Barselona'daki Katalonya Ulusal Sanat Müzesi (MNAC), tarihi Sixena (Sijena) Manastırı'na ait dünyaca ünlü Romanesk duvar resimlerinin söküm ve nakil işlemlerine başlamak için Aragón (Aragon) Hükümeti'nden beklenen onayı henüz alamadı. Geçtiğimiz hafta MNAC, Aragón Hükümeti'ne gönderdiği bir mektupla, manastırın seküler (profan) resimlerinin sökümüne 6 Temmuz'da başlanacağını ve Ağustos ayından önce naklinin tamamlanacağını bildirmişti. Ancak müze yetkilileri, Aragón Hükümeti'nin izni olmadan sürece başlanmayacağını belirtti. Bu durum, Katalonya ve Aragón arasındaki uzun soluklu kültürel miras anlaşmazlığında yeni bir gerilime yol açtı.
Aragón Hükümeti ise MNAC'tan, resimlerin sökülmesi, paketlenmesi, taşınması ve yeniden kurulmasına dair kapsamlı bir teknik proje talep etti. Ayrıca, eserlerin güncel koruma durumunu gösteren bir rapor ve tespit edilen ön konsolidasyon ihtiyaçlarının belirtilmesi de istendi. Aragón Başkan Yardımcısı ve Başkanlık, Adalet, Kültür ve Spor Bakanı Mar Vaquero, bu taleplerin resimlerin Aragón kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olmasından kaynaklandığını vurguladı. Vaquero, yapılacak tüm işlemlerin Aragón kamu yetkilileri tarafından, özellikle de Huesca (Huesca) İl Kültürel Miras Komisyonu tarafından önceden onaylanması gerektiğini ifade etti.
Vaquero, MNAC'tan gelen "aceleci" bildirimin kendilerini şaşırttığını ve sürecin başlaması için gerekli idari izinlerin henüz alınmadığını belirtti. Bu açıklama, iki özerk bölge arasındaki kültürel mirasın aidiyeti konusundaki derin anlaşmazlığı bir kez daha gözler önüne serdi. MNAC, Yüksek Mahkeme kararları doğrultusunda hareket etmekle yükümlü olsa da, Aragón tarafı eserlerin korunması ve nakil sürecinin kendi denetiminde olmasını şart koşuyor.
Resimlerin nakli için yapılan ihalede, Madrid'in Coslada (Coslada) şehrinde bulunan SIT Proyectos, Diseño y Conservación S.L. şirketi tek teklif veren olarak belirlendi ve işi 62.508,29 € bedelle üstlendi. Bu maliyetin tamamı Katalan müzesi tarafından karşılanacak. Ancak MNAC'ın daha önceki açıklamaları, bu tür bir nakil işleminin hassas duvar resimlerine geri dönülemez zararlar verebileceği yönündeydi. Bu durum, kültürel mirasın korunması ile hukuki kararların uygulanması arasındaki karmaşık dengeyi bir kez daha tartışmaya açıyor.
Sixena Resimleri Davasının Arka Planı ve Tarihçesi
Sixena Manastırı'nın (Real Monasterio de Santa María de Sigena) duvar resimleri, İspanya'nın kültürel mirası içinde önemli bir yere sahiptir. 12. yüzyılda kurulan bu Romanesk manastır, özellikle Chapter Evi'ndeki nefes kesici duvar resimleriyle tanınır. Ancak İspanya İç Savaşı (1936-1939) sırasında manastırda çıkan yangın, bu değerli eserlere büyük zarar vermiştir. Yangının ardından, Barselona'daki uzmanlar tarafından kurtarılan ve restore edilen resimler, o tarihten bu yana MNAC'ta sergilenmekteydi. MNAC, resimleri koruma altına alarak yok olmaktan kurtardığını ve titizlikle restore ettiğini savunuyor.
Ancak Aragón Hükümeti ve Sixena Manastırı'nın bağlı olduğu cemaat, yıllardır bu eserlerin ait oldukları yere, yani Sixena'ya iade edilmesi için hukuki mücadele veriyor. Dava süreci, 2015'ten bu yana devam eden bir dizi mahkeme kararıyla şekillendi ve sonunda İspanya Yüksek Mahkemesi, resimlerin Sixena'ya iadesi yönünde hüküm verdi. Bu karar, İspanya'daki özerk topluluklar arasındaki kültürel mirasın aidiyeti konusundaki en önemli davalardan biri haline geldi. Daha önce de Huesca Müzesi'ne iade edilen 97 parça eserle benzer bir süreç yaşanmıştı, bu da Sixena resimlerinin iadesi taleplerinin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor.
Kültürel Mirasın Korunması ve Bölgesel Çatışmalar
Sixena resimleri davası, sadece iki özerk bölge arasındaki bir anlaşmazlık olmanın ötesinde, kültürel mirasın korunması, mülkiyeti ve iadesi konularında uluslararası düzeyde de yankı uyandıran bir örnek teşkil ediyor. MNAC'ın, resimlerin mevcut haliyle taşınmasının ciddi riskler taşıdığı yönündeki uyarıları, eserlerin fiziksel bütünlüğünün korunması gerektiği argümanını güçlendiriyor. Müze yetkilileri, eserlerin bulunduğu ortamın değiştirilmesinin, özellikle hassas duvar resimlerinde geri dönülemez hasarlara yol açabileceği konusunda endişelerini dile getiriyor.
Öte yandan, Aragón Hükümeti'nin "kültürel mirasın ait olduğu yere dönmesi" ilkesi, dünya genelinde kültürel eserlerin iadesi tartışmalarında sıkça karşılaşılan bir argüman. Bu dava, İspanya'nın kültürel zenginliğinin korunması ve dağıtılması konusunda federal yapı içinde yaşanan gerilimleri de gözler önüne seriyor. Sürecin ne zaman ve nasıl tamamlanacağı belirsizliğini korurken, bu tür davalar kültürel kurumların ve kamuoyunun dikkatini çekmeye devam edecek. Türkiye de yurt dışından birçok kültürel varlığının iadesi için mücadele eden bir ülke olarak, bu tür süreçleri yakından takip etmektedir. Sixena davası, kültürel mirasın sadece bir sanat eseri olmanın ötesinde, bölgesel kimlik ve aidiyetin de sembolü haline gelebildiğini gösteriyor.



