Katalonya'nın önde gelen sosyal kuruluşlarını bünyesinde barındıran Taula del Tercer Sector (Üçüncü Sektör Masası), #ÉsOdi (Bu Nefret) etiketiyle dikkat çekici bir kampanya başlattı. "És odi, atura'l" (Bu nefret, durdur onu!) sloganıyla yayınlanan kampanya spotu, toplumda giderek normalleşen nefret söylemlerinin gerçek hayattaki yıkıcı etkilerini, mağdurların bizzat kendi hikayeleri üzerinden gözler önüne seriyor. Barselona merkezli bu girişim, özellikle yerel seçimler öncesinde artan ayrımcı ve kutuplaştırıcı mesajlara karşı toplumsal farkındalığı artırmayı ve vatandaşları bu söylemlere karşı harekete geçirmeyi hedefliyor.
Kampanya, cinsiyetçilik (masclisme), ırkçılık (racisme), yabancı düşmanlığı (xenofòbia), yoksul düşmanlığı (aporofòbia), Çingene karşıtlığı (antigitanisme), engelli düşmanlığı (capacitisme), LGTBİ+fobi ve yaş ayrımcılığı (edatisme) gibi farklı nefret söylemi biçimlerinin günlük hayatta, sosyal medyada, geleneksel medyada ve hatta kurumsal yapılarda nasıl yaygınlaştığını vurguluyor. Quepo Cooperativa tarafından hazırlanan görsel-işitsel eser, aşırı sağcı söylemlerin günümüz toplumundaki gerçek sonuçlarına odaklanırken, bu tür mesajların sıradanlaşmasının tehlikelerine dikkat çekiyor. Kampanya, bu söylemlerin sadece bireyleri değil, aynı zamanda onların haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarını da hedef alarak toplumsal dayanışmayı zayıflatma çabalarına karşı bir duruş sergiliyor.
Fundació Secretariado Gitano'dan (Çingene Sekreterliği Vakfı) Sarai Fernández gibi kampanya yüzleri, Çingene (Roma) topluluğunun iş ve konut piyasasında karşılaştığı ayrımcılığı çarpıcı örneklerle açıklıyor. Fernández, sırf soyadları veya fotoğrafları nedeniyle iş bulamayan ya da ev kiralayamayan Çingene bireylerin yaşadığı mağduriyetleri dile getirerek, nefretin somut ve yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Bu gerçek hikayeler, nefret söyleminin sadece sözde kalmayıp, insanların yaşamlarını doğrudan etkileyen ayrımcı pratiklere dönüştüğünü güçlü bir şekilde vurguluyor.
Taula del Tercer Sector, bu tür ayrımcı söylemlerin yeni olmadığını, köklerinin yıllar öncesine dayanan önyargılardan beslendiğini belirtiyor. Ancak günümüzde sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, bu mesajların çok daha hızlı yayıldığı, daha geniş kitlelere ulaştığı ve daha fazla kamuoyu önünde yer aldığı ifade ediliyor. Bu durum, nefret söyleminin normalleşme sürecini hızlandırarak, toplumsal hoşgörüyü ve bir arada yaşama kültürünü ciddi şekilde tehdit ediyor. Kampanya, bu hızlı yayılıma karşı vatandaşların eleştirel düşünme becerilerini güçlendirmeyi ve nefretin etkilerini azaltmayı hedefliyor.
Arka Plan ve Bağlam: Nefret Söyleminin Yükselişi
İspanya'da ve genel olarak Avrupa'da son yıllarda yükselişe geçen aşırı sağcı siyasi akımlar, nefret söylemlerinin kamusal alanda daha fazla yer bulmasında önemli bir rol oynamıştır. İspanya'da Vox gibi partilerin söylemleri, özellikle göçmenler, etnik azınlıklar ve LGTBİ+ bireyler gibi hassas grupları hedef alarak toplumsal gerilimi artırmaktadır. Bu durum, nefret söyleminin sadece bireysel bir sorun olmaktan çıkıp, siyasi bir araç haline geldiğini göstermektedir. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği, nefret söylemiyle mücadele konusunda çeşitli yasal düzenlemeler ve tavsiyeler geliştirse de, dijital çağın getirdiği zorluklar bu mücadelenin etkinliğini sınırlayabilmektedir.
Taula del Tercer Sector, Katalonya'daki 3500'den fazla sosyal kuruluşu temsil eden ve 33 federasyon ile grup tarafından oluşturulan önemli bir çatı kuruluştur. Temel misyonu, sosyal dışlanma ve eşitsizliklerle mücadele etmek, insan haklarını savunmak ve sosyal politikaların geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu kampanya, örgütün toplumsal dayanışma ve kapsayıcılık hedeflerinin bir yansıması olarak, nefret söyleminin toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı kararlı bir duruş sergilemektedir. Örgütün geçmişte de benzer sosyal sorumluluk projelerine imza attığı ve Katalonya'nın sosyal dokusunu güçlendirme konusunda aktif rol oynadığı bilinmektedir.
Kampanyanın Hedefleri ve Toplumsal Etkisi
Kampanyanın yerel seçimlere bir yıl kala başlatılması, Taula del Tercer Sector Sosyal Başkanı Xavier Trabado'nun belirttiği gibi bilinçli bir karardır. Seçim dönemlerinde, siyasi partilerin oy toplamak amacıyla basitleştirilmiş ve kutuplaştırıcı mesajlara başvurma eğilimi artmaktadır. Bu süreçte, göçmenler veya yoksulluk içindeki insanlar gibi savunmasız grupların günah keçisi ilan edilmesi sıkça görülen bir durumdur. Kampanya, bu tür manipülatif söylemlere karşı vatandaşların eleştirel düşünme kapasitesini güçlendirmeyi ve bu mesajların normalleşmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Bu sayede, seçim süreçlerinin daha sağlıklı ve demokratik bir ortamda geçmesine katkıda bulunulması hedeflenmektedir.
Spot filmin yanı sıra, kampanya nefret söyleminin ne olduğu, nasıl yayıldığı ve bunlarla nasıl mücadele edilebileceği hakkında kapsamlı bilgiler sunmaktadır. Özellikle dijital ortamda bu tür içeriklere en çok maruz kalan gençler başta olmak üzere, vatandaşlara pratik araçlar ve tavsiyeler sunulmaktadır. İnsan haklarının savunulması ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi, kampanyanın temel hedefleri arasında yer almaktadır. Barselona (Barcelona) Belediyesi'nin de benzer şekilde ırkçılık karşıtı planlar üzerinde çalıştığı göz önüne alındığında, bu kampanya yerel yönetimlerin çabalarını tamamlayıcı niteliktedir. Nefret söylemiyle mücadele, sadece mağdurları korumakla kalmaz, aynı zamanda demokratik bir toplumun temelini oluşturan hoşgörü, saygı ve çeşitliliğe değer verme ilkelerini de güçlendirir. Bu tür kampanyalar, bireylerin pasif kalmak yerine aktif olarak nefretle mücadele etmelerine olanak tanıyarak, daha kapsayıcı ve adil bir toplum inşa etme yolunda önemli adımlar atmaktadır.



