Barselona'nın kalbinde yer alan ve köklü bir geçmişe sahip olan Teatre Poliorama, bu yıl 120. yıldönümünü muhteşem bir programla kutlamaya hazırlanıyor. Sahne sanatlarının önde gelen isimleri Emma Vilarasau, Jordi Boixaderas, yenilikçi tiyatro grupları T de Teatre ve La Calòrica gibi yıldızların yer aldığı sezon programı, tiyatroseverlere unutulmaz anlar yaşatmayı vaat ediyor. Perşembe günü açıklanan bu özel program, sadece binanın 120 yıllık tarihini değil, aynı zamanda tiyatroyu yöneten "Tres per 3" şirketinin 40. kuruluş yıldönümünü ve bu yönetimin 30. yılını da taçlandırıyor. Bu üçlü kutlama, Barselona'nın kültürel yaşamında Poliorama'nın ne denli merkezi bir rol oynadığının altını çiziyor.
Açıklanan yeni sezon, toplamda 16 farklı yapımı beş ana program hattı altında bir araya getiriyor: ana program, tamamlayıcı program, "El Petit Poliorama" (Çocuk Poliorama), tribute konserler ve "Nits del Polio" (Polio Geceleri). Bu zengin çeşitlilik içinde yedi yeni prömiyer sahnelenecek. Bu prömiyerler, büyük prodüksiyonlar, çağdaş dramalar, mizah dolu gösteriler, ailelere yönelik yapımlar ve canlı müzik performanslarını harmanlayarak geniş bir izleyici kitlesine hitap etmeyi amaçlıyor. Tiyatronun bu denli kapsamlı bir program sunması, sanatsal çeşitliliğe verdiği önemi ve Barselona'nın dinamik kültürel dokusuna katkısını gözler önüne seriyor.
Yeni sezon, Fransız oyun yazarı Baptiste Amann'ın kaleme aldığı ve Ferran Utzet'in yönettiği "La truita" adlı oyunla perdelerini açacak. Bu iddialı yapımda, İspanyol sahne sanatlarının iki büyük ismi, Emma Vilarasau ve Jordi Boixaderas başrolleri paylaşacak. Oyun, 18 Ekim'e kadar sahnelenmeye devam edecek. Ardından, efsanevi Tricicle grubunun üyelerinden Carles Sans'ın yeni mizahi monoloğu "Per fi me'n vaig" (Sonunda Gidiyorum) izleyiciyle buluşacak. José Corbacho, Germán Aparicio ve Rafel Barceló ile birlikte yazılan bu tek kişilik gösteri, 4 Kasım'a kadar tiyatroseverleri kahkahalara boğacak. Bu iki yapım, tiyatronun hem dramatik derinliği hem de mizahi hafifliği bir araya getirme kabiliyetini sergiliyor.
29 Ocak'tan itibaren ise Barselona'nın en yenilikçi tiyatro topluluklarından La Calòrica ve T de Teatre'nin ilk ortak yapımı olan "Les dones Piñeiro" (Piñeiro Kadınları) sahneye taşınacak. Joan Yago'nun metnini yazdığı ve Israel Solà'nın yönettiği bu oyun, çağdaş Katalan tiyatrosunun gücünü ve işbirliği potansiyelini gözler önüne serecek. 22 Nisan'da ise, 30 yıl aradan sonra, ünlü Katalan oyun yazarı Jordi Galceran'ın (özellikle "El Mètode Grönholm" adlı eseriyle tanınır) "Dakota" adlı eseri, Marta Buchaca'nın yönetmenliğinde yeniden sahnelenecek. Roger Coma, Ester Cort, Francesc Ferrer ve David Olivares'in rol aldığı bu yapım, geçmişle bugünü bir araya getiren bir köprü görevi görecek.
Ana program, 16 Haziran'dan itibaren sahnelenecek olan "El quinto paso" (Beşinci Adım) ile kapanacak. Ünlü oyun yazarı David Ireland'ın kaleme aldığı, Claudio Tolcachir'in (Arjantinli başarılı yönetmen) yönettiği bu oyun, Chino Darín ve Ginés García Millán gibi tanınmış oyuncuları bir araya getiriyor. Dostluk, suçluluk ve kefaret olasılığı üzerine düşündüren bu yapım, sezonun en merakla beklenenlerinden biri. Ayrıca, "Cyrano", "Gaudí: El despertar del geni" (Gaudí: Dahinin Uyanışı) ve "Jana, el musical" gibi diğer prömiyerler de sezon boyunca izleyicilerle buluşarak, tiyatronun sanatsal yelpazesini daha da genişletecek.
Poliorama Tiyatrosu'nun Köklü Tarihi ve Barselona Sahne Sanatları
Teatre Poliorama'nın tarihi, 1899 yılında Barselona Kraliyet Bilimler ve Sanatlar Akademisi'nin bir parçası olarak inşa edilmesiyle başlar. La Rambla gibi şehrin en ikonik ve merkezi caddelerinden birinde yer alması, tiyatronun Barselona'nın kültürel kimliğindeki önemini pekiştirmiştir. Başlangıçta sinema gösterimlerine de ev sahipliği yapan bina, zamanla tamamen bir tiyatroya dönüşmüş ve onlarca yıl boyunca şehrin sanatsal nabzını tutmuştur. Poliorama, farklı dönemlerde çeşitli sanatsal akımlara ve sahneleme tekniklerine uyum sağlayarak, Barselona'nın kültürel ve sosyal yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu uzun soluklu geçmiş, tiyatroyu sadece bir sahne değil, aynı zamanda şehrin yaşayan bir müzesi haline getirmiştir.
Tiyatronun bugünkü yönetimini üstlenen "Tres per 3" şirketi de kendi içinde önemli bir hikaye barındırır. Bu oluşum, Katalan tiyatrosunun üç dev isminin, Dagoll Dagom (müzikalleriyle ünlü), Tricicle (pantomim ve komedi ustaları) ve Anexa (önemli bir prodüksiyon şirketi) birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu güçlü işbirliği, Poliorama'nın sanatsal kalitesini ve yönetimdeki istikrarını garantilemiştir. Katalonya'nın genel tiyatro sahnesi, Avrupa'nın en dinamik ve çeşitli sahne sanatları ekosistemlerinden biridir. Yenilikçi yaklaşımları, güçlü oyun yazarları ve yetenekli oyuncularıyla uluslararası alanda da tanınan Katalan tiyatrosu, Poliorama gibi köklü kurumlar sayesinde gelişimini sürdürmektedir. Türkiye'deki Süreyya Operası veya Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi gibi tarihi tiyatrolarımızın kültürel yaşama katkılarıyla benzer bir misyon üstlenen Poliorama, evrensel tiyatro dilini zenginleştirerek farklı kültürlerden izleyicilere ulaşmaktadır.
Kültürel Mirasın Kutlanması ve Geleceğe Yönelik Vizyon
Teatre Poliorama'nın 120. yıldönümü kutlamaları, sadece geçmişe saygı duruşu niteliği taşımakla kalmıyor, aynı zamanda Barselona'da tiyatronun geleceğine yönelik güçlü bir taahhüdü de simgeliyor. Bu özel sezon programı, tiyatronun sanatsal mirasını onurlandırırken, çağdaş ve yenilikçi yapımlarla geleceğe köprüler kurmayı hedefliyor. Emma Vilarasau ve Jordi Boixaderas gibi deneyimli oyuncuların yanı sıra, La Calòrica ve T de Teatre gibi modern grupların sahne alması, tiyatronun geniş bir yelpazede izleyiciye ulaşma arzusunu gösteriyor.
Bu tür yıldönümü kutlamaları, sadece kültürel bir etkinlik olmanın ötesinde, şehrin sosyal ve ekonomik yaşamına da önemli katkılar sağlar. Tiyatro, sanatsal ifade için bir merkez olmanın yanı sıra, kültürel turizmi canlandırır ve yerel ekonomiyi destekler. Poliorama'nın bu zengin programı, Barselona'nın sanatsal canlılığını pekiştirerek, hem yerel halk hem de uluslararası ziyaretçiler için çekim merkezi olmaya devam edeceğini gösteriyor. Tiyatronun bu uzun ve başarılı yolculuğu, sanatın toplumsal bağları güçlendirme ve kültürel kimliği zenginleştirme gücünün en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. Poliorama, geçmişin ihtişamını geleceğin vizyonuyla birleştirerek, sahne sanatları dünyasındaki kalıcı yerini sağlamlaştırmaktadır.



