Katalan edebiyatının önde gelen isimlerinden Albert Sánchez Piñol (Barselona, 1965), yeni romanı Després del naufragi (Batıktan Sonra) ile okuyucularını bir kez daha şaşırtmaya hazırlanıyor. Yazar, Herman Melville'in ölümsüz eseri Moby Dick'in bir devamı niteliğindeki bu romanında, Katalonya'nın son yıllarına damga vuran bağımsızlık hareketi Procés'in (Süreç) başarısızlığını, yarattığı hayal kırıklığını ve toplumsal etkilerini eleştirel bir dille mercek altına alıyor. Piñol, bu cesur adımıyla, edebiyatın güncel siyasi ve toplumsal olaylarla hesaplaşma gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sánchez Piñol, eserlerinde sergilediği cüretkarlık ve zamanlamayı iyi yakalama yeteneğiyle tanınan bir romancı. Onun anlatı projeleri, hem hırs hem de şaşırtma kapasitesi açısından oldukça büyük olup, hayal gücünü kısıtlamadan bunları hayata geçirmekten çekinmiyor. Yazar, tarihi anların işaretlerini ve ilgi alanlarını okuyarak, edebi, politik ve antropolojik bir bakış açısıyla bu unsurları romanlarına ustaca yedirmesiyle biliniyor. Daha önceki eserleri de bu yeteneğinin kanıtı niteliğinde.
Örneğin, Victus adlı romanıyla İspanya Veraset Savaşı'nda Bourbon birlikleri karşısında Barselona'nın düşüşünün üç yüzüncü yıl dönümünü anmış ve büyük yankı uyandırmıştı. Yine El monstre de Santa Helena (Santa Helena Canavarı) ile #MeToo hareketinin tetiklediği feminist adalet arayışını ve gerçekliğin yeniden yorumlanması arzusunu ele almıştı. Şimdi ise Després del naufragi ile Katalan bağımsızlık hareketinin (Procés) başarısızlığının Katalan toplumunda yarattığı "intikamcı kin, hayal kırıklığı ve utanç buharını" işleyerek güncel bir tartışmayı edebiyatın merkezine taşıyor.
Procés: Bir Bağımsızlık Hayalinin Anatomisi
Albert Sánchez Piñol'un romanına konu olan Procés, Katalonya'nın İspanya'dan ayrılma ve bağımsız bir devlet kurma hedefine yönelik uzun soluklu bir siyasi ve toplumsal harekettir. 2010'lu yılların başından itibaren ivme kazanan bu süreç, özellikle 2017 yılında İspanyol hükümetinin yasa dışı ilan etmesine rağmen düzenlenen bağımsızlık referandumu ve ardından gelen tek taraflı bağımsızlık ilanıyla doruk noktasına ulaşmıştır. Bu olaylar, İspanya'da ciddi bir anayasal krize yol açmış, Katalonya'nın özerkliği askıya alınmış ve birçok Katalan lider tutuklanarak hapse mahkum edilmiştir. Hareketin lideri Carles Puigdemont ise sürgüne gitmek zorunda kalmıştır.
Procés, Katalan toplumunda derin kutuplaşmalara neden olmuş, aileleri, arkadaşlıkları ve komşuluk ilişkilerini bölmüştür. Bir yanda bağımsızlık hayaliyle yanıp tutuşanlar, diğer yanda İspanya ile birlikteliği savunanlar arasında gerginlikler yaşanmıştır. Ekonomik belirsizlikler, şirketlerin Katalonya'dan ayrılması ve siyasi istikrarsızlık da bu sürecin olumsuz etkileri arasında yer almıştır. Piñol'un romanı, tam da bu "batık sonrası" dönemin duygusal ve psikolojik yükünü, yani bağımsızlık hayalinin gerçekleşmemesinin ardından ortaya çıkan toplumsal hayal kırıklığını, öfkeyi ve belki de kabullenmeyi ele alıyor.
Moby Dick ve Procés Arasındaki Sembolik Bağ
Sánchez Piñol'un, Moby Dick gibi evrensel bir eserin devamını yazma kararı, Procés'in eleştirisinde güçlü bir sembolizm barındırıyor. Herman Melville'in romanı, Kaptan Ahab'ın beyaz balina Moby Dick'e karşı duyduğu takıntılı intikam arayışını ve bu uğurda gemisiyle birlikte tüm mürettebatını felakete sürüklemesini anlatır. Piñol'un romanının başlığı olan "Batıktan Sonra" (Després del naufragi), Procés'in de benzer bir takıntılı hedefin peşinden koşarak toplumu bir tür "batığa" sürüklediği metaforunu akla getiriyor. Ahab'ın Moby Dick'i yakalama çabasının beyhudeliği ve yıkıcı sonuçları, bağımsızlık hareketinin de benzer bir şekilde, yüksek maliyetlere rağmen hedefine ulaşamayışını ve geride bıraktığı enkazı sembolize edebilir.
Edebiyat, tarih boyunca toplumsal travmaların, siyasi çalkantıların ve kolektif hayal kırıklıklarının işlendiği bir alan olmuştur. Sánchez Piñol'un bu romanı da, Katalonya'nın yakın geçmişindeki en önemli siyasi hareketlerden birini edebi bir mercekten değerlendirerek, toplumun kendiyle yüzleşmesine olanak tanıyor. Bu tür eserler, sadece bir dönemin hikayesini anlatmakla kalmaz, aynı zamanda o dönemin insanlarının duygusal durumlarını, umutlarını ve hayal kırıklıklarını da ölümsüzleştirir. Türkiye'de de benzer şekilde, yakın siyasi tarihimizin önemli dönemeçleri, edebiyat ve sanat aracılığıyla sorgulanmış, tartışılmış ve gelecek nesillere aktarılmıştır. Bu bağlamda, Piñol'un eseri, evrensel bir tema olan "başarısız bir idealin ardından gelen hesaplaşma" üzerine düşündürücü bir analiz sunmaktadır.
Sonuç olarak, Albert Sánchez Piñol'un Després del naufragi adlı romanı, Katalan bağımsızlık hareketinin (Procés) ardından oluşan toplumsal ruh halini cesurca irdeleyen, derinlikli ve düşündürücü bir eser olarak öne çıkıyor. Moby Dick gibi kült bir eserin devamı niteliğinde olması ve güncel siyasi bir konuyu ele almasıyla edebiyat dünyasında geniş yankı bulması bekleniyor. Piñol, bu romanıyla Katalan toplumuna bir ayna tutarak, geçmişle yüzleşme, hayal kırıklıklarını anlama ve geleceğe dair yeni bir yol haritası çizme konusunda önemli bir edebi katkı sunuyor.



