Fuerza Independiente Sindical de Trabajadores (Fist) sendikasının avukatı Enrique Leiva Vojkovic, Meta'ya içerik denetleme hizmeti veren CCC Barcelona Digital Services SLU şirketindeki 2.000'den fazla çalışanın toplu işten çıkarılması kararını, şirketin çalışanlara yönelik dil ayrımcılığı iddialarından kaçma girişimiyle ilişkilendirdi. Barselona Yüksek Adalet Mahkemesi (Tribunal Superior de Justicia de Barcelona - TSJC) önünde görülecek dava öncesinde yapılan bu çarpıcı açıklamalar, çokuluslu şirketlerin işgücü politikalarını ve işçi hakları ihlallerini bir kez daha uluslararası gündeme taşıdı. Dava, Meta ile bağlantılı Telus International ve CCC Barcelona Digital Services SLU şirketlerinin işten çıkarma kararının meşruiyetini ve ardındaki gerçek niyetleri sorguluyor.
Avukat Leiva Vojkovic, geçtiğimiz yılın Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleşen bu toplu işten çıkarmaların ardındaki asıl nedenin, şirketin Barselona'daki merkezinde "Güney Avrupa dilleri" (İspanyolca, Portekizce, İtalyanca gibi) konuşan çalışanlara yönelik sistematik dil ayrımcılığı olduğunu belirtti. Aynı işi yapan ancak İsveççe veya Norveççe konuşan meslektaşlarının, bu kişilerden 6.000 ila 8.000 Euro daha fazla maaş aldığını iddia etti. Bu durum, temel hakların ihlali ve ayrımcılık gerekçesiyle binlerce davanın açılmasına yol açmış, şirketin ciddi bir hukuki riskle karşı karşıya kalmasına neden olmuştu.
Şirketin içerik denetleme hizmetlerini Almanya ve Avrupa Birliği'nin diğer ülkelerine taşıma kararının, daha düşük ücret arayışından ziyade, Barselona'daki çalışanlara ödenmesi gereken yüklü tazminatlar ve maaş eşitleme maliyetlerinden kaçınma amacı taşıdığı öne sürülüyor. Leiva'ya göre, bu davalar şirkete 150 ila 200 milyon Euro'luk bir maliyet getirebilirdi ve bu durum, çokuluslu şirketlerin "kar denklemi"ne uymuyordu. Avukat, şirketin bu hamleyle, yeni bir ülkede, benzer davalarla karşılaşana kadar "birkaç yıl daha oynamak" istediğini savundu.
Dil ayrımcılığı iddialarının yanı sıra, iş güvenliği ve sağlığına ilişkin yetersizliklerden kaynaklanan çok sayıda davanın da şirketin imajını ve prestijini olumsuz etkilediği belirtildi. Avukat, bu davaların finansal etkisinin dil ayrımcılığı davaları kadar büyük olmasa da, şirketin itibarını zedelediğini vurguladı. Öte yandan, UGT ve CC.OO. gibi büyük sendikaların işten çıkarma anlaşmasını imzalamasına rağmen, Fist sendikasının bu anlaşmayı yeterli gerekçe sunulmadığı için iptal etme kararı, davanın temelini oluşturuyor.
Meta'nın İçerik Denetleme Modeli ve Çokuluslu Yapılanmalar
Meta gibi teknoloji devleri, genellikle içerik denetleme gibi hassas ve yoğun işgücü gerektiren operasyonlarını doğrudan kendileri yürütmek yerine, üçüncü taraf şirketler aracılığıyla gerçekleştirir. Bu model, Meta'nın doğrudan hukuki sorumluluklardan kaçınmasına olanak tanırken, aynı zamanda işçi hakları ihlallerinin daha karmaşık bir kurumsal yapı içinde gizlenmesine yol açabilir. Barselona'daki dava, CCC Barcelona Digital Services SLU şirketinin gerçekten bağımsız bir karar mercii olup olmadığını, yoksa ana şirket CCC International ve nihayetinde Meta tarafından kontrol edilen bir "kukla" mı olduğunu araştıracak. Avukat Leiva Vojkovic, çokuluslu şirketlerin farklı ülkelerin hukuk sistemlerindeki boşluklardan faydalanarak üretimi istedikleri yere taşıyıp işçi haklarını ihlal etme eğilimini sorguladı.
Bu tür karmaşık kurumsal yapıların, şirketlerin yasal sorumluluktan kaçmasını kolaylaştırdığı ve çalışanların hak arama süreçlerini zorlaştırdığı iddia ediliyor. Avrupa Birliği genelinde bu tür "patolojik şirket gruplarının" işçi haklarını ihlal etmek amacıyla kurulup kurulmadığı ve mahkemelerin bu duruma bir son verip veremeyeceği davanın kilit noktalarından biri olacak. İspanya'nın güçlü işçi hakları ve sendikal örgütlenme geleneği göz önüne alındığında, bu davanın ülkenin iş hukuku pratiği için de önemli sonuçları olabilir. İspanyol hukuk sistemi, işçilerin toplu işten çıkarmalara karşı korunmasında Avrupa'nın en sıkı düzenlemelerinden bazılarına sahiptir ve bu dava, bu korumaların çokuluslu şirketler tarafından nasıl aşılmaya çalışıldığını gözler önüne seriyor.
Davanın Potansiyel Etkileri ve Gelecek
Barselona Yüksek Adalet Mahkemesi'nin vereceği karar, sadece Meta ve ilgili şirketler için değil, tüm Avrupa'daki çokuluslu şirketlerin işgücü politikaları açısından da önemli bir emsal teşkil edebilir. Dava sonucunda işten çıkarmaların geçersiz olduğuna karar verilirse, bu sadece Barselona'daki 2.000'den fazla çalışanın işe iadesi ve 90 milyon Euro'yu aşan tazminat ödemeleri anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda, şirketlerin farklı diller konuşan çalışanlarına yönelik ayrımcı uygulamalarına karşı güçlü bir mesaj gönderecek ve kurumsal sorumluluk standartlarını yükseltecek.
Avukat Leiva, mahkemenin, Barselona'daki merkezin kapatılmasının ve faaliyetlerin başka bir yere taşınmasının meşru bir ticari karar mı, yoksa işçi haklarını ihlal etmek için kullanılan dolaylı bir yöntem mi olduğunu netleştirmesini bekliyor. Bu dava, küresel ekonomide işçi haklarının korunması ve çokuluslu şirketlerin hesap verebilirliği konusunda önemli bir dönüm noktası olabilir. Türkiye gibi ülkelerde de yabancı sermayeli şirketlerin benzer uygulamalarına karşı işçi sendikaları ve hukukçular tarafından yakından takip edilecek bir gelişmedir. Zira, küresel şirketlerin yerel hukuk sistemlerindeki boşluklardan faydalanarak işçi haklarını ihlal etme eğilimi, dünya genelinde ortak bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.



