İspanya'nın Catalunya (Katalonya) Özerk Yönetimi, çocukların ailelerinden ayrılmasını önlemek amacıyla "yoğun aile terapisi" adını verdiği yenilikçi bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu önemli adım, Sosyal Haklar ve Kapsayıcılık Bakanı Mònica Martínez Bravo tarafından hem Parlamento Genel Kurulu'nda duyuruldu hem de Barselona Barosu (Il·lustre Col·legi de l'Advocacia de Barcelona - ICAB) tarafından düzenlenen bir çocuk koruma sistemi konferansında detaylandırıldı. Yeni model, çocukların aile ortamında büyüme hakkını korumayı hedefleyerek, aile içi risk durumlarında çocukların kurumsal bakıma alınması yerine aileye destek sağlamayı amaçlıyor. Bakan Bravo'nun açıkladığı on maddelik reform paketi, çocukların refahını ve yasal güvencelerini güçlendirmeye odaklanıyor.
Martínez Bravo, çocukların korunması modelinde "derin ama pragmatik bir dönüşüm" gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu dönüşümün merkezinde, ailelerin ciddi risk altında olduğu durumlarda devreye girecek "yoğun aile terapisi" pilot projesi yer alıyor. Proje kapsamında, teknik ekipler ile aileler arasındaki değerlendirme ve koruma tedbirleri süreçlerindeki oturumların kaydedilmesi ve riskin daha kapsamlı değerlendirilmesi planlanıyor. Bu uygulama, ailelerin sorunlarını derinlemesine ele alarak, çocukların ailelerinden koparılmadan sorunların çözülmesine yönelik bir köprü görevi görmeyi hedefliyor. Amaç, çocukların aileleriyle kalma şansını en üst düzeye çıkararak, kurumsal bakımın olası olumsuz etkilerinden korunmalarını sağlamaktır.
Bakanın açıklamaları, Barselona Barosu'nun (ICAB) ev sahipliği yaptığı, Katalonya'daki çocuk ve ergen koruma sistemini analiz eden bir konferans sırasında yapıldı. Konferansta, sistemin kurumsallaşmadan arındırılmasının ve çocukların aile ortamında yaşama ve büyüme hakkının güvence altına alınmasının hayati önemi vurgulandı. Katalonya Ombudsmanı (Síndica de Greuges de Catalunya) Esther Giménez-Salinas, bu bağlamda çarpıcı bir çağrıda bulunarak, "Altı yaşın altındaki çocukların kurumsal bakıma alınmasını yasaklayan bir yasa talep ediyorum" dedi. Bu talep, erken yaşta kurumsal bakımın çocukların psikolojik ve duygusal gelişimine olumsuz etkileri üzerine yapılan bilimsel araştırmalarla da destekleniyor.
Çocuk ve Ergen Koruma Genel Müdürlüğü (Direcció General de Protecció a la Infància i l'Adolescència - DGPPIA) Direktörü Josep Muñoz Luque de aynı doğrultuda görüş bildirdi. Luque, "Önlem almalıyız, Çocuk ve Ergen Bakım Ekipleri'ne (Equips d'Atenció a la Infància i l'Adolescència - EAIA) mümkün olan en az sayıda vaka ulaşmasını sağlamalıyız ve ulaşan vakaların da mümkün olan en az sayıda çocuğun koruma altına alınmasıyla sonuçlanmasını hedeflemeliyiz" ifadelerini kullandı. DGPPIA'nın, eski koruma altındaki gençlere de eşlik eden, daha kapsayıcı ve "daha dostane" bir model benimsediğini vurguladı. Bu yaklaşım, koruma sisteminin sadece kriz anında müdahale etmekle kalmayıp, aynı zamanda uzun vadeli destek ve entegrasyonu da içermesi gerektiğini ortaya koyuyor.
İspanya'da Çocuk Koruma Sistemi ve Arka Plan
İspanya'da çocuk koruma sistemi, ülkenin özerk topluluklarının (Comunidades Autónomas) geniş yetkilere sahip olduğu merkezi olmayan bir yapıya sahiptir. Catalunya (Katalonya) Özerk Yönetimi de kendi Sosyal Haklar ve Kapsayıcılık Bakanlığı aracılığıyla bu alanda önemli düzenlemeler ve uygulamalar yapmaktadır. Tarihsel olarak, çocuk koruma sistemleri genellikle aileden ayırma ve kurumsal bakıma alma üzerine odaklanmış olsa da, son yıllarda uluslararası standartlar ve çocuk hakları savunuculuğu, aile birliğinin korunması ve önleyici tedbirlerin artırılması yönünde bir değişimi tetiklemiştir. Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, çocukların ailelerinden ayrılmasının son çare olması gerektiğini ve mümkün olduğunca aile temelli alternatiflerin desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, Katalonya'nın yeni yaklaşımı, uluslararası çağrılarla da örtüşmektedir.
İspanya genelinde, 2022 verilerine göre yaklaşık 50.000 çocuk koruma altında bulunmakta olup, bunların önemli bir kısmı ailelerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Catalunya'da da benzer şekilde, ihmal, istismar, aile içi şiddet veya ebeveynlerin bağımlılık sorunları gibi nedenlerle binlerce çocuk devlet korumasına alınmaktadır. Ancak araştırmalar, özellikle erken yaşta olmak üzere, kurumsal bakımın çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal gelişimleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini göstermektedir. Kurumsal bakım, çocuklarda bağlanma sorunları, gelişimsel gecikmeler ve davranışsal problemler riskini artırabilirken, aile temelli bakım modelleri çocukların daha sağlıklı gelişimini desteklemektedir. Bu nedenle, "yoğun aile terapisi" gibi önleyici ve destekleyici programlar, çocukların travma yaşamadan aileleriyle kalma şansını artırarak, uzun vadede daha sağlıklı bireyler olmalarına katkıda bulunabilir.
Türkiye Bağlantısı ve Gelecek Perspektifi
Türkiye'de de çocuk koruma sistemi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yürütülmekte olup, benzer zorluklarla karşılaşılmaktadır. Türkiye'de de çocukların aile ortamında büyümesinin önemi vurgulanarak, koruyucu aile ve evlat edinme gibi aile temelli bakım modelleri yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bakanlık, aile bütünlüğünü korumaya yönelik sosyal hizmet modellerini önceliklendirmekte ve risk altındaki ailelere yönelik destek programları geliştirmektedir. Katalonya'nın başlattığı bu "yoğun aile terapisi" modeli, Türkiye için de çocukların ailelerinden ayrılmasını önleyici tedbirler konusunda ilham verici bir örnek teşkil edebilir. Özellikle risk altındaki ailelere yönelik erken müdahale ve destek programlarının geliştirilmesi, hem çocukların refahı hem de toplumsal maliyetlerin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Catalunya Özerk Yönetimi'nin bu radikal yaklaşımı, çocuk koruma alanında paradigma değişikliğinin bir göstergesidir. Yoğun aile terapisi, sadece çocukları ailelerinden ayırmaktan kaçınmakla kalmayıp, aynı zamanda ailelerin kendi iç dinamiklerini güçlendirmelerine ve sorunlarla başa çıkma becerilerini geliştirmelerine olanak tanıyacaktır. Bu sayede, aileler daha dirençli hale gelirken, çocuklar da istikrarlı ve sevgi dolu bir ortamda büyüme fırsatı bulacaktır. Pilot projenin başarılı olması durumunda, bu modelin İspanya genelindeki diğer özerk topluluklara da yayılması ve Avrupa'daki çocuk koruma politikalarına örnek teşkil etmesi beklenmektedir. Bu tür yenilikçi yaklaşımlar, çocukların en temel hakkı olan aile içinde sevgi ve güven ortamında büyüme hakkını koruyarak, daha adil ve şefkatli toplumlar inşa etme yolunda kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.



