🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Lübnanlı Sağlık Çalışanları İsrail Ateşi Altında: "Sürekli Tehdit Altında Yaşıyoruz"

25 Mayıs 2026, Pazartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Lübnanlı Sağlık Çalışanları İsrail Ateşi Altında: "Sürekli Tehdit Altında Yaşıyoruz"

Lübnan'ın güneyindeki Nabatieh bölgesi, İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır çatışmalarının en yoğun yaşandığı noktalardan biri haline geldi. Bölgedeki sağlık çalışanları ve kurtarma ekipleri, her an ölümle burun buruna bir yaşam sürerek, bombardımanlar ve hava saldırıları altında yaralılara ulaşmaya çalışıyor. Gazze'deki çatışmaların başlamasından bu yana tırmanan gerilim, Lübnan-İsrail sınırında da şiddetli bir çatışma döngüsünü tetiklemiş, sivil altyapıyı ve insani yardımları ciddi şekilde tehlikeye atmıştır. Kurtarma ekipleri, her çalan telefonun yeni bir yıkım, yeni bir can kaybı anlamına geldiği bu ortamda, kendi hayatlarını riske atarak görevlerini sürdürmektedir.

Nabatieh'teki geçici bir kurtarma üssünün terasından, Mohamed Sulayman adındaki gönüllü, Güney Lübnan vadisini dikkatle gözlemliyor. Ufukta beliren her gri duman bulutu, vurulmuş bir evi, bombalanmış bir yolu veya enkaz altında kalmış bir aileyi işaret edebilir. Telefon çaldığında, gönüllüler bir sonraki görevlerinden sağ salim dönüp dönemeyeceklerini bilmeden ambulanslara koşuyorlar. Bu kahramanlar, sadece fiziksel tehlikelerle değil, aynı zamanda sürekli bir korku ve belirsizlik ortamında yaşamanın getirdiği psikolojik yükle de mücadele ediyorlar.

Lübnan'daki sağlık çalışanları için sessizlik, sadece bir sonraki patlamaya kadar süren geçici bir lüks haline gelmiştir. Gündelik hayat, siren sesleri, patlama gürültüleri ve sürekli bir alarm durumunun gölgesinde geçiyor. Bu durum, zaten zorlu koşullarda çalışan sağlık personelinin üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta, travma sonrası stres bozukluğu riskini artırmaktadır. Kurtarma operasyonları sırasında karşılaşılan acı manzaralar ve kaybedilen hayatlar, gönüllülerin ruh sağlığı üzerinde derin izler bırakmaktadır.

Sınır bölgesindeki çatışmalar, sivil halkın temel sağlık hizmetlerine erişimini de felç etmektedir. Yolların bombalanması, ambulansların hareketini kısıtlamakta ve yaralıların zamanında hastanelere ulaşmasını engellemektedir. Sağlık tesislerinin kendileri de hedef olma riskiyle karşı karşıya kalmakta, bu da zaten kısıtlı olan tıbbi kaynakların daha da azalmasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ve çocuklar gibi savunmasız gruplar için hayati riskler taşımaktadır.

Sınırda Tırmanan Gerilim ve Bölgesel Bağlam

İsrail ile Lübnan arasındaki gerilim, on yıllardır süregelen karmaşık bir tarihe sahiptir ve özellikle Hizbullah örgütünün varlığıyla yakından ilişkilidir. 2006'daki büyük Lübnan Savaşı'ndan bu yana, sınırda zaman zaman şiddetli çatışmalar yaşanmış, ancak 7 Ekim'de Gazze'de başlayan olaylar, bu hattaki gerilimi benzeri görülmemiş bir düzeye taşımıştır. Hizbullah, Hamas'a destek vermek amacıyla İsrail'in kuzeyine yönelik saldırılarını artırmış, İsrail de bu saldırılara misilleme yaparak Güney Lübnan'daki hedefleri vurmuştur. Bu karşılıklı saldırılar, bölgeyi geniş çaplı bir çatışmanın eşiğine getirmiş, uluslararası toplumun endişelerini artırmıştır.

Lübnan, son yıllarda ağır bir ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve Beyrut Limanı patlaması gibi felaketlerle boğuşan bir ülkedir. Sağlık sistemi de bu krizden derinlemesine etkilenmiş, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı, doktor göçü gibi sorunlarla mücadele etmektedir. Mevcut çatışmalar, ülkenin zaten kırılgan olan yapısını daha da zayıflatmakta, sağlık sisteminin üzerindeki yükü katlamaktadır. Uluslararası yardımlar ve sivil toplum kuruluşlarının çabaları, bu zorlu koşullarda ayakta kalmaya çalışan Lübnan halkı için hayati önem taşımaktadır.

Sağlık Çalışanlarının Korunması ve Uluslararası Hukuk Çağrısı

Uluslararası insancıl hukuk, çatışma bölgelerinde sağlık çalışanlarının, ambulansların ve sağlık tesislerinin dokunulmazlığını açıkça belirtir. Cenevre Sözleşmeleri, sağlık personelinin ve tıbbi misyonların korunmasını güvence altına alır ve onlara yönelik saldırıları savaş suçu olarak kabul eder. Ancak, Lübnan-İsrail sınırında yaşananlar, bu temel ilkelere sık sık uyulmadığını göstermektedir; sağlık çalışanları ve kurtarma ekipleri, görevlerini yaparken doğrudan hedef alınma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, taraflara uluslararası hukuka uymaları ve insani yardımların engellenmemesi yönünde sürekli çağrılar yapmaktadır.

Bölgedeki çatışmaların devam etmesi, sadece Lübnan'ın güneyinde değil, tüm Ortadoğu'da insani krizin daha da derinleşmesine yol açmaktadır. Sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması, çatışmaların siviller üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmanın temel adımlarından biridir. Türkiye, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması konusunda aktif bir rol oynamakta, diplomatik çabalarının yanı sıra insani yardım faaliyetleriyle de Lübnan halkına destek olmaktadır. Ankara, çatışmaların tırmanmasını önlemek, kalıcı bir ateşkes sağlamak ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için uluslararası platformlarda sürekli çağrılar yapmaktadır. Bu bağlamda, Lübnan'daki sağlık çalışanlarının yaşadığı dram, uluslararası toplumun insani sorumluluklarını bir kez daha hatırlatan acil bir çağrı niteliğindedir.

Etiketler:
#lübnan#israil#savaş#sağlık-çalışanları#sınır-çatışması
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat