İspanya'nın kuzeydoğusundaki özerk bölge Catalunya (Katalonya), son yıllarda iklim değişikliğinin etkileriyle artan orman yangınları tehdidine karşı yenilikçi bir adım attı. Kış aylarında yaşanan yoğun yağışlar, bölgedeki orman altı topraklarını ve akiferleri (yeraltı su tabakaları) adeta sırılsıklam ederek, yaklaşan yaz ayları için doğal bir yangın önleme kalkanı oluşturdu. Ancak bu yağışların ne kadarının ormanlarda kaldığı, nerede depolandığı ve ne kadarının buharlaşarak kaybolduğu soruları, bilim insanlarını yeni çözümler aramaya itti.
Bu kritik sorulara yanıt bulmak ve orman yangınlarıyla mücadelede proaktif bir yaklaşım sergilemek amacıyla, CREAF (Centre de Recerca Ecològica i Aplicacions Forestals - Ekolojik Araştırma ve Orman Uygulamaları Merkezi) bünyesindeki Orman Laboratuvarı, çığır açan bir araç geliştirdi. "Forest Drought" (Orman Kuraklığı) adı verilen bu web tabanlı uygulama, ormanların su içeriğini günlük olarak takip ederek, yetkililere ve kamuoyuna önemli veriler sunuyor. Bu teknolojik atılım, yangın riskini önceden belirleme ve daha etkili müdahale stratejileri geliştirme potansiyeli taşıyor.
"Forest Drought": Ormanların Su Karnesi
CREAF tarafından geliştirilen ve herkese açık olan "Forest Drought" uygulaması, orman ekosistemlerinin hidrik durumunu (su dengesi) anlamak için kritik bir araç olarak öne çıkıyor. Bu uygulama, çevresel nem, atmosferik sıcaklık, yağış miktarı ve evapotranspirasyon (bitkiler ve topraktan su buharlaşması) gibi çeşitli değişkenleri çaprazlayarak, belirli bir ormanlık alanın ne kadar suya sahip olduğunu ve bu suyun nasıl dağıldığını gösteriyor. Böylece, ormanların ne zaman ve nerede su stresi yaşadığına dair anlık ve doğru bilgiler elde edilebiliyor.
CREAF veri bilimcisi Víctor Granda'nın belirttiğine göre, Forest Drought her gün "ormanların hidrik durumunu, toprak altının nasıl olduğunu" ortaya koyuyor. Uygulama, sadece anlık verileri değil, aynı zamanda geçmişe dönük verileri de analiz ederek, hidrik stresin yoğunluğu ve yangın riski gibi konularda birikimli eğilimleri anlamayı sağlıyor. Bu tarihsel veriler, uzun vadeli iklim modelleri oluşturmak ve gelecekteki yangın risklerini daha doğru tahmin etmek için paha biçilmez bir kaynak sunuyor. Özellikle Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde, kuraklık ve yangın riski arasındaki doğrudan ilişki göz önüne alındığında, bu tür bir izleme sistemi hayati önem taşıyor.
Akdeniz İklimi ve Yangın Tehdidi: Katalonya'dan Türkiye'ye
Katalonya, Akdeniz havzasının tipik özelliklerini taşıyan bir bölge olarak, yaz aylarında uzun süreli kuraklıklar ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle orman yangınlarına karşı oldukça hassastır. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle bu yangınların sıklığı ve yıkıcılığı artmış, on binlerce hektarlık ormanlık alan kül olmuştur. Bu bağlamda, son kış aylarında yaşanan yoğun yağışlar, Katalonya'nın topraklarını ve yeraltı su kaynaklarını doldurarak, yaz dönemi için bir nebze olsun nefes almasını sağlamıştır. Bölgenin, son 30 yılın en yağışlı kışını geçirmesi ve topraklarının üç ay boyunca suya doymuş olması, yangın riskini geçici olarak düşüren olumlu gelişmelerdir.
Türkiye de Akdeniz iklim kuşağında yer alan ve benzer orman yangını sorunlarıyla boğuşan bir ülkedir. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarımızda her yaz yaşanan büyük yangınlar, hem doğal zenginliklerimize hem de yerleşim yerlerine ciddi zararlar vermektedir. Türkiye'de Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından kullanılan yangın gözetleme kuleleri, insansız hava araçları (İHA) ve erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler, yangınla mücadelede önemli rol oynamaktadır. Ancak Forest Drought gibi toprak nemini ve hidrik stresi doğrudan ölçen ve tahmin eden sistemler, yangın önleme stratejilerine yeni bir boyut kazandırabilir. İspanya ve Türkiye gibi ülkelerin bu konudaki bilgi ve teknoloji paylaşımı, Akdeniz havzasındaki yangın felaketleriyle mücadelede küresel işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Yangın Önlemede Veri Odaklı Yaklaşımların Geleceği
CREAF'ın Forest Drought uygulaması gibi araçlar, orman yangınlarıyla mücadelede pasif reaksiyon yerine proaktif önleme modeline geçişin somut bir örneğidir. Geçmişte yangınlar genellikle çıktıktan sonra müdahale edilen felaketler olarak görülürken, günümüzde teknoloji sayesinde riskler önceden belirlenebilmekte ve önleyici tedbirler alınabilmektedir. Bu tür veri odaklı sistemler, orman yöneticilerine, itfaiye ekiplerine ve karar alıcılara yangın riskinin en yüksek olduğu bölgeleri ve zamanları tespit etme imkanı sunar. Bu sayede kaynaklar daha verimli kullanılabilir, ekipler daha stratejik konuşlandırılabilir ve potansiyel yangınların önüne geçilebilir.
İklim değişikliğinin etkileriyle orman yangınlarının daha sık ve şiddetli hale geldiği bir dönemde, Forest Drought gibi yenilikçi araçlar sadece Katalonya için değil, tüm Akdeniz havzası ve benzer iklim koşullarına sahip bölgeler için bir umut ışığıdır. Bu teknolojiler, orman ekosistemlerinin sağlığını korumak, biyolojik çeşitliliği sürdürmek ve insan yaşamını güvence altına almak adına büyük bir potansiyel taşımaktadır. Gelecekte, uydu görüntüleri, yapay zeka ve makine öğrenimi ile entegre edilecek bu sistemler, orman yangınlarıyla mücadelede çok daha güçlü ve öngörülü çözümler sunarak, felaketlerin önüne geçilmesine yardımcı olacaktır.



