Himalaya ülkesi Nepal, geçtiğimiz günlerde Çin sınırındaki bir gümrük terminalinin aniden devasa bir çamur, kaya ve su kütlesi tarafından yutulduğu feci bir sel ve heyelan felaketiyle sarsıldı. Bu yıkıcı olay, bölgeden gelen görüntülerle tüm dünyayı dehşete düşürürken, yetkililer başlangıçta yaklaşık 500 ölü ve 1.500'den fazla kayıptan bahsetse de, bu rakamların artmasından endişe ediliyor. Kayıp kişilerin yaklaşık 260'ının yabancı uyruklu olduğu belirtilirken, İspanya Dışişleri Bakanlığı da dört İspanyol vatandaşının hala kayıp olduğunu doğruladı. Bu felaketi, başkent Katmandu (Kathmandu) yakınlarında yaşayan ve ölümden dönen Barcelonalı bir aile, yaşadıkları korku dolu anları anlatarak gözler önüne serdi.
Çarşamba günü meydana gelen bu trajik olay, Nepal'in doğal afetlere karşı kırılganlığını bir kez daha acı bir şekilde ortaya koydu. Özellikle muson mevsiminde sıkça yaşanan toprak kaymaları ve seller, dağlık coğrafyası nedeniyle ülkenin kaderi haline gelmiş durumda. Ancak bu son felaketin boyutu ve aniden gelişen doğası, bölge halkını ve orada bulunan turistleri hazırlıksız yakaladı. Kayıp sayısının yüksekliği ve kurtarma çalışmalarının zorlu koşullar altında yürütülmesi, uluslararası toplumu da harekete geçmeye çağıran bir durum yarattı.
"Tam O Noktada Ben De Olabilirdim"
Barcelonalı Amanda Altès, kız kardeşi ve annesiyle birlikte felaketin yaşandığı Gyirong bölgesinden yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Katmandu şehrindeydi. Altès, ilk başta olayın bu kadar ciddi olduğunu düşünmediklerini, ancak birkaç saat sonra endişeli aile üyelerinden gelen mesajlarla trajedinin boyutunu kavradıklarını belirtti. "Başlangıçta bu kadar ciddi görünmüyordu; ancak birkaç saat sonra, endişeli akrabalarımızdan mesajlar aldığımızda, felaketin büyüklüğünü fark ettik" dedi.
Altès ailesi, tam da heyelanın neden olduğu sel suları altında kalan ve trafiğe tamamen kapanan Bhote Koshi Nehri'ne paralel uzanan yoldan Perşembe günü geçmeyi planlıyordu. Amanda Altès, yaşadıkları şoku şu sözlerle ifade etti: "Bu, çok şaşırtıcı bir felaket ve Nepal'de seyahat ettiğiniz 15 gün içinde tam da bu olayın yaşanması büyük bir tesadüf. Tam o noktada ben de olabilirdim ve hayatımı kaybedebileceğimi düşünüyorsunuz." Şans eseri, aile Katmandu'dan batıdaki afet bölgesinden uzakta bulunan Pokhara şehrine uçakla seyahat edebildi. Amanda, bölgede acil durum helikopterlerinin sürekli olarak iniş kalkış yaptığını ve durumun ciddiyetini gözler önüne serdiğini ekledi.
Felaketin Arka Planı ve İklim Değişikliği Bağlantısı
Bu tür felaketler, Nepal'in coğrafi konumu ve iklimsel özellikleriyle yakından ilişkilidir. Himalaya Dağları'nın eteklerinde yer alan Nepal, dünyanın en yüksek dağlarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra, tektonik hareketlilik ve muson yağmurları nedeniyle sık sık deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetlerle yüzleşmektedir. Ülke, 2015 yılında meydana gelen ve yaklaşık 9.000 kişinin hayatını kaybettiği yıkıcı depremin yaralarını sarmaya çalışırken, bu son sel felaketi yeni bir darbe vurdu. Bu tür afetler, Nepal'in zaten kırılgan olan altyapısını ve ekonomisini daha da zayıflatmakta, özellikle turizm gelirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Felaketin ilk hipotezleri, Himalayalar'daki sayısız buzullardan birinin, özellikle de yaklaşık 5.200 metre yükseklikteki Langtang Lirung Dağı'ndaki bir buzulun, son günlerdeki yüksek sıcaklıklar nedeniyle çöktüğünü gösteriyor. Barselona Üniversitesi (UB) coğrafya profesörü ve ICREA Akademi üyesi Marc Oliva, buzuldan kopan taş, tortu ve buz kütlelerinin 1.200 metrelik dik bir yamaçtan Gyirong vadisine indiğini açıkladı. Oliva, "Tüm bunlar vadi tabanını tıkadı ve su seviyesi yükselmeye başladığında, hidrostatik basınç bu tıkanıklığı kırdı; sel suları yokuş aşağı aktı ve gördüğümüz yıkıcı etkileri yarattı" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bu felaketin doğrudan iklim değişikliğiyle ilişkili olup olmadığını henüz kesin olarak belirlemeye çalışıyorlar, ancak küresel ısınmanın buzulların erimesini hızlandırdığı ve bu tür olayların sıklığını artırdığı bilinen bir gerçek.
Kurtarma Çalışmaları ve Geleceğe Yönelik Endişeler
Şu anda, en ağır yaralılar Katmandu'daki hastanelere nakledilirken, kurtarma ekipleri afet bölgelerine ulaşmakta büyük zorluklarla karşılaşıyor. Heyelan, köprüleri ve yolları silip süpürdüğü için çamur, acil durum çalışmalarını büyük ölçüde engelliyor. Bu durum, kayıp kişilere ulaşmayı ve mahsur kalanları kurtarmayı daha da zorlaştırıyor. Nepal'in bu tür afetlere karşı dayanıklılığını artırmak için uluslararası yardıma ve uzun vadeli stratejilere ihtiyacı olduğu açıktır. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, Nepal'e geçmişteki afetlerde yardım eli uzatmış ve bu tür durumlarda dayanışmanın önemini göstermiştir.
Bu trajik olay, insanlığın doğanın gücü karşısındaki kırılganlığını ve iklim değişikliğinin potansiyel yıkıcı etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Amanda Altès gibi ölümden dönenlerin yaşadığı travma ve kayıp yakınlarını arayan ailelerin acısı, felaketin insani boyutunu gözler önüne seriyor. Nepal'in toparlanma süreci uzun ve zorlu olacak, ancak uluslararası toplumun desteği ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki küresel çabalar, benzer felaketlerin önüne geçmek ve etkilerini azaltmak için hayati önem taşıyor.



