Britanyalı yazar Clare Pollard'ın ilk romanı "Les fades modernes" (Modern Periler), 17. yüzyıl Fransa'sının görkemli salonlarında geçmesine rağmen, günümüzün eleştirel bakış açısıyla masalları yeniden yorumlayarak edebiyat dünyasında dikkatleri üzerine çekiyor. Club Editor aracılığıyla Katalanca (Catalunya) okuyucularla buluşan ve Yannick Garcia'nın çevirisiyle sunulan bu eser, Charles Perrault (1628-1703) ve Marie-Catherine d'Aulnoy (1652-1705) gibi isimlerin sözlü gelenekten yazılı kültüre taşıyarak popülerleştirdiği peri masallarını çağdaş bir mercekle inceliyor. Pollard, bu masalların kız çocuklarına dayattığı "prenses olma ve öyle muamele görme" fikrinin ne denli "zehirli" olabileceğine dair radikal bir sorgulama başlatıyor.
Pollard'ın yaklaşımı, Maggie O'Farrell'ın "Hamnet" (L'Altra / Libros del Asteroide, 2021) adlı eserine kıyasla daha mizahi ve saygısız bir ton taşıyor; Emerald Fennell'in Emily Brontë'nin "Uğultulu Tepeler" (Cumbres Borrascosas) romanına getirdiği yıpratıcı yeniden okumadan ise daha inandırıcı bir dille ayrılıyor. Yazar, okuyucuları, özellikle kırsal kesimde kulaktan kulağa yayılarak büyüyen masalların, Paris'in gösterişli salonlarında nasıl yeniden şekillendiği bir döneme götürüyor. Bu dönemde masallar sadece eğlence aracı olmaktan çıkıp, toplumsal değerleri ve kadınlık rollerini biçimlendiren güçlü anlatılara dönüşmüştü.
Masalların Toplumsal Cinsiyet Rollerini Şekillendiren Gücü
Peri masalları, yüzyıllardır çocukların hayal gücünü besleyen ve onlara ahlaki dersler veren önemli kültürel anlatılar olmuştur. Ancak Clare Pollard gibi çağdaş yazarlar, bu masalların, özellikle de prenses temalı olanların, toplumsal cinsiyet rolleri üzerindeki etkisini sorguluyor. Geleneksel olarak, prensesler genellikle pasif, güzel ve kurtarılmayı bekleyen figürler olarak resmedilir; mutlulukları bir prensin gelip onları kurtarmasına bağlıdır. Bu durum, kız çocuklarına güzelliğin ve başkalarına bağımlılığın başarı için en önemli özellikler olduğu mesajını verebilir. Pollard'ın "zehirli" olarak nitelediği bu algı, kız çocuklarının kendi güçlerini, zekalarını ve bağımsızlıklarını keşfetmelerini engelleyebilecek, gerçek dışı beklentiler yaratabilir. Modern psikologlar ve eğitimciler de bu tür tek yönlü anlatıların, çocukların özgüven gelişimini ve kariyer seçimlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekmektedir.
Masalların Evrimi ve Çağdaş Eleştiriler
Peri masallarının kökenleri, binlerce yıl öncesine dayanan sözlü geleneklere, mitlere ve halk hikayelerine uzanır. Charles Perrault ve Grimm Kardeşler gibi yazarlar, bu sözlü anlatıları derleyip yazıya dökerek onları daha geniş kitlelere ulaştırdı. Ancak bu süreçte, masallar genellikle dönemin toplumsal normlarına ve ahlaki değerlerine uygun şekilde yeniden biçimlendirildi. Örneğin, Perrault'nun masalları, 17. yüzyıl Fransız saray kültürü ve burjuvazisinin değerlerini yansıtırken, Grimm Kardeşler'in derlemeleri Alman halkının geleneksel değerlerini ön plana çıkardı. Bu masallar, çocuklara iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı öğretirken, aynı zamanda belirli cinsiyet rolleri, güzellik standartları ve başarı tanımları da aşıladı.
20. yüzyılın ortalarından itibaren, özellikle feminist eleştirmenler, bu masalların kadınları pasif, erkekleri ise aktif kurtarıcılar olarak konumlandırmasını sorgulamaya başladı. "Pamuk Prenses", "Külkedisi" ve "Uyuyan Güzel" gibi masallar, kadın kahramanların kaderlerini başkalarının ellerine bırakmasını, güzellikleri sayesinde kurtarılmalarını ve nihayetinde evlilikle "sonsuza dek mutlu" olmalarını yüceltiyordu. Bu eleştiriler, kız çocuklarının özgüvenlerini geliştirmelerine, kendi yollarını çizmelerine ve sadece fiziksel özelliklerine odaklanmak yerine zekalarını ve yeteneklerini kullanmalarına teşvik eden yeni nesil hikayelere olan ihtiyacı ortaya çıkardı. İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde de çocuk edebiyatında cinsiyet eşitliğini destekleyen, klişeleri yıkan ve kız çocuklarına daha güçlü rol modeller sunan eserlerin sayısı giderek artmaktadır. Barselona (Barcelona) gibi şehirlerdeki yerel yönetimler (Ajuntament de Barcelona) ve sivil toplum kuruluşları, çocuk kitaplarındaki cinsiyetçi kalıpları kırmak için kampanyalar ve projeler yürütmektedir.
Edebiyatın Dönüştürücü Gücü ve Geleceğin Anlatıları
Clare Pollard'ın "Les fades modernes" gibi eserler, klasik masallara yeni bir soluk getirerek, onların çağdaş değerlerle nasıl uyumlu hale getirilebileceğini gösteriyor. Bu tür romanlar, sadece geçmişin anlatılarını yeniden yorumlamakla kalmıyor, aynı zamanda günümüz çocuklarına daha zengin ve çeşitli rol modeller sunmanın önemini vurguluyor. Masalların sadece bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal algıları ve bireysel kimlikleri şekillendiren güçlü araçlar olduğunu kabul etmek, eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine katkıda bulunur.
Sonuç olarak, "prenses" algısının "zehirli" olabileceği fikri, çocuk edebiyatının ve genel olarak medyanın çocuklar üzerindeki etkisini yeniden değerlendirme çağrısıdır. Ebeveynlerin ve eğitimcilerin, çocuklara sunulan hikayeleri seçerken daha bilinçli davranması, onlara sadece geleneksel değil, aynı zamanda modern, güçlü ve bağımsız kadın karakterleri de tanıtan eserler sunması büyük önem taşımaktadır. Clare Pollard gibi yazarlar, bu dönüşümde önemli bir rol oynayarak, masalların büyülü dünyasını korurken, aynı zamanda onları çağdaş toplumsal değerlerle uyumlu hale getirme potansiyelini gözler önüne seriyor. Bu sayede, çocuklarımız sadece hayal kurmakla kalmayacak, aynı zamanda kendi hikayelerinin kahramanları olabilecek güçte olduklarını da öğreneceklerdir.



