🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Mallorca'nın Turizm Kurbanı Devesi: Olga Subirós'tan Çarpıcı Bir Hikaye

15 Ağustos 2026, Cumartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Mallorca'nın Turizm Kurbanı Devesi: Olga Subirós'tan Çarpıcı Bir Hikaye

Barselona'nın önemli kültür ve tasarım merkezi DHub (Barselona Tasarım Müzesi) bünyesindeki "Matter matters" sergisinin küratörü, ünlü mimar Olga Subirós, İspanya'nın Balear Adaları'nda turizmin göz ardı edilen karanlık yüzünü ortaya koyan çarpıcı bir eseri okuyuculara tavsiye etti. Yazar ve gezgin Patricia Almarcegui'nin "Treinta mil dromedarios" (Otuz Bin Deve) başlıklı deneme kitabı, 1960'lı yıllarda Mallorca'ya getirilen ve turistik cazibe olarak kullanılan Mohammed adlı devenin trajik öyküsünü merkezine alıyor. Subirós'a göre bu hikaye, adaların "turistleşme" sürecinin başlangıcını ve bunun yol açtığı çevresel ve sosyal sorunları anlamak için önemli bir anahtar sunuyor.

Olga Subirós'un dikkat çektiği gibi, develer (dromedary) Balear Adaları'na özgü hayvanlar değildir; ancak kitlesel turizmin yükselişiyle birlikte adaya "egzotik" bir hava katmak amacıyla getirilmişlerdir. Mohammed'in hikayesi, adanın turizm uğruna nasıl dönüştürüldüğünün, yerel olmayan unsurların nasıl adapte edildiğinin ve kaynakların nasıl sömürüldüğünün sembolü haline gelmiştir. Kitabın adı da bu sömürünün ve egzotikleştirmenin çarpıcı bir kanıtıdır: Almarcegui, Mohammed'in üç mayo giyen kadınla birlikte bir plajda çekildiği ve yaklaşık 30.000 adet basılan bir kartpostalı keşfetmesiyle bu hikayeye ulaşmıştır. Bu kartpostal, dönemin turistik tanıtım anlayışının ne denli yüzeysel ve gerçeklikten uzak olduğunu gözler önüne sermektedir.

Subirós, Almarcegui'nin bu "basit bir anekdot gibi görünen" hikaye üzerinden, turizmin tetiklediği "aşırı kentleşme" ve "kaynakların vahşice sömürülmesi" gibi derin meselelere dikkat çektiğini belirtiyor. "Turistleşme" kavramı, bir bölgenin yerel kültürünün ve doğal çevresinin, turistlerin beklentileri doğrultusunda dönüştürülmesi, hatta bazen tahrip edilmesi anlamına gelir. Mallorca, bu sürecin en belirgin örneklerinden biri olarak, hızlı ve kontrolsüz büyümenin bedelini ağır ödemiştir. Kitap, mizah ve ironiyle harmanlanmış kısa bir eser olmasına rağmen, içinde güçlü bir ekolojik ve sosyal bilinç taşıyarak okuyucuyu düşündürmeyi hedefliyor.

Balear Adaları'nda Turizmin Yükselişi ve Develerin Kaderi

Develer, doğal olarak Kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyalarına ait hayvanlardır; İspanya'da sadece Kanarya Adaları'nda tarihsel bir varlıkları bulunmaktadır. Balear Adaları'nda ise yerel fauna içinde yer almazlar. 1960'lı yıllar, İspanya'da General Franco rejiminin ekonomik kalkınma hamlelerinin bir parçası olarak kitlesel turizmin hızla teşvik edildiği, özellikle de Balear Adaları ve Akdeniz kıyılarının Avrupa'dan gelen turist akınına uğradığı bir dönemdi. Mallorca, "güneş, kum ve deniz" üçlemesiyle milyonlarca turisti kendine çekerek, hızlı ve çoğu zaman plansız bir yapılaşma sürecine girmiştir. Bu süreçte, turistlere "egzotik" ve "farklı" deneyimler sunmak amacıyla yerel olmayan hayvanların adaya getirilmesi ve çeşitli gösterilerde veya fotoğraf çekimlerinde kullanılması yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Mohammed ve diğer develer de tam olarak bu "egzotikleştirme" çabasının, turizmin getirdiği yapay cazibenin kurbanları olmuşlardır.

Hayvanların turizm endüstrisinde kullanılması, dünya genelinde uzun süredir devam eden ve ciddi etik tartışmaları beraberinde getiren bir konudur. Fildişi sahillerinde fillerin, deve safarilerinde develerin, yunus parklarında yunusların veya sokak hayvanlarının turistik amaçlarla istismar edilmesi, hayvan refahı, doğal yaşam alanlarının bozulması ve türlerin korunması gibi konularda derin endişeler yaratmaktadır. Bu durum, turizm sektöründe sürdürülebilirlik ve etik ilkelerin sadece çevresel değil, aynı zamanda canlı yaşamına saygı boyutunda da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme getirmektedir. Mohammed'in hikayesi, bu küresel tartışmanın küçük ama son derece çarpıcı ve düşündürücü bir örneğini sunmaktadır.

Sürdürülebilir Turizm Tartışmaları ve Türkiye Bağlantısı

Patricia Almarcegui'nin "Treinta mil dromedarios" adlı eseri, günümüzdeki "aşırı turizm" (overtourism) tartışmalarına güçlü bir ışık tutmaktadır. Bir zamanlar ekonomik kalkınmanın yegane motoru olarak görülen kitlesel turizm, artık birçok destinasyonda çevresel bozulma, yerel halkın yaşam kalitesinin düşmesi, kültürel erozyon ve altyapı yetersizlikleri gibi ciddi sorunlara yol açmaktadır. Balear Adaları, bu sorunlarla yüzleşen ilk bölgelerden biri olmuş ve sürdürülebilir turizm modellerine geçiş için çeşitli adımlar atmaya başlamıştır. Mohammed'in trajik hikayesi, turizmin sadece ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda derin sosyal ve ekolojik sonuçları olan, karmaşık ve çok boyutlu bir olgu olduğunu acı bir şekilde hatırlatmaktadır.

Türkiye de Akdeniz ve Ege kıyılarında, İspanya'nın deneyimleriyle benzer "turistleşme" süreçleri yaşamış ve hala yaşamaktadır. Antalya, Muğla gibi popüler turizm destinasyonlarında kontrolsüz yapılaşma, doğal alanların kaybı, su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kültürel dokunun değişimi gibi sorunlar, Mallorca'nın yaşadığı zorluklarla paralellik göstermektedir. Bu nedenle, "Treinta mil dromedarios" gibi eserler, sadece İspanya'nın geçmişine bir ayna tutmakla kalmıyor, aynı zamanda turizm potansiyeli yüksek olan ancak aynı zamanda çevresel ve sosyal risklerle karşı karşıya kalan Türkiye gibi ülkeler için de önemli dersler ve uyarılar içermektedir. Olga Subirós'un bu tavsiyesi, turizmin geleceğini şekillendirirken daha bilinçli, sorumlu ve etik yaklaşımlar benimsemenin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu vurgulamaktadır.

Etiketler:
#turizm#mallorca#evre#kentleme
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat