İspanyol gazeteci Mònica Bernabé, Barselona'daki Hotel Espanya'nın Sirenes Salonu'nda abonelere yönelik düzenlediği bir konuşmada, Afganistan'daki kadınların içinde bulunduğu zor duruma ve uluslararası toplumun bu konudaki "iki yüzlülüğüne" dair sert eleştirilerde bulundu. Özellikle Katalan üniversitelerine seslenen Bernabé, "Neden hiçbir Katalan üniversitesi Afgan kadınlara çevrimiçi dersler ve eğitim bursları sunmuyor?" sorusunu yönelterek, Batı dünyasının Afganistan'a karşı sergilediği ilgisizliği sorguladı.
ARA gazetesinin deneyimli gazetecisi Bernabé, konuşmasında dikkat çekici bir tespitte bulunarak, "Batı, Afganistan'a ancak kendi fiziksel bütünlüğümüzün tehlikeye girdiğini görürse yeniden ilgi gösterecektir" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, uluslararası ilişkilerde sıkça dile getirilen, Batı'nın dış politika önceliklerini kendi güvenlik ve ekonomik çıkarları doğrultusunda belirlediği yönündeki eleştirileri bir kez daha gündeme getirdi. Bernabé, Afganistan'daki insan hakları ihlallerinin, özellikle de kadınların eğitim ve çalışma haklarının gasp edilmesinin, Batı'nın gündeminde yeterince yer bulamamasını bu pragmatik yaklaşıma bağladı.
Gazeteci, uluslararası toplumun Afganistan'daki eylemlerini "sinizm ve ikiyüzlülük" olarak nitelendirerek, Taliban'ın 2021'de iktidara gelmesinin ardından verilen sözlerin tutulmadığını ve Afgan halkının kaderine terk edildiğini ima etti. Özellikle kadınların eğitimden mahrum bırakılması, kamusal alandan dışlanması ve temel haklarının kısıtlanması gibi konuların, Batılı ülkelerin "demokrasi" ve "insan hakları" söylemleriyle çeliştiğini vurguladı. Bernabé'nin Katalan üniversitelerine yönelik çağrısı, bu genel ilgisizliğin ötesine geçerek, somut adımlar atılması yönünde bir sorumluluk yükleme amacı taşıyordu.
Çevrimiçi eğitimin ve bursların, Afganistan'da Taliban rejimi altında okula gitme imkanı bulamayan kadınlar için hayati bir köprü olabileceğine dikkat çeken Bernabé, bu tür inisiyatiflerin sadece akademik bir destek değil, aynı zamanda umut ve dayanışma mesajı taşıyacağını belirtti. Afganistan'da üniversite kapıları kadınlara kapatılmışken, uluslararası akademik kurumların bu boşluğu doldurma potansiyeli, küresel bir vicdan sınavı olarak öne çıkıyor. Bernabé, bu çağrısıyla sadece Katalan üniversitelerini değil, tüm dünyaya yayılan bir akademik dayanışma hareketini tetiklemeyi hedefledi.
Afganistan'da Kadınların Durumu ve Uluslararası Tepkiler
Afganistan, Ağustos 2021'de Taliban'ın başkent Kâbil'i ele geçirmesiyle birlikte köklü bir değişim sürecine girdi. İktidarı devralan Taliban, kısa sürede kadınların ve kız çocuklarının haklarını kısıtlayan bir dizi karar aldı. Ortaokul ve lise düzeyindeki kız çocuklarının eğitime erişimi engellenirken, üniversite kapıları da kadın öğrencilere kapatıldı. Kadınların çalışma hayatından uzaklaştırılması, kamusal alanda belirli kıyafet kurallarına uymaya zorlanması ve seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması, ülkedeki insan hakları durumunu endişe verici boyutlara taşıdı.
Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve birçok uluslararası insan hakları kuruluşu, Taliban'ın bu uygulamalarını şiddetle kınadı. Ancak diplomatik baskılar ve ekonomik yaptırımlar, Taliban rejiminin politikalarında köklü bir değişikliğe yol açmadı. Afganistan'daki insani kriz derinleşirken, kadınların eğitimden mahrum bırakılması, ülkenin geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor. İspanya ve AB ülkeleri, Afganistan'daki insani yardımları sürdürmeye çalışsa da, Taliban'ın kadınlara yönelik baskıcı politikalarına karşı daha etkin ve somut adımlar atılması yönündeki beklentiler devam ediyor.
Dayanışma Çağrısı ve Küresel Sorumluluk
Mònica Bernabé'nin Katalan üniversitelerine yaptığı çağrı, sadece İspanya'daki akademik kurumlar için değil, küresel çapta bir sorumluluk çağrısı niteliği taşıyor. Afganistan'daki kadınların eğitim hakkından mahrum bırakılması, evrensel insan hakları ilkelerine aykırı bir durumdur ve uluslararası toplumun bu duruma kayıtsız kalması kabul edilemez. Çevrimiçi eğitim platformları ve burs programları, coğrafi sınırları aşarak, Taliban'ın baskısı altındaki kadınlara bir umut ışığı sunabilir ve onların geleceğe dair hayallerini canlı tutmalarına yardımcı olabilir.
Bu tür inisiyatifler, sadece akademik bir destek olmakla kalmayıp, aynı zamanda Batı'nın kendi değerlerine olan bağlılığını ve insan hakları savunuculuğunu somut bir şekilde göstermesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Türkiye gibi Afganistan ile tarihi ve kültürel bağları olan ülkelerin üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşları da benzer inisiyatifler geliştirerek, bu küresel dayanışma ağına katkıda bulunabilir. Bernabé'nin eleştirisi, Batı'nın Afganistan'a yönelik politikalarını gözden geçirmesi ve sözde kalan insan hakları söylemlerini eyleme dönüştürmesi gerektiğinin güçlü bir hatırlatıcısı olarak yankılanmaktadır.



