Katalonya (Catalunya) Özerk Hükümeti'nin eski başkanı ve bağımsızlık yanlısı Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte) partisinin lideri Carles Puigdemont, geçtiğimiz günlerde İspanya Yüksek Mahkemesi'ne (Tribunal Supremo) çarpıcı bir talepte bulundu. Puigdemont, 1 Ekim 2017'deki tartışmalı bağımsızlık referandumu (1-O) sırasında Katalonya Özerk Polisi (Mossos d'Esquadra) tarafından el konulan tüm materyallerin kendisine teslim edilmesini talep etti. Puigdemont'un Başkanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, bu talebin ana gerekçesi, söz konusu materyallerin "koruma altına alınması" olarak belirtildi. Bu hamle, İspanya'daki siyasi arenada ve Katalonya'da geniş yankı uyandırdı.
Puigdemont'un avukatları aracılığıyla Yüksek Mahkeme'ye sunduğu dilekçede, el konulan malzemelerin gelecekteki olası hukuki süreçler veya tarihi kayıtlar açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. 1-O referandumu sırasında oy pusulaları, sandıklar, kampanya materyalleri ve çeşitli dijital veriler gibi birçok materyale el konulmuştu. Bu materyallerin, referandumun yasa dışı ilan edilmesi ve ardından gelen yargı süreçleri nedeniyle kritik deliller olarak görüldüğü biliniyor. Puigdemont'un bu talebi, İspanya'da yeni yürürlüğe giren af yasasının ardından siyasi geleceği belirsizliğini korurken geldi ve dikkatleri bir kez daha üzerine çekti.
Bu talep, Carles Puigdemont'un yedi yılı aşkın süredir sürgün hayatı yaşamasının ardından, İspanyol siyasetinde yeniden aktif rol alma potansiyelinin arttığı bir döneme denk geldi. Özellikle, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez liderliğindeki azınlık hükümetinin Katalan bağımsızlık yanlısı partilerin desteğine bağımlı olması, af yasasının çıkarılmasında kilit rol oynamıştı. Puigdemont'un Yüksek Mahkeme'den materyallerin iadesini istemesi, hem sembolik bir jest hem de gelecekteki hukuki veya siyasi mücadelesi için bir strateji olarak yorumlanıyor. Bu materyallerin, referandumun meşruiyetini savunmak veya o döneme ait olayları kendi perspektifinden sunmak için kullanılabileceği düşünülüyor.
1-O Referandumu ve Siyasi Arka Plan
1 Ekim 2017'de Katalonya'da düzenlenen bağımsızlık referandumu, İspanya Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilmesine rağmen gerçekleştirilmişti. Katalonya Özerk Hükümeti'nin o dönemki başkanı Carles Puigdemont liderliğindeki bağımsızlık yanlısı partiler, referandumu halkın iradesinin bir ifadesi olarak görmüşlerdi. Ancak İspanya merkezi hükümeti, referandumun Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek sert önlemler almıştı. Referandum günü, İspanyol Ulusal Polisi (Policía Nacional) ve Sivil Muhafızlar (Guardia Civil) oy kullanma merkezlerine müdahale ederek sandıklara el koymuş, bu durum uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandıran şiddet olaylarına yol açmıştı. Mossos d'Esquadra ise, referandumun engellenmesi konusunda daha pasif bir tutum sergilediği için eleştirilere maruz kalmıştı.
Referandumun ardından Katalonya Parlamentosu tek taraflı bağımsızlık ilan etmiş, ancak bu ilan uluslararası alanda tanınmamıştı. İspanya hükümeti, Katalonya'nın özerkliğini askıya alarak doğrudan yönetime geçmiş, Puigdemont ve bazı kabine üyeleri tutuklanmaktan kaçmak için Belçika'ya gitmişti. Diğer Katalan liderler ise İspanya'da yargılanmış ve uzun hapis cezalarına çarptırılmıştı. Bu olaylar, İspanya'nın yakın tarihindeki en büyük siyasi krizlerden birini tetiklemiş ve Katalonya'da bağımsızlık yanlıları ile İspanya birliği yanlıları arasındaki gerilimi doruk noktasına çıkarmıştı. Puigdemont, bu süreçte Avrupa Parlamentosu üyeliği kazanarak siyasi mücadelesini sürdürmüş ve İspanyol yargısının kendisini iade etme girişimlerini engellemeyi başarmıştı.
Af Yasası ve Gelecek Etkileri
Carles Puigdemont'un bu talebi, İspanya'da geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren af yasası bağlamında değerlendirilmelidir. Bu yasa, 2017'deki bağımsızlık referandumu ve sonrasındaki olaylarla bağlantılı suçlardan yargılanan veya hüküm giyen binlerce Katalan siyasetçi ve aktiviste af getiriyor. Af yasası, Başbakan Pedro Sánchez'in azınlık hükümetinin iktidarda kalabilmek için Katalan bağımsızlık yanlısı partilerin desteğini almasının bir bedeli olarak kabul ediliyor. Yasanın Puigdemont üzerindeki en önemli etkisi, İspanya'ya dönmesi halinde tutuklanma riskini ortadan kaldırması ve siyasi kariyerine devam etmesinin önünü açmasıdır.
Puigdemont'un el konulan materyallerin iadesini istemesi, af yasasının kendisine sağladığı yeni hukuki ve siyasi alanı kullanma girişimi olarak yorumlanabilir. Materyallerin "korunması" gerekçesi, gelecekteki herhangi bir siyasi veya hukuki tartışmada referandumun meşruiyetini veya o dönemdeki olayların seyrini kendi açısından belgelemek için bir hazırlık olabilir. Yüksek Mahkeme'nin bu talebe nasıl yanıt vereceği merak konusu. Mahkeme, materyallerin hukuki statüsü ve olası delil niteliği nedeniyle bu tür bir talebi reddedebilir veya belirli koşullar altında kabul edebilir. Bu karar, Puigdemont'un İspanya'ya dönüşü ve Katalonya siyasetindeki geleceği üzerinde önemli bir etki yaratabilir. Bu hamle, İspanya'daki siyasi istikrarsızlığın ve Katalonya sorununun çözümünde hala uzun bir yol olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.



