Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar, son altı aydır herhangi bir barış görüşmesi yapılmamasıyla birlikte yeni bir tırmanış dönemine girdi. Taraflar arasındaki son üçlü müzakereler, Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcilerinin katılımıyla 18 Şubat'ta gerçekleşmişti. O dönemde, askeri konularda bazı küçük ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, siyasi meselelerde derin anlaşmazlıklar devam etmiş ve dördüncü bir turun kısa sürede düzenleneceği beklentisi yaygınlaşmıştı.
Ancak, o tarihten bu yana geçen altı aylık süreçte, ne yeni bir müzakere masası kurulabildi ne de taraflar arasındaki gerilim azaldı. Tam tersine, her iki taraf da savaş alanında avantaj elde etme inancıyla saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu durum, barış sürecinin tamamen donmasına ve çatışmanın daha yıkıcı bir aşamaya evrilmesine neden oldu. Son günlerde Harkiv (Kharkiv) bölgesine düzenlenen Rus saldırılarında en az on kişinin hayatını kaybetmesi ve on yedi kişinin yaralanması, bu tırmanışın acı bir göstergesi oldu.
Kiev ve Moskova yönetimleri, mevcut koşullarda müzakere masasında elde edebileceklerinden daha fazlasını savaş meydanında kazanabilecekleri inancını taşıyor. Rusya, Ukrayna topraklarında elde ettiği kazanımları pekiştirmeye çalışırken, Ukrayna ise Batı'dan aldığı güçlü destekle karşı saldırılarını sürdürerek işgal altındaki topraklarını geri alma hedefinde kararlılıkla ilerliyor. Bu karşılıklı inanç, barış görüşmelerinin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor ve çatışmanın geleceğine dair belirsizliği artırıyor.
Savaşın Başlangıcı ve Müzakere Girişimleri
Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik başlattığı geniş çaplı işgal, Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana görülen en büyük çatışmayı tetikledi. İşgalin ilk günlerinde, Belarus ve ardından Türkiye'nin arabuluculuğunda çeşitli müzakere girişimleri oldu. Özellikle Mart 2022'de İstanbul'da yapılan görüşmeler, taraflar arasında kısmi bir uzlaşı zemini yaratma potansiyeli taşımıştı. Ukrayna'nın tarafsızlık statüsü ve güvenlik garantileri karşılığında Rusya'nın geri çekilmesi gibi konular ele alınsa da, Kırım'ın statüsü ve Donbas bölgesindeki toprak bütünlüğü gibi temel konularda anlaşmazlıklar aşılamadı.
Bu ilk müzakere turlarının başarısızlıkla sonuçlanması ve Rusya'nın Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerindeki ilerleyişi, barış görüşmelerine olan inancı zayıflattı. Taraflar, sahadaki askeri üstünlüklerini artırma çabasına girerken, uluslararası toplum da Ukrayna'ya askeri ve ekonomik destek sağlamaya devam etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşın başlangıcından bu yana on binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kaldı ve Ukrayna ekonomisi ağır bir darbe aldı. Rusya ise ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldı ve uluslararası arenada büyük ölçüde izole edildi.
Çıkmazın Nedenleri ve Gelecek Senaryoları
Müzakerelerin altı aydır durma noktasına gelmesinin temelinde, her iki tarafın da henüz masaya oturmaya ikna olmaması yatıyor. Rusya, işgal ettiği toprakları (özellikle Kırım, Donbas, Zaporijya ve Herson bölgelerinin bazı kısımları) elinde tutma isteği ve bu bölgelerin Rusya'ya ilhakını geri dönülmez bir gerçeklik olarak sunma çabasında. Ukrayna ise uluslararası hukuka uygun olarak toprak bütünlüğünden hiçbir şekilde taviz vermeyeceğini ve tüm işgal edilmiş topraklarını geri alana kadar mücadeleyi sürdüreceğini açıkça belirtiyor. Bu keskin pozisyon farklılıkları, herhangi bir barış görüşmesinin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
Uluslararası faktörler de bu çıkmazda önemli bir rol oynuyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya milyarlarca Euro değerinde askeri ve mali yardım sağlayarak Kiev'in direnişini desteklemeye devam ediyor. NATO'nun doğu kanadındaki varlığı güçlendirilirken, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar da devam ediyor. Öte yandan, Türkiye gibi ülkeler, tahıl koridoru anlaşması gibi insani konularda arabuluculuk rolü üstlenerek diplomasi kanallarını tamamen kapatmamaya çalışıyor. Türkiye'nin hem Rusya hem de Ukrayna ile olan dengeli ilişkileri, gelecekteki olası barış görüşmeleri için kritik bir potansiyel taşıyor.
Mevcut durumda, savaşın yakın zamanda sona ermesi pek olası görünmüyor. Uzmanlar, çatışmanın uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşebileceği, tarafların sahadaki kazanımlarını artırmak için yoğun çaba harcayacağı ve bu durumun küresel gıda güvenliği, enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki baskıyı artıracağı konusunda uyarıyor. Müzakerelerin yeniden başlaması için ya sahadaki dengelerin önemli ölçüde değişmesi ya da uluslararası toplumun her iki taraf üzerinde de ciddi bir baskı oluşturması gerektiği belirtiliyor. Ancak, her iki senaryo da şu an için uzak bir ihtimal olarak değerlendiriliyor ve insani krizin derinleşerek devam edeceği endişesi hakim.



