1 Ekim 2017 tarihinde Katalonya'da (Catalunya) yapılan bağımsızlık referandumu sırasında yaşanan polis şiddetinin simgesi haline gelen Roger Español, aradan geçen yaklaşık yedi yılın ardından adalet arayışını sürdürüyor. Barselona'da (Barcelona) oylama yapılan bir okulda, İspanyol Ulusal Polisi (Policía Nacional) tarafından ateşlenen kauçuk mermilerden biriyle sağ gözünü kaybeden Español'un mücadelesi, şimdi dört polis memurunun sanık sandalyesine oturmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Bu dava, 1-O olarak bilinen o talihsiz günde yaşanan polis şiddeti nedeniyle yargılanacak olan tek polis grubu olmasıyla büyük önem taşıyor.
Tarragona doğumlu 1974'lü Roger Español, 1 Ekim 2017'de bağımsızlık referandumunun sandıklarını ve oy kullanma merkezlerini savunmak için sivil direnişe katılan binlerce aktivistten biriydi. Barselona'daki Pau Claris Lisesi önünde yaşanan olaylar sırasında, güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmak için kullandığı orantısız güç, Español'un hayatını kökten değiştirdi. Polis memurlarının ateşlediği kauçuk mermelerden biri doğrudan yüzüne isabet ederek sağ gözünün tamamen boşalmasına neden oldu. Bu trajik olay, o gün yaşanan şiddetin en çarpıcı ve akılda kalıcı sembollerinden biri haline geldi.
Español'un adalet arayışı, olayın hemen ardından başladı ve uzun, çetin bir hukuki mücadeleye dönüştü. Yıllar süren soruşturmalar, tanık ifadeleri ve delillerin toplanmasının ardından, nihayet davanın mahkemeye taşınması sağlandı. Sanık sandalyesine oturan dört polis memurundan biri, doğrudan Español'a ateş eden memur olarak belirlendi. Bu dava, sadece Roger Español için değil, aynı zamanda 1-O günü yaralanan yüzlerce kişi ve genel olarak polis şiddetinin hesap verebilirliği konusunda önemli bir emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor. Ancak, o günkü şiddet olaylarında yaralanan diğer mağdurlar için benzer davaların açılmamış olması, adaletin sadece belirli vakalarla sınırlı kaldığı eleştirilerine yol açıyor.
1 Ekim 2017: Referandum ve Şiddet
1 Ekim 2017'deki bağımsızlık referandumu, Katalonya'nın İspanya ile olan siyasi geriliminin zirveye ulaştığı bir dönüm noktasıydı. İspanyol Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilmesine rağmen, Katalan hükümeti referandumu düzenlemekte kararlıydı. Madrid'deki merkezi hükümet ise referandumu engellemek için tüm devlet imkanlarını seferber etti. Bu bağlamda, İspanyol Ulusal Polisi ve Guardia Civil (Jandarma) birimleri Katalonya'ya sevk edildi ve oy kullanma merkezlerini kapatmakla görevlendirildi. Ancak, barışçıl bir şekilde oy kullanmaya çalışan veya sandıkları savunan sivillerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.
O gün, Katalonya genelinde yüzlerce oy kullanma merkezinde benzer sahneler yaşandı. Polis, kapıları kırarak içeri girdi, sandıkları ve oy pusulalarını ele geçirmeye çalıştı ve protestoculara karşı orantısız güç kullandı. Resmi verilere göre, o gün binin üzerinde kişi yaralandı, bazıları ağır olmak üzere. Kauçuk mermilerin kullanımı, özellikle Barselona'da ve diğer şehirlerde ciddi yaralanmalara yol açtı. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası kuruluşlar, İspanyol güvenlik güçlerinin müdahalesinin aşırı ve orantısız olduğu yönünde eleştirilerde bulundu. Bu olaylar, İspanya'nın demokratik imajına ciddi bir darbe vurdu ve Katalonya'daki bağımsızlık hareketini daha da alevlendirdi.
Adalet Arayışı ve Hukuki Süreç
Roger Español'un davası, 1-O referandumunda yaşanan polis şiddetinin hukuki sonuçları açısından sembolik bir önem taşıyor. Español'un gözünü kaybetmesi gibi ağır bir yaralanmanın ardından açılan bu dava, polisin hesap verebilirliği ve orantısız güç kullanımı konularında ciddi soruları gündeme getiriyor. İspanya'da kauçuk mermilerin kullanımı uzun süredir tartışmalı bir konuydu ve Katalonya polisi (Mossos d'Esquadra) bu tür mermilerin kullanımını 2014 yılında yasaklamıştı. Ancak İspanyol Ulusal Polisi ve Guardia Civil bu yasağa tabi değildi ve 1-O'da bu mermeleri kullanmaktan çekinmedi.
Davanın sonucu, sadece Roger Español için kişisel bir adalet meselesi olmanın ötesinde, İspanya'da polis şiddeti vakalarında adaletin nasıl işlediğine dair önemli bir gösterge olacak. Yargı sürecinin yavaşlığı ve sadece dört polis memurunun yargılanıyor olması, mağdurlar ve insan hakları savunucuları arasında hayal kırıklığına neden oluyor. Zira, o günkü müdahalede yer alan binlerce polis memurundan sadece bu davanın sanıklarının yargılanması, sistemin hesap verebilirlik konusunda yetersiz kaldığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Bu dava, İspanyol yargısının, devlet güçlerinin aşırıya kaçan eylemlerini ne ölçüde soruşturup cezalandırabildiğini ortaya koyacak ve gelecekteki benzer olaylar için bir emsal teşkil edecektir.



