Barselona'nın kalbinde, yüzden fazla kadın kolektifini bir araya getiren, feminist kültürel projeler için bir buluşma, değişim ve yaratım alanı olan Francesca Bonnemaison Kadın Kültür Merkezi Destekleme Derneği (La Bonne), uzun süredir Barselona İl Meclisi (Diputación de Barcelona) ile binasının mülkiyeti konusunda hukuki bir mücadele veriyor. On yılı aşkın süredir devam eden bu anlaşmazlıkta son adım, derneğin İl Meclisi Başkanı Lluïsa Moret'ten, 2022 tarihli Demokratik Hafıza Yasası'na (Ley de Memoria Democrática) dayanarak mülkün kendilerine iadesini resmen talep etmesi oldu. Dernek, 1941 yılında, İspanya İç Savaşı sonrası karmaşık dönemde, binanın İl Meclisi'ne devrine ilişkin imzalanan tapu senedini "gerçek bir gasp" olarak nitelendiriyor.
"Gasp" İddiasının Arka Planı ve Tarihi Bağlam
La Bonne'nin iddialarının temelini, İspanya İç Savaşı'nın (1936-1939) hemen ardından, General Franco'nun diktatörlüğünün ilk yıllarında yaşanan siyasi ve sosyal çalkantılar oluşturuyor. 1941 yılında imzalanan devir senedi, derneğe göre, savaş sonrası dönemin baskıcı atmosferi ve kurumların el değiştirmesi süreçlerinin bir sonucu. O dönemde birçok sivil toplum kuruluşu ve özel mülk, Franco rejimi tarafından ya doğrudan kamulaştırılmış ya da çeşitli baskılarla rejim yanlısı kurumlara devredilmişti. La Bonne, bu devrin gönüllü olmadığını, aksine bir "espoliació" yani bir tür yağma veya gasp olduğunu savunarak, o dönemin koşullarının hukuki geçerliliğini sorguluyor.
Francesca Bonnemaison binası, Barselona'nın Sant Pere Més Baix Caddesi'nde yer alıyor ve sadece fiziksel bir yapıdan ibaret değil; Katalonya (Catalunya) bölgesinde kadınların eğitimi ve kültürel gelişimi için önemli bir simge. 20. yüzyılın başlarında kadınların kültürel ve entelektüel yaşamına öncülük eden Francesca Bonnemaison'un adını taşıyan bu merkez, yıllar içinde feminist hareketin ve kadın dayanışmasının kilit noktalarından biri haline geldi. Yüzden fazla kadın kolektifine ev sahipliği yapması, merkezin Barselona'daki kadın hareketinin canlılığı ve çeşitliliği açısından ne denli merkezi bir rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle, binanın mülkiyeti üzerindeki anlaşmazlık, sadece bir gayrimenkul davasından öte, tarihi hafıza ve kadınların kamusal alandaki varlığına ilişkin derin bir mücadeleyi temsil ediyor.
Demokratik Hafıza Yasası ve Hukuki Zemin
La Bonne'nin mücadelesinde yeni bir dönüm noktası, 2022 yılında yürürlüğe giren "Demokratik Hafıza Yasası" (Ley de Memoria Democrática) oldu. Bu yasa, İspanya İç Savaşı ve Franco diktatörlüğü döneminde işlenen suçları kınamayı, mağdurları tanımayı ve o dönemin haksızlıklarını gidermeyi amaçlıyor. Yasa, özellikle diktatörlük döneminde gasp edilen veya haksız yere el konulan mülklerin iadesi için yasal bir çerçeve sunuyor. La Bonne, 1941'deki devrin bu yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü o dönemin siyasi koşullarının binanın "gaspına" yol açtığını ileri sürüyor. Bu yasal dayanak, derneğin elini güçlendirerek, İl Meclisi'ne karşı daha sağlam bir argümanla mücadele etmesini sağlıyor.
Demokratik Hafıza Yasası, İspanya'nın geçmişiyle yüzleşme çabalarının bir parçası olarak kabul ediliyor ve mağdurların onurunu iade etmeyi, tarihsel gerçekleri ortaya çıkarmayı ve diktatörlük mirasını temizlemeyi hedefliyor. Bu bağlamda, La Bonne'nin talebi, sadece kendi binası için değil, aynı zamanda diktatörlük döneminde benzer haksızlıklara uğramış diğer kurum ve kişilere de emsal teşkil edebilecek nitelikte. İl Meclisi'nin bu talebe nasıl yanıt vereceği, yasanın uygulanabilirliği ve tarihi adalet arayışının ne kadar ileri gidebileceği açısından büyük önem taşıyor. Eğer talep kabul edilirse, bu, İspanya'da tarihi hafıza ve mülkiyet hakları konusunda önemli bir adım olacak.
Mücadelenin Etkileri ve Gelecek
La Bonne'nin bu mücadelesi, sadece Barselona'daki kadın hareketini değil, İspanya genelindeki sivil toplum kuruluşlarını ve tarihi hafıza aktivistlerini de yakından ilgilendiriyor. Binanın akıbeti, kadınların kamusal alandaki varlığının ve kültürel özerkliğinin bir göstergesi olarak görülüyor. Eğer La Bonne, binasını kaybederse, bu, yüzü aşkın kadın kolektifinin faaliyetlerini sürdürmekte zorlanmasına, feminist kültürel üretimin önemli bir merkezinin kapanmasına yol açabilir. Bu durum, Barselona'nın kültürel çeşitliliği ve feminist mirası açısından ciddi bir kayıp olacaktır.
Öte yandan, eğer La Bonne'nin talebi kabul edilirse, bu, Demokratik Hafıza Yasası'nın somut bir başarısı olacak ve Franco diktatörlüğünün mağdurlarına yönelik adalet arayışına güçlü bir destek sağlayacaktır. Bu karar, benzer durumdaki diğer kurum ve mülk sahipleri için de umut verici bir emsal teşkil edebilir. Barselona İl Meclisi'nin, tarihi sorumluluğunu ve güncel toplumsal değerleri göz önünde bulundurarak nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor. La Bonne'nin mücadelesi, geçmişin gölgeleriyle yüzleşmenin ve adil bir gelecek inşa etmenin ne kadar zorlu ama bir o kadar da elzem olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.



