Birleşik Krallık'ın siyaset sahnesi, Brexit'in mimarlarından Nigel Farage'ın yeniden yükselişiyle çalkalanıyor. Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden geçen sekiz yıla rağmen, Brexit'in vaat edilen refahı getirememesi ve beraberinde getirdiği ekonomik ile sosyal sorunlar, birçok İngiliz seçmende derin bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Bu hayal kırıklığı, Farage liderliğindeki Reform UK partisinin popülaritesini artırarak, ülkenin siyasi dengelerini yeniden şekillendiriyor ve özellikle iktidardaki Muhafazakar Parti için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
2018 yılında, yani 2016'daki referandumdan iki yıl sonra, bir gazeteci Brexit'in "başkenti" olarak bilinen Lincolnshire'daki Boston şehrine gitmişti. Amaç, bu kararın uygulanmasındaki zorluklara ve Westminster'daki (İngiltere Parlamentosu) sürekli siyasi krize rağmen, Boston halkının AB'den ayrılma kararından pişman olup olmadığını araştırmaktı. Gözlemler ve görüşmeler, Boston'ın kararından geri adım atmadığını, aksine duruşundan hala gurur duyduğunu ortaya koymuştu. Ancak aradan geçen yıllar ve Brexit'in somut sonuçları, bu gururun yerini giderek artan bir memnuniyetsizliğe bırakmaya başladı.
Brexit'in ardından Birleşik Krallık, ticaret engelleri, işgücü sıkıntısı ve ekonomik büyümede yavaşlama gibi bir dizi zorlukla karşı karşıya kaldı. Özellikle balıkçılık ve tarım gibi Brexit yanlılarının güçlü olduğu sektörler, AB pazarına erişimdeki kısıtlamalar nedeniyle büyük darbe aldı. Göçmenlik konusunda vaat edilen "kontrolü geri alma" söylemi de, ülkenin ihtiyacı olan işgücünü kaybetmesine yol açarak bazı sektörlerde ciddi boşluklar yarattı. Bu durum, Farage gibi figürlerin, Brexit'in "doğru yapılmadığı" veya "ihanete uğradığı" söylemleriyle seçmenlerin öfkesini ve hayal kırıklığını kendi lehlerine çevirmesine zemin hazırladı.
Brexit'in Tarihçesi ve Beklentiler
2016'daki AB referandumu, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği ile olan 43 yıllık ilişkisini sonlandıran tarihi bir karardı. "Ayrıl" kampanyası, egemenliğin geri kazanılması, sınırların kontrol altına alınması ve AB'ye ödenen paranın ulusal hizmetlere aktarılması gibi güçlü vaatlerle seçmenleri ikna etmeyi başarmıştı. Nigel Farage, o dönemde Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) lideri olarak bu kampanyanın en görünür ve ateşli savunucularından biriydi. Kampanya, özellikle İngiltere'nin kırsal bölgelerinde ve sanayi şehirlerinde, küreselleşmenin getirdiği değişimlerden rahatsız olan ve AB'yi bürokratik bir yapı olarak gören geniş kitlelerden destek buldu.
Ancak referandumun ardından başlayan Brexit süreci, tahmin edilenden çok daha karmaşık ve sancılı oldu. Başbakan David Cameron'ın istifasıyla başlayan süreç, Theresa May ve Boris Johnson dönemlerinde de siyasi çalkantılarla devam etti. Nihayetinde 2020'de resmi olarak AB'den ayrılan Birleşik Krallık, Kuzey İrlanda Protokolü gibi çözülemeyen sorunlar ve AB ile yeni bir ticaret anlaşmasının getirdiği bürokratik yüklerle boğuştu. İngiltere Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kurumlar, Brexit'in ülkenin ekonomik büyümesini olumsuz etkilediğini ve uzun vadede GSYİH'de düşüşe yol açtığını belirtiyor. Örneğin, bazı tahminler Brexit'in İngiltere ekonomisine yılda yaklaşık 100 milyar sterlin maliyeti olduğunu gösteriyor ve halkın önemli bir kısmı, Brexit'in kötü bir karar olduğuna inanmaya başladı.
Farage'ın Yükselişi ve Gelecek Senaryoları
Nigel Farage, Brexit'in yarattığı hayal kırıklığı ve mevcut hükümetin performansına yönelik genel memnuniyetsizliği ustaca kullanarak siyasi arenada yeniden güç kazanıyor. Önce UKIP, ardından Brexit Partisi ve şimdi de Reform UK ile siyaset sahnesinde kalmayı başaran Farage, özellikle Muhafazakar Parti'den kopan sağ seçmenlerin oylarını çekiyor. Reform UK'nin anketlerde çift haneli rakamlara ulaşması, yaklaşan genel seçimlerde Muhafazakar Parti için büyük bir baş ağrısı yaratıyor ve İşçi Partisi'nin iktidara gelme şansını artırıyor.
Farage'ın yeniden yükselişi, sadece Birleşik Krallık için değil, Avrupa genelindeki popülist ve milliyetçi hareketler için de bir gösterge niteliğinde. Brexit, Avrupa'da benzer ayrılıkçı ve AB karşıtı hareketleri tetikleyebileceği endişelerini beraberinde getirmişti. Ancak gelinen noktada, Brexit'in getirdiği zorluklar, diğer ülkelerdeki AB karşıtı hareketler için bir uyarı niteliği taşıyor. Yine de, Farage'ın başarısı, siyasi elitlere duyulan güvensizliğin ve halkın somut sorunlara çözüm arayışının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Bu durum, Türkiye gibi ülkelerde de zaman zaman gözlemlenen popülist dalgaların ve siyasi elitlere karşı duyulan tepkilerin küresel bir eğilim olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Önümüzdeki dönemde Birleşik Krallık'ın AB ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi veya Farage'ın siyasi etkisinin daha da artması, ülkenin geleceği için belirleyici olacak.



