İspanya'nın Balear Adaları'ndan Mallorca'da (Mayorka) başlayan ve edebi dünyada yankı uyandıran bir girişim, yüzyıllar boyunca önyargılar ve cinsiyetçilik nedeniyle hak ettikleri değeri görememiş kadın yazarları gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor. Maria Martorell'in kurucusu olduğu "Veus Pròpies" (Katalanca'da "Kendi Sesleri" anlamına gelir) adlı yayınevi, 19. ve 20. yüzyıllarda Katalanca eserler kaleme almış, ancak edebi kanonun (edebiyatın kabul görmüş eserler bütünü) dışında bırakılmış kadın yazarların eserlerini yeniden okuyucuyla buluşturuyor. Martorell, başlangıçta yeterli materyal bulamayacağından endişe etse de, araştırmaları ilerledikçe bu endişelerinin yersiz olduğunu fark etti; zira keşfedilmeyi bekleyen sayısız kadın yazarın varlığı ortaya çıktı.
Maria Martorell, Veus Pròpies'i kurarken, projesinin ömrünün belki üç dört yılla sınırlı kalacağını düşünmüştü. Ancak, Katalan edebiyatının tozlu raflarını ve unutulmuş arşivlerini karıştırmaya başladığında, cinsiyetleri nedeniyle görmezden gelinen, eserleri yayımlanmamış veya göz ardı edilmiş o kadar çok kadın yazarla karşılaştı ki, bu misyonun düşündüğünden çok daha geniş kapsamlı olduğunu anladı. "Yıllarca yetecek kadar malzeme var," sözleriyle projenin potansiyelini dile getiren Martorell, her yeni araştırmasında daha fazla ismin ortaya çıktığını belirtiyor. Bu durum, edebi tarihin ne kadar erkek egemen bir bakış açısıyla yazıldığını ve kadınların seslerinin ne denli bastırıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Unutulmuşluğun temel nedenleri arasında dönemin toplumsal yapısı ve cinsiyetçi normlar yatıyor. Kadınların ev işleri ve annelik rolleriyle sınırlı tutulduğu, kamusal alanda ve entelektüel çevrelerde varlık göstermelerinin hoş karşılanmadığı bir dönemde, yazarlık gibi "erkek işi" sayılan bir alanda başarılı olmaları çok daha zordu. Birçoğu takma isimler kullanarak veya eserlerini erkek akrabaları aracılığıyla yayımlayarak kimliklerini gizlemek zorunda kaldı. Edebi eleştiri ve yayınevleri de genellikle erkek egemen bir yapıya sahipti, bu da kadın yazarların eserlerinin hak ettiği ilgiyi görmesini engelliyordu. Veus Pròpies, bu tarihi haksızlığı telafi etmeyi ve bu değerli sesleri hak ettikleri yere taşımayı amaçlıyor.
Edebi Kanonun Cinsiyetçi Mirası ve Kadınların Mücadelesi
Edebi kanon, genellikle belirli bir dönemin veya kültürün "önemli" ve "değerli" kabul edilen eserlerini ve yazarlarını içeren bir seçkidir. Ancak tarih boyunca bu kanonun oluşumunda erkek egemen bir bakış açısı etkili olmuştur. Kadın yazarların eserleri, konuları "kadınsı" bulunarak, edebi değerleri küçümsenerek veya sadece cinsiyetleri nedeniyle görmezden gelinerek bu kanonun dışında bırakılmıştır. İngiliz yazar Virginia Woolf'un "Kendine Ait Bir Oda" eserinde vurguladığı gibi, kadınların yazabilmek için sadece maddi bağımsızlığa değil, aynı zamanda toplumsal önyargılardan arınmış bir alana ve kendi seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortama ihtiyaçları vardı. İspanya ve özellikle Katalunya (Katalonya) özelinde de benzer durumlar yaşanmıştır.
Katalan edebiyatı, İspanya'nın genel tarihiyle iç içe geçmiş, zaman zaman dilsel ve kültürel baskılara maruz kalmış bir mirasa sahiptir. Özellikle Franco dönemi (1939-1975) boyunca Katalanca'nın kullanımı ve yayımı ciddi kısıtlamalarla karşılaşmıştır. Bu dönemde Katalanca yazan kadınların eserlerinin korunması ve yayımlanması daha da zorlaşmıştır. Veus Pròpies gibi yayınevleri, sadece cinsiyetçiliğin değil, aynı zamanda dilsel ve kültürel baskıların da mağduru olmuş bu yazarların eserlerini yeniden canlandırarak, hem Katalan edebi mirasına hem de evrensel kadın edebiyatına önemli bir katkı sunmaktadır. Bu çaba, Türkiye'deki kadın yazarların ve eserlerinin keşfedilmesi ve yeniden değerlendirilmesi konusunda da benzer bir ilham kaynağı olabilir; zira Türk edebiyatında da değeri geç anlaşılan veya yeterince tanınmayan birçok kadın yazar bulunmaktadır.
Veus Pròpies'in Misyonu ve Geleceğe Yönelik Etkileri
Maria Martorell'in Veus Pròpies ile başlattığı bu proje, sadece birkaç kitabı yeniden basmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, edebi tarihin yeniden yazılmasına, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine ve kültürel mirasın eksiksiz bir şekilde korunmasına yönelik güçlü bir adımdır. Yayınevi, unutulmuş yazarların eserlerini gün ışığına çıkararak, okuyuculara farklı perspektifler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda günümüz kadın yazarlarına da ilham veriyor ve onların geçmişteki öncüllerinin mirasını sahiplenmelerini teşvik ediyor. Bu tür girişimler, edebiyatın sadece estetik bir değer taşımadığını, aynı zamanda toplumsal değişim ve farkındalık yaratma gücüne de sahip olduğunu kanıtlıyor.
Veus Pròpies'in başarısı, benzer projeler için de bir yol gösterici niteliği taşıyor. Edebiyat ve akademi dünyasında kadınların eserlerine yönelik araştırmaların artması, arşivlerin daha titizlikle incelenmesi ve yayınevlerinin bu alana yatırım yapması, cinsiyetçi önyargıların neden olduğu boşlukların doldurulması için kritik öneme sahiptir. Maria Martorell'in Mallorca'dan yükselen bu sesi, sadece İspanya'da değil, tüm dünyada edebi kanonun yeniden sorgulanmasına ve daha kapsayıcı, eşitlikçi bir edebiyat anlayışının yerleşmesine katkı sağlayacaktır. Bu sayede, gelecekteki nesiller, geçmişin tüm değerli seslerini duyabilecek ve zengin bir kültürel mirasa erişebilecektir.



