Barselona'nın (Barcelona) önde gelen feminist çizerlerinden Raquel Riba Rossy, yeni çizgi romanı Katanazo al amor romántico Parte 2 (Planeta Cómic) ile okuyucularını bir kez daha romantik aşkın tehlikeli tuzaklarına çekiyor. Yazar, ikonik karakteri Lola Vendetta'nın maceralarının bu yeni bölümünde, kahramanının aynı istismarcının diğer mağdurlarıyla karşılaşmasını ve bu durumun bir "desen" olduğunu fark etmesini konu alıyor. Riba Rossy, La brama ile yaptığı röportajda, kadınların sadece bir ilişki yaşamak isterken kendilerini psikolojik ve hatta fiziksel olarak zarar veren bir tuzağın içinde bulduklarını vurguladı. Bu eser, modern ilişkilerdeki toksik döngüleri ve kadına yönelik şiddetin görünmeyen yüzlerini cesurca ele alıyor.
Lola Vendetta'nın bu çarpıcı yeni macerası, yazar Raquel Riba Rossy'yi bu hafta sonu 44. kez düzenlenen Comic Barcelona (eski adıyla Saló del Còmic) etkinliğine taşıyor. Barselona'nın en önemli kültürel etkinliklerinden biri olan bu fuar, çizerler için okuyucuyla doğrudan temas kurma fırsatı sunuyor. Riba Rossy, uzun süre kapalı bir ortamda çalıştıktan sonra bu tür etkinliklerin kendisi için bir "ödül" niteliği taşıdığını belirtiyor. İllüstratörlük mesleğinin doğası gereği oldukça yalnız bir iş olduğunu ifade eden yazar, okuyucularından aldığı geri bildirimlerin ve onlarla kurduğu bağın motivasyon kaynağı olduğunu dile getiriyor.
"Şimdiye Kadar Yaptığım En Vahşi Kitap"
Raquel Riba Rossy'nin Lola Vendetta hikayeleri her zaman yetişkinlere yönelik olarak tasarlanmış olsa da, yazar, bazı ebeveynlerin bu çizgi romanları çocuklarına okuttuğunu fark ettiğini belirtiyor. Bu nedenle, Katanazo al amor romántico Parte 2 adlı son kitabına, eserin reşit olmayanlar için uygun olmadığını belirten bir ön not ekleme gereği duymuş. Riba Rossy, "Şimdiye kadar yaptığım en vahşi kitap bu," diyerek, bazı vinyetlerin çocuklar için rahatsız edici olabileceği endişesini dile getiriyor. Bu açıklama, kitabın içeriğinin ne denli sert ve yüzleştirici olduğunu gözler önüne seriyor ve romantik ilişkilerdeki istismar temasını tüm çıplaklığıyla ele aldığını gösteriyor.
On yılı aşkın bir süredir Lola Vendetta'nın maceralarını yayınlayan Raquel Riba Rossy, karakterinin altı kitaba ulaşmasına rağmen ondan sıkılmadığını ifade ediyor. Ancak, paralel projeler geliştirme ve özellikle genç okuyuculara seslenecek başka kitaplar yazma arayışında olduğunu belirtiyor. Yazar, "Kusurları olan karakterlerle pedagojik hikayelerin kökenlerime geri dönmek istiyorum, çünkü bu insanlarda olan bir şey," diyerek, çocuk kitaplarında gerçekçi ve çok yönlü karakterler yaratma arzusunu dile getiriyor. Bu yaklaşım, genç nesillere empati, kabullenme ve insan doğasının karmaşıklığını anlama konularında önemli mesajlar iletme potansiyeli taşıyor.
Gisèle: Toplumsal Bir Yaranın Sesi
Katanazo al amor romántico Parte 2'de Lola Vendetta'nın tanıştığı yeni karakterlerden biri olan Gisèle, kitabın en dikkat çekici unsurlarından biri. Lola'nın eski erkek arkadaşı Bruno tarafından istismara uğrayan Gisèle karakteri, Raquel Riba Rossy'nin sosyal medya üzerinden 2.200'den fazla kişiyle işbirliği yaparak oluşturduğu kolektif bir eser. Bu ortak yaratım süreci, karakterin toplumsal bir yansıması olmasını ve okuyucuların deneyimleriyle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlamış. Gisèle'in adının ise, yazar tarafından Fransız kadın Gisèle Pelicot'a ithafen verildiği belirtiliyor. Gisèle Pelicot, eşi tarafından yıllarca gizlice uyuşturularak bilinçsiz haldeyken onlarca yabancı tarafından tecavüze uğramış ve bu korkunç olay Fransa'da büyük yankı uyandırmıştı. Pelicot davası, rıza, kimyasal bağımlılık ve cinsel şiddet konularında küresel çapta önemli tartışmaları tetiklemiş, mağdurların sesini duyurma ve adaleti arama mücadelesinin sembolü haline gelmişti. Bu karakterin kitaba dahil edilmesi, çizgi romanın sadece bir hikaye anlatmaktan öte, toplumsal bir farkındalık aracı olarak ne denli güçlü olabileceğini gösteriyor.
Raquel Riba Rossy'nin eserleri, romantik aşkın pembe bulutlarla çevrili, idealize edilmiş imajının ötesine geçerek, ilişkilerdeki güç dinamiklerini, manipülasyonu ve şiddeti sorguluyor. Özellikle Gisèle Pelicot gibi gerçek hayattan trajik bir olaya gönderme yapması, yazarın kadına yönelik şiddetle mücadeledeki kararlılığını ve sanatını bu uğurda bir platform olarak kullanma çabasını ortaya koyuyor. İspanya ve Avrupa genelinde kadına yönelik şiddet, ne yazık ki hala ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Örneğin, İspanya'da her yıl yüzlerce kadın partnerleri veya eski partnerleri tarafından şiddete maruz kalıyor ya da öldürülüyor. Bu tür çizgi romanlar, okuyucuları bu gerçeklerle yüzleştirerek, sessizliği bozmaya ve mağdurlara ses olmaya yardımcı oluyor. Lola Vendetta'nın hikayesi, kadınların kendi güçlerini keşfetmelerine, toksik ilişkilerden kurtulmalarına ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine katkıda bulunmalarına ilham veren güçlü bir feminist manifesto niteliği taşıyor. Bu tür eserler, Türkiye'de de benzer sorunlarla mücadele eden kadınlar ve aktivistler için önemli bir referans ve dayanışma kaynağı olabilir.



