Katalonya'da (Catalunya) COVID-19 aşılamalarında ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla açılan davada, İspanyol güvenlik güçlerinin (Policia Nacional ve Guardia Civil) üst düzey komutanlarından gelen tanık ifadeleri, dava seyrini değiştirecek nitelikte bir gelişme yarattı. Eski Katalan Sağlık Bakanı Alba Vergés ve eski Halk Sağlığı Sekreteri Josep Maria Argimon'un yargılandığı davanın ikinci gününde, Policia Nacional ve Guardia Civil'in Katalonya'daki (Catalunya) aşı koordinasyonundan sorumlu komutanları, Katalan Sağlık Bakanlığı'nın (Departament de Salut) her zaman iş birliğine açık olduğunu belirtti. Bu ifadeler, Katalan özerk polisi Mossos d'Esquadra'ya kıyasla kendilerine ayrımcılık yapıldığını iddia eden polis sendikaları için "soğuk duş etkisi" yarattı.
Duruşmada ifade veren komutanlar, COVID-19 pandemisi sırasında Policia Nacional ve Guardia Civil mensuplarının aşılanması süreçlerini organize ettiklerini dile getirdiler. Her iki komutan da, Katalan Sağlık Bakanlığı'ndan muhatapları Xavier Rodríguez Guasch ile günlük olarak iletişim halinde olduklarını ve Guasch'ın koordinasyon konusunda her zaman iyi niyetli ve iş birliğine hazır bir tutum sergilediğini vurguladılar. Bu tanıklıklar, yargılanan eski Katalan yetkililerinin aşılamada "kasıtlı ayrımcılık" yaptığı yönündeki temel iddiayı doğrudan çürütme potansiyeli taşıyor.
Davanın temelinde, polis sendikalarının ve bazı siyasi çevrelerin, Katalan hükümetinin merkezi İspanyol hükümetine bağlı güvenlik güçlerine (Policia Nacional ve Guardia Civil) karşı aşı dağıtımında ve önceliklendirmede ayrımcılık yaptığı yönündeki şikayetleri yatıyor. İddialara göre, Katalan hükümeti, kendi özerk polisi Mossos d'Esquadra'yı aşılamada önceliklendirirken, İspanya genelinde görev yapan diğer güvenlik güçlerini kasıtlı olarak geride bırakmıştı. Bu durum, özellikle pandeminin ilk ve en yoğun dönemlerinde, güvenlik güçleri arasında ciddi bir gerilime yol açmıştı.
Ancak, bizzat Policia Nacional ve Guardia Civil'in aşılamadan sorumlu komutanlarının, Katalan Sağlık Bakanlığı ile koordinasyonun sorunsuz ilerlediğini ve herhangi bir engelleme veya ayrımcılıkla karşılaşmadıklarını belirtmeleri, sendikaların ve savcılığın iddialarının zayıflamasına neden oldu. Bu durum, Katalonya Yüksek Adalet Divanı'nda (Tribunal Superior de Justícia de Catalunya - TSJC) görülen davanın gidişatını önemli ölçüde etkileyebilir ve sanıklar lehine bir tablo çizebilir.
Katalonya'daki Kurumsal Gerilim ve Aşı Süreci
Bu dava, İspanya'nın Katalonya özerk bölgesindeki karmaşık siyasi ve kurumsal ilişkilerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Katalonya'da, merkezi hükümete bağlı Policia Nacional ve Guardia Civil ile Katalan özerk hükümetine bağlı Mossos d'Esquadra olmak üzere üç farklı polis gücü görev yapmaktadır. Özellikle 2017'deki bağımsızlık referandumu sürecinden bu yana, bu güvenlik güçleri arasındaki yetki ve iş birliği konuları sürekli olarak siyasi tartışmaların odağında yer almıştır. COVID-19 pandemisi gibi kritik bir dönemde aşılamanın dahi bu siyasi gerilime malzeme olması, bölgedeki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Pandemi döneminde, Avrupa Birliği genelinde olduğu gibi İspanya'da da aşı temini ve dağıtımı büyük bir lojistik ve idari zorluk teşkil ediyordu. Hükümetler, belirli meslek gruplarına ve risk altındaki kişilere öncelik vererek aşılama planlarını uygulamaya çalıştı. Bu süreçte, sağlık çalışanları, yaşlılar ve güvenlik güçleri gibi öncelikli grupların aşılanması kritik önem taşıyordu. Katalan Sağlık Bakanlığı'nın, Policia Nacional ve Guardia Civil ile iş birliği içinde hareket ettiğinin ortaya çıkması, siyasi suçlamaların aksine, kriz yönetiminde bürokratik düzeyde bir koordinasyonun sağlandığını gösteriyor. Bu durum, bölgedeki siyasi aktörlerin zaman zaman kurumlar arası iş birliğini göz ardı ederek siyasi puan toplama çabalarını da sorgulatıyor.
Davanın Geleceği ve Siyasi Etkileri
Policia Nacional ve Guardia Civil komutanlarının tanıklıkları, eski Bakan Alba Vergés ve Sekreter Josep Maria Argimon aleyhindeki "görevini kötüye kullanma" veya "itaatsizlik" suçlamalarını önemli ölçüde zayıflatmaktadır. Bu tür davalarda, suçlamaların temelini oluşturan iddiaların, bizzat iddiaya konu olan eylemlerden etkilenen kurumların yetkilileri tarafından çürütülmesi, savcılık için büyük bir darbedir. Mahkemenin, bu güçlü tanıklıkları nasıl değerlendireceği, davanın sonucunu doğrudan etkileyecektir.
Davanın beraatle sonuçlanması, Katalan bağımsızlık yanlısı partiler tarafından merkezi hükümetin "Katalonya'ya karşı siyasi yargılamalar" yaptığı yönündeki iddialarını güçlendirebilir. Öte yandan, polis sendikaları ve muhalefet partileri, bu tanıklıklara rağmen iddialarını sürdürmekte zorlanabilirler. Bu olay, bir kez daha İspanya'da bölgesel özerklik ile merkezi otorite arasındaki hassas dengeyi ve bu dengenin kamu hizmetleri ve kriz yönetimi üzerindeki etkilerini tartışmaya açmıştır. Pandemi döneminde bile siyasi çekişmelerin kamu sağlığı ve güvenliği meselelerine nasıl yansıdığını gösteren bu dava, İspanyol kamuoyunda uzun süre konuşulmaya devam edecektir.



