Barselona'nın tarihi Gòtic bölgesinde yer alan Santa Anna Kilisesi'nin rektörü Peio Sánchez, yaklaşan Papa Leo XIV ziyaretinin, selefi Benedikt XVI'nın ziyaretine kıyasla "çok daha kapsamlı" olacağını belirtti. Kimsesiz ve evsiz insanlara yönelik kurduğu "saha hastanesi" projesiyle tanınan Sánchez, bu beklentisini, Papa Francis'in sosyal adalet ve marjinalleşmiş gruplara destek vizyonuna dayandırıyor. Sánchez'in liderliğindeki Santa Anna, Papa Francis'in "saha hastanelerinin mirasımdan biri olmasını istiyorum" sözlerinden ilham alarak, evsizlere tıbbi yardım, yemek ve sosyal destek sunan bir merkez haline gelmiştir.
Peio Sánchez, Kasım 2024'te Roma'da, Mensajeros de la Paz (Barış Elçileri) örgütünün kurucusu Peder Ángel ve Rahibe Lucía Caram ile birlikte Papa Francis'i ziyaret etmişti. Bu ziyaret sırasında Papa Francis, sosyal yardım projelerine olan kişisel bağlılığını dile getirerek, özellikle "saha hastaneleri" modelinin yaygınlaşmasını arzu ettiğini belirtmişti. Santa Anna Kilisesi'nde kurulan bu "saha hastanesi", Papa Francis'in bu çağrısının Barselona'daki somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Günlük ortalama 450 öğün yemek dağıtımı ve binlerce evsize sağlanan tıbbi ve sosyal hizmetlerle, kilise sadece bir ibadethane olmaktan çıkarak, şehrin en savunmasız kesimleri için bir sığınak ve umut kaynağı haline gelmiştir.
Santa Anna'nın Sosyal Misyonu ve Papa Francis'in Mirası
Santa Anna Kilisesi'nin "saha hastanesi" modeli, sadece Barselona için değil, tüm İspanya için örnek teşkil eden bir sosyal yardım girişimidir. Kilise, şehrin kalbinde, Gòtic bölgesinin dar sokaklarında evsiz kalan binlerce insana kapılarını açarak, onlara sadece fiziksel ihtiyaçlarını giderme imkanı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda onurlu bir yaşam sürmeleri için psikolojik ve manevi destek de sağlıyor. Bu proje, Papa Francis'in kilisenin "kapılarını açması" ve "çevreye ulaşması" yönündeki sürekli çağrılarının bir tezahürüdür. Peder Ángel'in kurucusu olduğu Mensajeros de la Paz gibi köklü yardım kuruluşlarının desteğiyle, Santa Anna Kilisesi, Katolik Kilisesi'nin sosyal sorumluluk misyonunu modern bir yaklaşımla hayata geçiriyor.
Papa Francis'in "saha hastaneleri" vizyonu, kilisenin sadece ruhani bir kurum olmanın ötesinde, toplumsal sorunlara aktif çözümler üreten bir aktör olması gerektiği inancına dayanıyor. Bu yaklaşım, özellikle pandemi döneminde evsizlerin ve yoksulların yaşadığı zorlukların daha da derinleştiği bir zamanda büyük önem taşımıştır. Santa Anna'nın girişimi, tıbbi muayenelerden, sıcak yemek dağıtımına, giysi yardımından psikolojik danışmanlığa kadar geniş bir yelpazede hizmet sunarak, Barselona'daki evsizlik sorununa karşı kapsamlı bir mücadele yürütmektedir. Bu modelin, gelecekteki Papa Leo XIV'ün ziyaretinde merkezi bir tema olması bekleniyor, zira bu, kilisenin sosyal adalet ve merhamet mesajını somutlaştırmanın en güçlü yollarından biri olarak görülüyor.
Papalık Ziyaretlerinin Tarihsel Bağlamı ve Sosyal Etkisi
İspanya, Katolik geleneğin derinlemesine kök saldığı bir ülke olarak, papalık ziyaretlerine büyük önem atfeder. Papa Benedikt XVI'nın 2010 yılında Barselona'ya yaptığı ziyaret, özellikle Sagrada Família Bazilikası'nın takdis törenine odaklanmış ve daha çok dini bir tören niteliği taşımıştı. Ancak Peio Sánchez'in Papa Leo XIV'ten beklentisi, bu türden törensel ziyaretlerin ötesine geçiyor. Sánchez, yeni papanın ziyaretinin, Papa Francis'in mirasını sürdürerek, doğrudan toplumun en dezavantajlı kesimleriyle ilgilenmesini, sosyal projeleri ziyaret etmesini ve yoksullukla mücadele mesajlarını ön plana çıkarmasını umuyor. Bu, kilisenin sadece ibadet ve doktrinle değil, aynı zamanda pratik sosyal eylemle de var olduğunu gösteren bir yaklaşım olacaktır.
Bu beklenti, İspanya'daki Katolik Kilisesi'nin son yıllarda sosyal adalet konularına artan vurgusuyla da örtüşmektedir. Ülke genelinde evsizlik, yoksulluk ve sosyal dışlanma gibi sorunlar, kilise ve sivil toplum kuruluşları için önemli mücadele alanlarıdır. Papa Leo XIV'ün ziyaretinin, bu sorunlara uluslararası dikkat çekmesi ve yerel düzeydeki çabalara moral ve maddi destek sağlaması bekleniyor. Türkiye'de de benzer şekilde, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı vakıflar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, barınma, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılamaya yönelik faaliyetler yürütmektedir. Her iki ülkedeki bu çabalar, dini kurumların toplumsal dayanışmadaki kilit rolünü gözler önüne sermektedir.
Peio Sánchez'in ifadeleri, Papa Leo XIV'ün Barselona ziyaretinin sadece dini ritüellerden ibaret olmayıp, aynı zamanda derin bir sosyal ve insani boyuta sahip olacağı yönündeki güçlü bir dileği yansıtmaktadır. Bu ziyaret, Santa Anna gibi "saha hastaneleri" modelini destekleyerek, kilisenin merhamet ve hizmet misyonunu modern dünyaya taşıyacak ve evsizler gibi marjinalleşmiş gruplara umut ışığı olacaktır. Ziyaretin, Barselona'nın ve genel olarak İspanya'nın sosyal sorunlarına dikkat çekerek, çözüm yolları üretme konusunda yeni bir ivme kazandırması ve Papa Francis'in sosyal adalet mirasını daha da ileriye taşıması bekleniyor.


