Barselona, İspanya – Catalunya (Katalonya) özerk bölgesinin kültür ve sanat dünyası, son yıllarda elde ettiği sanatsal başarılar ve ekonomik büyüme ile dikkat çekerken, bu parlak tablonun ardında ciddi yapısal sorunlar barındırdığı ortaya çıktı. Consell Nacional de la Cultura i de les Arts (CoNCA - Ulusal Kültür ve Sanat Konseyi) tarafından hazırlanan ve Parlament Başkanı Josep Rull ile Kültür Bakanı Sònia Hernández'e sunulan 2025 yılı Yıllık Raporu, sektördeki işgücü güvencesizliği ve Katalanca dilinin kullanımındaki gerileme gibi kronikleşmiş sorunlara ışık tutuyor. Rapor ayrıca, yapay zekânın kültürel alana etkilerini de derinlemesine analiz ederek, gelecekteki potansiyel risklere ve fırsatlara işaret ediyor.
Kültür Sektöründe İşgücü Güvencesizliği: Bir Paradoks
CoNCA raporu, Katalonya'nın kültürel başarılarına rağmen, sektördeki çalışma koşullarının "sistemin temel zayıf noktası olmaya devam ettiğini" vurguluyor. Görsel sanatlar, görsel-işitsel yapımlar ve müzik gibi alanlarda çalışan sanatçıların ve profesyonellerin, "işlerinden onurlu bir şekilde geçimlerini sağlamakta zorlandıkları" belirtiliyor. Bu durum, sanatçıların düşük ücretler, düzensiz sözleşmeler, sosyal güvenceden yoksunluk ve kariyer belirsizliği gibi sorunlarla mücadele ettiğini gösteriyor. Konsey, bu sorunların üstesinden gelmek için toplu iş sözleşmelerinin kolaylaştırılmasını, sanatçı sendikalarının güçlendirilmesini ve İspanya genelinde sanatçıların haklarını güvence altına almayı hedefleyen "Estatut de l'Artista (Sanatçı Statüsü)"nün etkin bir şekilde uygulanmasını öneriyor.
Sanatçı Statüsü, Avrupa Birliği'nin çeşitli ülkelerinde uygulanan benzer modellerden ilham alarak, sanatçıların sosyal güvenlik, vergilendirme ve çalışma koşulları gibi konularda özel bir statüye sahip olmasını amaçlıyor. Bu statü, sanatçıların yaratıcı çalışmalarına odaklanabilmeleri için ekonomik ve sosyal güvence sağlamayı hedeflerken, İspanya'da bu yöndeki adımların yavaş ilerlemesi eleştirilere neden oluyor. CoNCA temsilcisi Salvador Casals'ın da belirttiği gibi, kültürel sistemdeki bu dengesizlik, sektörün sürdürülebilirliği ve sanatçıların refahı açısından ciddi tehdit oluşturuyor.
Katalan Dili ve Dijital Çağdaki Mücadelesi
Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise, Katalanca dilinin sosyal kullanımdaki gerilemesi. Dilin statüsünü güçlendirmek için "yoğun kültürel çabalar" sarf edilmesine rağmen, özellikle gençler arasında kültürel ve dijital tüketim gibi alanlarda Katalanca kullanımının azaldığı gözlemleniyor. Bu durum, Katalonya'nın kültürel kimliğinin temel taşlarından biri olan dilin geleceği hakkında endişeleri artırıyor. CoNCA, bu eğilimi tersine çevirmek için "Pacte Nacional per la Llengua (Ulusal Dil Paktı)"nın etkin bir şekilde uygulanmasını ve dilin tüm kültürel sektörlerdeki varlığının güçlendirilmesini talep ediyor.
Katalanca, İspanya'da resmi statüye sahip bir dil olup, Katalonya, Valensiya ve Balear Adaları gibi bölgelerde konuşulmaktadır. Tarihsel olarak Franco diktatörlüğü döneminde baskı gören Katalanca, demokrasinin gelişiyle birlikte yeniden canlanmış ve eğitimden medyaya kadar birçok alanda desteklenmiştir. Ancak, küreselleşme, İspanyolca'nın yaygınlığı ve dijital platformların etkisiyle, gençler arasında Katalanca'nın cazibesi azalabilmektedir. Bu durum, Türkiye'de de bölgesel dillerin veya azınlık dillerinin korunması ve genç nesillere aktarılması konusunda benzer endişeler taşıyan kültürel kuruluşlar için bir referans noktası olabilir.
Yapay Zeka, Finansman ve Bölgesel Dengeler
CoNCA raporunun monografik bölümü, yapay zekânın (YZ) kültür sektörüne etkilerine odaklanıyor. YZ'nin "estetik homojenleşme" ve "görevlerin kısmen ikamesi" gibi riskler taşıdığı belirtilirken, aynı zamanda yeni yaratıcı fırsatlar ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı potansiyeli de vurgulanıyor. Yapay zeka teknolojilerinin telif hakları, sanatçıların etik hakları ve veri gizliliği gibi konularda yasal ve etik düzenlemelerin acilen yapılması gerektiği belirtiliyor. Bu, dünya genelinde kültür ve sanat çevrelerinde tartışılan önemli bir konu olup, Türkiye'de de YZ'nin sanatsal üretime etkisi ve fikri mülkiyet hakları konusunda çalışmalar yürütülmektedir.
Kamu harcamaları açısından ise, Katalonya'da kültür için ayrılan bütçenin artmaya devam ettiği ve toplamda 1.517 milyon Euro'ya ulaştığı belirtiliyor ki bu, kişi başına yaklaşık 189 Euro'ya tekabül ediyor. Bu bütçenin %58'ini yerel yönetimler (Ajuntaments), %31'ini Generalitat (Katalan Hükümeti) ve %10'unu iller sağlarken, ilçe konseylerinin katkısı %1'in altında kalıyor. CoNCA, bu oranın Avrupa standartlarını yakalamak adına toplam bütçenin %2'sine çıkarılmasını ve kişi başına düşen harcama modeline geçilmesini öneriyor. Ayrıca, rapor, kültürel faaliyetlerin büyük ölçüde Barcelona merkezli olduğunu ve bölgesel dengesizliklerin giderilmesi gerektiğini de belirtiyor. Bu, Türkiye'de de İstanbul gibi büyük şehirlerin kültürel alanda yoğunlaşması ve diğer bölgelerdeki kültürel gelişimin geri kalması sorununa benzer bir durumdur.
CoNCA'nın Rolü ve Kültürel Politikaların Geleceği
CoNCA, Katalonya'da kültür ve sanat politikalarını izleyen, değerlendiren ve öneriler sunan bağımsız bir danışma organıdır. Misyonu, kültürel çeşitliliği teşvik etmek, sanatsal yaratımı desteklemek ve kültürel hakları güvence altına almaktır. Bu tür raporlar, hükümetlere ve ilgili paydaşlara kültürel sektörün gerçek durumu hakkında bilgi sağlayarak, daha etkili ve kapsayıcı politikalar geliştirmelerine yardımcı olur. Katalonya'nın kendine özgü kültürel özerkliği ve dilsel kimliği, CoNCA'nın çalışmalarını daha da önemli kılmaktadır.
Sonuç olarak, Katalonya kültür sektörü, bir yandan uluslararası alanda tanınan başarılar elde ederken, diğer yandan içsel yapısal sorunlarla boğuşmaktadır. İşgücü güvencesizliği ve Katalanca'nın kullanımındaki gerileme gibi temel sorunlar, sektörün sürdürülebilirliğini ve kültürel kimliğin korunmasını tehdit etmektedir. Yapay zeka gibi yeni teknolojilerin getirdiği fırsatlar ve riskler de dikkate alındığında, CoNCA'nın raporu, Katalonya'nın kültürel geleceği için entegre, uzun vadeli ve cesur politikaların aciliyetini ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye'deki kültür ve sanat politikaları için de değerli dersler sunmakta, sanatçıların haklarının korunması, dil ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması ve dijitalleşmenin getirdiği zorluklarla başa çıkma konusunda benzer bir vizyon gerekliliğini vurgulamaktadır.


