Katalonya (Catalunya) eğitim sisteminde İngilizce yeterliliği, uzun yıllardır çözülemeyen bir sorun olarak gündemdeki yerini koruyor. 2024-2025 Temel Yeterlilik Testleri'nin (proves de competències bàsiques) son sonuçlarına göre, Katalan öğrenciler, zorunlu ortaöğretim (ESO - Educación Secundaria Obligatoria) sonunda İngilizce dersinden 69 puan alarak başarısız oldu. Bu durum, öğrencilerin yaklaşık 10 yıl boyunca İngilizce eğitimi almasına rağmen yaşanmasıyla dikkat çekiyor. Ne yazık ki bu gerçeklik yeni değil; son 15 yılı aşkın süredir sonuçlar, 2012'deki en düşük 67,5 puan ile 2020'deki en yüksek 74,7 puan arasında, yani genellikle başarısız veya kıl payı başarılı seviyelerinde seyrediyor.
Mevcut veriler, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Öğrencilerin neredeyse yarısı (%44), ESO'yu düşük bir sözlü yeterlilik seviyesiyle tamamlıyor. Ayrıca, eğitim kurumlarının sosyoekonomik karmaşıklığına göre başarı düzeyleri arasındaki farklar zamanla daha da açılıyor, bu da eğitimde fırsat eşitliği konusunda endişeleri artırıyor. Bu tablo, İspanya'nın ve özellikle Katalonya'nın, Avrupa Birliği içindeki İngilizce yeterlilik sıralamalarında genellikle orta ve alt sıralarda yer almasının nedenlerini de açıklıyor. Küreselleşen dünyada İngilizce'nin vazgeçilmez bir iletişim aracı haline gelmesiyle birlikte, bu düşük başarı oranları hem bireysel hem de toplumsal gelişim açısından önemli bir engel teşkil ediyor.
Eğitim Uzmanlarından Yeni Bir Yaklaşım Önerisi
Bu kronik soruna çözüm bulmak amacıyla, daha önce Fundació Bofill olarak bilinen Equitat.org adlı kuruluş, kapsamlı bir rapor yayımladı. Rapor, İngilizce eğitimine başlama yaşının öne çekilmesinin (şu an okul öncesi eğitime kadar inmiş durumda) tek başına daha iyi sonuçlar getirmediğini ortaya koyuyor. Bunun yerine, dilbilimsel yetkinliklerin öncelikle Katalanca'da sağlamlaştırılmasını ve İngilizce öğreniminin sekiz-dokuz yaşlarından itibaren, yani ilkokul beşinci sınıftan (5è de primària) itibaren yoğunlaştırılmasını öneriyorlar. Bu yaklaşım, anadilde güçlü bir temel oluşturmanın, ikinci bir dilin öğrenimini kolaylaştıracağı fikrine dayanıyor.
Equitat.org'un önerileri oldukça detaylı. Kuruluş, ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıflardan (3r ve 4t de primària) itibaren haftada en az üç saat İngilizce dersi verilmesini, bu saatlerden en az birinin normal okullarda küçük gruplarla, yüksek karmaşıklığa sahip okullarda ise iki saatin küçük gruplarla yapılmasını öneriyor. İlkokul beşinci sınıftan başlayarak ve ESO boyunca ise haftalık ders saatinin minimum beş saate çıkarılması hedefleniyor. Bu beş saatin üçü doğrudan dil bilgisi ve becerileri üzerine yoğunlaşırken, kalan iki saatin ise sözlü pratik ve konuşma becerilerini geliştirmeye ayrılması planlanıyor. Bu değişikliklerin öncelikle yüksek karmaşıklığa sahip okullarda uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Maliyet ve Türkiye ile Karşılaştırma
Rapor, önerilen bu yeniden yapılanmanın maliyetlerini de hesaplamış durumda. İlkokul düzeyindeki düzenlemelerin mevcut müfredat içinde, okulların özerk yönetim saatleri kullanılarak yapılabileceği belirtiliyor. Ancak ESO düzeyinde, sistemin güçlendirilmesi için ek 926 öğretmene ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor; bunların 667'si devlet okulları, 259'u ise özel (concertats) okullar için öngörülüyor. Bu ek öğretmen istihdamının yıllık maliyeti ise yaklaşık 45 milyon Euro olarak hesaplanıyor. Uygulamanın aşamalı olarak başlatılması durumunda, öncelikle yüksek ve en yüksek karmaşıklığa sahip okullarda başlayarak yıllık yaklaşık 8 milyon Euro'luk bir maliyetle, daha sonra iki ESO sınıfı için tüm enstitülere yayılarak 22,5 milyon Euro'ya, nihayetinde ise tüm ESO için 45 milyon Euro'ya ulaşacağı belirtiliyor. Ayrıca, öğretmenlerin yurt dışı eğitim programlarına katılımının yeniden canlandırılması da öneriler arasında yer alıyor.
Katalonya'nın bu İngilizce yeterlilik sorunu, aslında Türkiye'nin de uzun yıllardır mücadele ettiği bir durumu yansıtıyor. Türkiye'de de ilkokuldan üniversiteye kadar İngilizce eğitimi verilmesine rağmen, mezunların büyük bir kısmının yeterli sözlü ve yazılı İngilizce becerilerine sahip olmaması benzer bir problematiği işaret ediyor. Her iki ülkede de ezberci eğitim, pratik eksikliği, öğretmen niteliği ve müfredatın etkinliği gibi faktörler, yabancı dil öğrenimindeki başarısızlığın temel nedenleri arasında gösterilebilir. Katalonya'nın bu yeni yaklaşımı, anadilde sağlam bir temel oluşturduktan sonra yoğunlaşmış bir ikinci dil eğitimi modelini benimseyerek, belki de Türkiye gibi ülkeler için de ilham verici bir örnek teşkil edebilir. Önemli olan, sadece ders saatlerini artırmak değil, aynı zamanda pedagojik yaklaşımları, öğretmen eğitimini ve öğrenme materyallerini de çağın gereklerine göre güncellemek ve öğrencilere aktif pratik yapma imkanı sunmaktır.



