Barselona'nın yerel kanalı Betevé'de yayınlanan "Òrbita B" programı, hayvan refahı ve çevre bilinci konularına odaklanan önemli bir bölümle izleyicilerin karşısına çıktı. Programın bu özel bölümünde, istismar edilmiş şempanzeler ve makakların kurtarılmasına ve rehabilite edilmesine adanmış kar amacı gütmeyen MONA Vakfı'nın kurucu ortağı ve direktörü Olga Feliu ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirildi. Feliu, vakfın misyonunu, karşılaştıkları zorlukları ve primatların korunması için yürüttükleri hayati çalışmaları detaylarıyla anlattı. Programda ayrıca Elisenda Pineda'nın özel çamaşırhanesi ve Sara Barrera'nın şehirdeki en iyi girişimleri sunumu da yer aldı, ancak ana odak noktası MONA Vakfı'nın primat refahı konusundaki çığır açan çalışmaları oldu.
MONA Vakfı, Katalonya'nın (Catalunya) Girona bölgesinde yer alan modern bir primat sığınağı olarak faaliyet gösteriyor. Temel amacı, yasa dışı ticaret, sirkler, eğlence endüstrisi veya evcil hayvan olarak tutulma gibi nedenlerle istismara uğramış şempanzeler ve makaklara güvenli ve doğal bir yaşam alanı sunmak. Vakıf, sadece fiziksel iyileşmeyi değil, aynı zamanda bu travmatize olmuş hayvanların sosyal ve psikolojik rehabilitasyonunu da ön planda tutuyor. Olga Feliu'nun liderliğinde, hayvanların türlerine özgü davranışlarını yeniden kazanmalarına yardımcı olmak için özel olarak tasarlanmış programlar uygulanıyor ve onlara ömür boyu sürecek bir bakım sağlanıyor.
Olga Feliu, röportajında primatların karşılaştığı acımasız koşullara dikkat çekerek, birçok şempanze ve makağın bebekken annelerinden koparılarak yasa dışı yollarla satıldığını veya eğlence sektöründe kullanılmak üzere eğitildiğini belirtti. Bu hayvanların çoğu, insanlarla temas kurdukları için doğal ortamlarına geri dönemiyor ve MONA gibi sığınaklar onlar için tek umut kapısı haline geliyor. Vakıf, bu hayvanların kurtarılması sürecinde genellikle karmaşık yasal ve lojistik zorluklarla karşılaşıyor ve operasyonlarını büyük ölçüde bağışlar ve gönüllülerin desteğiyle sürdürüyor. Feliu, bu tür sığınakların sadece hayvanların yaşamını kurtarmakla kalmayıp, aynı zamanda kamuoyunda hayvan hakları ve vahşi yaşamın korunması konusunda farkındalık yaratmada da kilit bir rol oynadığını vurguladı.
Primat Refahı ve Yasal Çerçeve
İspanya, son yıllarda hayvan hakları konusunda önemli adımlar atmış olsa da, egzotik hayvanların yasa dışı ticareti ve istismarı hala ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Ülke genelinde hayvan refahını iyileştirmeyi amaçlayan yeni yasalar (örneğin, "Ley de Bienestar Animal" - Hayvan Refahı Yasası) yürürlüğe girse de, primatlar gibi karmaşık ihtiyaçları olan türler için özel koruma ve sığınakların önemi yadsınamaz. Catalunya (Katalonya), hayvan hakları konusunda İspanya'nın öncü bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor ve MONA Vakfı gibi kuruluşlar, bu yasal çerçevenin uygulanmasında ve eksikliklerinin giderilmesinde aktif rol oynuyor. Dünya genelinde Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) gibi anlaşmalar, vahşi hayvan ticaretini düzenlemeyi amaçlasa da, kaçakçılık ağları hala milyonlarca Euro'luk bir pazar oluşturarak hayvanlara büyük acılar yaşatıyor.
MONA Vakfı, sadece İspanya içinde değil, uluslararası düzeyde de primat refahı konusunda iş birliği yapıyor. Avrupa'daki diğer primat sığınakları ve kurtarma merkezleriyle bilgi ve deneyim paylaşımında bulunarak, en iyi uygulamaların yaygınlaşmasına katkıda bulunuyor. Vakfın çalışmaları, primatların sadece hayvanat bahçelerinde veya laboratuvarlarda değil, doğal davranışlarını sergileyebilecekleri, türlerine uygun, zenginleştirilmiş ortamlarda yaşamaları gerektiğini savunuyor. Bu, sadece hayvanların fiziksel sağlığı için değil, aynı zamanda psikolojik iyi oluşları için de kritik öneme sahip. MONA'nın sığınağı, ziyaretçilere ve eğitim programlarına katılan öğrencilere, primatların zekası, sosyal yapıları ve korunmaları gereken hassas ekosistemler hakkında bilgi edinme fırsatı sunarak farkındalık yaratıyor.
MONA'nın Etkisi ve Gelecek Vizyonu
MONA Vakfı'nın çalışmaları, istismar edilmiş primatlara ikinci bir şans tanımaktan çok daha fazlasını temsil ediyor. Bu vakıf, insanlığın doğaya ve diğer canlılara karşı sorumluluğunu hatırlatan güçlü bir sembol haline gelmiştir. Olga Feliu ve ekibinin özverili çabaları sayesinde, birçok şempanze ve makak, geçmiş travmalarını geride bırakarak huzurlu bir yaşam sürdürebiliyor. Ancak, bu tür sığınakların sürdürülebilirliği, sürekli finansman, gönüllü desteği ve kamuoyunun ilgisine bağlıdır. MONA gibi kuruluşlar, bağış kampanyaları, evlat edinme programları ve eğitim faaliyetleriyle bu desteği sağlamaya çalışıyor.
Türkiye'de de benzer hayvan refahı sorunları ve egzotik hayvanların yasa dışı ticaretiyle mücadele eden kuruluşlar bulunmakta. MONA Vakfı'nın hikayesi, bu küresel mücadelenin bir parçası olarak, hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesi ve onların doğal haklarına saygı duyulması gerektiği mesajını taşıyor. Olga Feliu'nun Betevé'deki röportajı, sadece Barselona'daki izleyicilere değil, tüm dünyaya, hayvan refahının sadece bir merhamet meselesi değil, aynı zamanda etik ve çevresel bir zorunluluk olduğunu hatırlatan önemli bir çağrı niteliğindeydi.


