiye'de de HIV ile yaşayan bireyler benzer damgalama sorunlarıyla karşılaşmaktadır. HIV'in hala bir tabu olarak görüldüğü, yanlış bilgilerin yaygın olduğu ve ayrımcılığın yaşandığı durumlar mevcuttur. Bu nedenle, "sidosa" gibi bir başlığın yol açtığı tartışma, dilin ve temsiliyetin HIV farkındalığı üzerindeki etkisini Türkiye'deki paydaşlar için de önemli bir ders niteliğindedir. Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve sağlık otoriteleri de, HIV ile ilgili doğru ve kapsayıcı bir dil kullanmanın, damgalamayı azaltmada ve farkındalığı artırmada ne kadar kritik olduğunu vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, Jordi Évole ve Eduardo Casanova'nın belgeselinin iyi niyetli bir amaca hizmet etme potansiyeli olsa da, "Sidosa" başlığı seçimi ciddi etik ve pedagojik soruları beraberinde getirmiştir. Sanatın toplumsal normları sorgulama ve dönüştürme gücü yadsınamaz; ancak bu süreçte kullanılan araçların, özellikle de hassas konularda, potansiyel zararları dikkatle değerlendirilmelidir. Bu tartışma, HIV ile ilgili farkındalık kampanyalarında dilin gücünü, sorumluluğunu ve kapsayıcılığının önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Gelecekteki kampanyaların, bilimsel gerçekliklere dayalı, ayrımcılıktan arındırılmış ve damgalamayı pekiştirmek yerine ortadan kaldırmaya odaklanan bir dil kullanması büyük önem taşımaktadır.

Etiketler:
#hiv#belgesel#tartışma#damgalama#farkındalık
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat