Küresel gıda devi Nestlé'nin İspanya'daki operasyonlarında, özellikle de Barselona (Barcelona) yakınlarındaki Esplugues de Llobregat merkez ofisinde büyük bir işten çıkarma dalgası yaşanıyor. Şirketin sunduğu İstihdam Düzenleme Dosyası (ERO - Expediente de Regulación de Empleo) kapsamında, Katalonya (Catalunya) bölgesinde 178 kişinin işine son verilmesi planlanıyor. Bu karara tepki gösteren yaklaşık elli Nestlé çalışanı, geçtiğimiz günlerde Esplugues de Llobregat'taki grup merkez ofisi önünde yarım saatlik bir protesto gösterisi düzenledi. İşçiler, şirketin milyarlarca Euro kâr elde ederken işten çıkarma yoluna gitmesinin haksız olduğunu savunuyor.
Protesto, sendika temsilcileri ile şirket yönetimi arasında Barselona'da bir otelde yapılan ikinci toplantıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. CCOO (İşçi Komisyonları) sendikasının delegesi ve işyeri komitesi üyesi Mireia Roig, Nestlé'nin "yapısal değişiklik" ihtiyacını gerekçe göstererek aldığı bu kararın hiçbir haklı gerekçesi olmadığını vurguladı. Roig, şirketin sürekli yüksek kârlar açıklarken işçilerin işsiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. İşten çıkarma planı, Katalonya'da en çok Esplugues de Llobregat'taki 158 çalışanı etkileyecekken, Girona'da 12 ve Reus'ta 8 çalışanın da işine son verilmesi öngörülüyor. Geçtiğimiz günlerde Girona ve Reus'taki Nestlé çalışanları da benzer protestolar düzenleyerek şirketin planlarını reddetmişti.
Şirket yönetimi, İspanya genelinde 301 çalışanı etkileyecek olan ERO'yu, özel markaların (marca blanca) pazar payını artırması, dijitalleşme ve otomasyon gibi faktörlerle gerekçelendiriyor. Nestlé, bu adımların şirketin gelecekteki sürdürülebilirliğini garanti altına almak için zorunlu olduğunu savunuyor. Ancak CCOO sendikası, sunulan raporun "muğlak" olduğunu ve yeterli bilgi içermediğini belirterek, işten çıkarmaların "haklı olmadığını" yineliyor. Sendika, işten çıkarma yerine 60 yaş üzerindeki çalışanların erken emekliliğe teşvik edilmesini önererek, genç işgücünün korunması gerektiğini dile getiriyor.
İspanya'da ERO'ların Tarihçesi ve İş Hukuku Bağlamı
İspanya'da ERO (Expediente de Regulación de Empleo), şirketlerin ekonomik, teknik, örgütsel veya üretimle ilgili nedenlerle toplu işten çıkarmalar, iş sözleşmelerinin askıya alınması veya çalışma saatlerinin azaltılması gibi önlemler almasını sağlayan yasal bir prosedürdür. Bu tür dosyalar, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde İspanyol işgücü piyasasında sıkça başvurulan bir mekanizma olmuştur. 2008 küresel finans krizi ve COVID-19 salgını gibi dönemlerde binlerce çalışanın işini kaybetmesine veya çalışma koşullarının değişmesine neden olan ERO'lar, işçi sendikaları ile hükümetler ve işverenler arasında daimi bir gerilim kaynağı olmuştur.
İspanyol iş hukukuna göre, bir ERO'nun uygulanabilmesi için şirketlerin sendikalarla müzakere etmesi ve belirli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir. Ancak, özellikle 2012'deki iş hukuku reformlarıyla birlikte, şirketlerin ERO'ları uygulama esnekliği artırılmış, hükümet onayının gerekliliği bazı durumlarda kaldırılmıştır. Bu durum, sendikaların ve işçi hakları savunucularının tepkisini çekmiş, işten çıkarmaların kolaylaştırıldığını ve işçi güvencesinin zayıflatıldığını iddia etmelerine yol açmıştır. Nestlé örneğinde de, sendikalar şirketin kârlarına rağmen bu yola başvurmasını eleştirerek, iş hukuku reformlarının şirketlere sağladığı bu esnekliğin kötüye kullanıldığını ima etmektedir.
Nestlé'nin Küresel Stratejileri ve Türkiye Bağlantısı
Nestlé'nin İspanya'da işten çıkarmaları gerekçe gösterdiği dijitalleşme, otomasyon ve özel markaların yükselişi gibi faktörler, küresel ekonomideki genel eğilimleri yansıtmaktadır. Birçok çok uluslu şirket, değişen tüketici alışkanlıklarına, artan rekabete ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak amacıyla operasyonel yapılarını yeniden düzenlemektedir. Bu yeniden yapılanmalar genellikle işgücü azaltımı, belirli departmanların kapatılması veya yeni becerilere sahip çalışanların işe alınması gibi sonuçlar doğurur. Ancak, Nestlé gibi milyarlarca Euro kâr elde eden bir şirketin bu tür gerekçelerle işten çıkarma yoluna gitmesi, kurumsal sosyal sorumluluk ve işçi hakları açısından önemli etik tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Türkiye'de de faaliyet gösteren Nestlé, benzer küresel stratejileri zaman zaman uygulamaktadır. Türk işgücü piyasasında da çok uluslu şirketlerin otomasyon, dijitalleşme veya pazar koşullarındaki değişiklikleri gerekçe göstererek toplu işten çıkarmalara gitmesi nadir değildir. Türk İş Kanunu da toplu işten çıkarmalar için belirli prosedürler öngörmekte ve işverenlerin sendikalarla veya işçi temsilcileriyle müzakere etmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla, İspanya'daki bu olay, Türkiye'deki işçiler ve sendikalar için de benzer durumlarla karşılaşıldığında emsal teşkil edebilecek veya farkındalık yaratabilecek niteliktedir. İşçi sendikalarının, Nestlé gibi şirketlerden daha şeffaf olmalarını talep etmeleri ve işten çıkarma yerine erken emeklilik gibi alternatif çözümler sunmaları, küresel anlamda işçi hakları mücadelesinin ortak bir parçasıdır.
Sonuç ve Olası Etkiler
Nestlé İspanya'daki işten çıkarma süreci, şirket yönetimi ile sendikalar arasındaki gerilimi daha da artırarak, önümüzdeki dönemde yoğun müzakerelere sahne olacaktır. Sendikaların erken emeklilik gibi alternatif çözümler sunması ve şirketin daha fazla bilgi sunmasını talep etmesi, müzakere sürecinin seyrini belirleyecek önemli faktörlerdir. Eğer bir anlaşmaya varılamazsa, zorunlu işten çıkarmalar kaçınılmaz hale gelebilir ve bu durum hem etkilenen çalışanlar hem de yerel ekonomiler üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Barselona ve çevresindeki işgücü piyasası için bu tür toplu işten çıkarmalar, işsizlik oranlarını artırabilir ve bölgedeki ekonomik istikrarsızlık endişelerini körükleyebilir. Bu protesto, modern ekonomide kurumsal verimlilik hedefleri ile işçi güvenliği arasındaki süregelen gerilimin küresel bir örneğini teşkil etmektedir.


