Batı Afrika ülkesi Mali, son haftalarda El Kaide bağlantılı cihatçı grupların ve Tuareg ayrılıkçılarının koordineli saldırılarıyla sarsılıyor. Geçtiğimiz hafta ülkenin kuzeyindeki stratejik Kidal şehrini ele geçiren ve Savunma Bakanı Sadio Camara'yı öldüren Cemaat Nusret el-İslam vel Müslimin (JNIM) adlı örgüt, bölgedeki istikrarsızlığı yeni bir boyuta taşıdı. Bu saldırılar, New York'taki İkiz Kuleler saldırılarının üzerinden çeyrek asra yakın bir zaman geçtikten sonra, El Kaide'nin bir Afrika ülkesini tamamen kontrol altına alma hedefine ne kadar yaklaştığını gözler önüne seriyor. Katalonya'nın (Catalunya) yüzey alanının otuz sekiz katı büyüklüğündeki Mali, bu tehlikeli ittifakın merkez üssü haline gelmiş durumda.
Cihatçıların ilerleyişi, Rusya ile bağlantılı paramiliter bir grup olan Africa Corps (eski adıyla Wagner Grubu) tarafından dahi durdurulamadı. JNIM'in Tuareg bağımsızlık yanlıları ile işbirliği yapması, ülkenin kuzeyindeki etnik ve siyasi fay hatlarını daha da derinleştiriyor. Bu ittifakın arkasında, bölgedeki uyuşturucu trafiği, özellikle kokain kaçakçılığı ile sağlanan finansman yatıyor. Sahel kuşağı, Güney Amerika'dan Avrupa'ya uzanan kokain rotasının önemli bir geçiş noktası haline gelmiş durumda ve cihatçı gruplar bu yasa dışı ticaretten büyük gelirler elde ederek operasyonlarını finanse ediyorlar.
Mali'deki bu karmaşık durum, sadece yerel bir güvenlik sorunu olmaktan çıkıp, tüm Batı Afrika ve hatta Avrupa için ciddi tehditler barındırıyor. Uyuşturucu ve terör arasındaki bu simbiyotik ilişki, devlet otoritesinin zayıf olduğu, yoksulluk ve çatışmalarla boğuşan bölgelerde kendine kolayca zemin buluyor. JNIM gibi gruplar, yerel halkın şikayetlerini ve devletin yokluğunu istismar ederek nüfuzlarını artırıyor, gençleri saflarına katıyor ve böylece bölgesel güvenliği daha da kırılgan hale getiriyor.
Sahel'in Derinleşen Krizi ve Cihatçıların Yükselişi
Mali'nin içinde bulunduğu kriz, Sahel bölgesinin genelinde yaşanan daha geniş bir istikrarsızlığın yansımasıdır. Son on yılda birçok askeri darbeye sahne olan Mali, 2012'deki Tuareg isyanından bu yana cihatçı grupların hedefi haline geldi. Fransa'nın "Barkhane Operasyonu" ve Birleşmiş Milletler'in MINUSMA misyonu gibi uluslararası çabalara rağmen, güvenlik durumu kötüleşmeye devam etti. Özellikle Fransız güçlerinin ve MINUSMA'nın ülkeden çekilmesi, Rusya'nın ve bağlantılı grupların bölgedeki etkisini artırmasına neden oldu. Ancak son olaylar, Rusya destekli güçlerin dahi cihatçı tehdidi tamamen ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığını gösteriyor.
JNIM, El Kaide'nin Mağrip kolu (AQIM) ile bağlantılı olup, bölgedeki diğer cihatçı grupları da bünyesinde barındırıyor. Bu örgüt, Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelerde saldırılar düzenleyerek geniş bir coğrafyada etkili olmaya çalışıyor. Sahel'deki yoksulluk, iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve kaynak kıtlığı, zayıf devlet yönetimi ve etnik gerilimler, cihatçı grupların bu bölgelerde kolayca kök salmasına olanak tanıyor. Bu durum, örgütlerin uyuşturucu kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve fidye gibi yasa dışı faaliyetlerden elde ettikleri gelirlerle güçlenmesini sağlıyor.
Uluslararası Etkiler ve Türkiye'nin Bölgedeki Rolü
Mali'deki bu gelişmelerin bölgesel ve uluslararası yansımaları oldukça ciddi. Cihatçıların Kidal'ı ele geçirmesi ve Savunma Bakanı'nı öldürmesi, Mali hükümetinin ve Rusya destekli güçlerin bölge üzerindeki kontrolünün ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, cihatçıların komşu ülkelere yayılma riskini artırırken, Avrupa'ya yönelik düzensiz göç akınlarını ve uyuşturucu trafiğini de tetikleyebilir. Uzmanlar, uyuşturucu ve terör arasındaki bu ittifakın, Batı Afrika'yı uzun vadeli bir istikrarsızlık sarmalına sürükleyebileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasıyla ilişkilerini stratejik bir öncelik haline getirmiş ve Sahel bölgesindeki ülkelere yönelik insani yardım, kalkınma projeleri ve diplomatik angajmanlarını artırmıştır. Mali'deki güvenlik krizi ve cihatçı tehdidin yükselişi, Türkiye'nin bölgedeki barış ve istikrara yönelik çabalarını daha da önemli hale getiriyor. Ankara, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin ve bölgesel kapasite geliştirmenin önemini vurgularken, aynı zamanda kalkınma ve iyi yönetişim yoluyla bu tehditlerin kök nedenlerine inilmesi gerektiğini savunmaktadır. Mali'deki bu tehlikeli ittifakın çözümü, sadece askeri operasyonlarla değil, aynı zamanda kapsamlı sosyo-ekonomik reformlar ve uluslararası dayanışma ile mümkün olacaktır.



