Geçtiğimiz Perşembe günü, Katalonya'nın başkenti Barselona'da yüzlerce kişi, dokuz yıl önce düzenlenen ve İspanya merkezi hükümeti tarafından yasa dışı ilan edilen 1 Ekim (1-O) bağımsızlık referandumunun yıl dönümünü anmak için sokaklara döküldü. Katalan Ulusal Meclisi (Assemblea Nacional Catalana - ANC) tarafından organize edilen gösteri, aynı zamanda 1-O referandumu sırasında yaşanan polis müdahalesinde bir gözünü kaybeden Roger Español'a destek vermeyi amaçladı. Español, olaydan sorumlu tutulan dört İspanyol polis memuruna karşı açılan davanın son duruşmalarıyla karşı karşıya bulunuyor.
Barselona'nın sembolik meydanlarından Plaça d’Urquinaona'dan başlayan yürüyüş, İspanyol Ulusal Polisi'nin Via Laietana Caddesi üzerindeki karakoluna doğru ilerledi. Bu karakol, referandum günü yaşanan şiddetli olayların ve polis müdahalesinin önemli merkezlerinden biri olarak hafızalara kazınmıştı. Göstericiler, burada yapılan konuşmalarla bağımsızlık taleplerini ve İspanyol devletinin o günkü müdahalesini kınayan mesajlar verdiler. Benzer anma ve destek etkinlikleri, Katalonya'nın Tarragona ve Lleida gibi diğer büyük şehirlerinde de eş zamanlı olarak düzenlendi, bu da bağımsızlık hareketinin bölgesel çapta güçlü bir tabana sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
Roger Español'un davası, 1-O referandumunun yarattığı travmanın ve devlet şiddeti iddialarının en somut sembollerinden biri haline gelmiştir. Español, referandum günü oy kullanmaya gidenlere yönelik polis müdahalesinde plastik mermiyle vurularak bir gözünü kaybetmişti. Davanın son duruşmalarında, polis memurları aleyhindeki iddialar yeniden gündeme gelirken, savunma tarafı olayın kasıtlı olmadığını öne sürmektedir. Katalan bağımsızlık yanlısı gruplar ve insan hakları örgütleri, bu davanın sadece Roger Español için değil, aynı zamanda 1-O'da mağdur olan tüm Katalanlar için adalet arayışının bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, davada Katalanca dil haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialar da yargı sürecine dair tartışmaları derinleştirmektedir.
1 Ekim Referandumu: Bir Direniş Sembolü ve Siyasi Çatışmanın Kaynağı
2017'deki 1 Ekim referandumu, Katalonya'nın İspanya'dan bağımsızlığını ilan etme çabalarının zirve noktasıydı. Katalonya özerk yönetimi tarafından düzenlenen bu referandum, İspanya Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edilmiş ve İspanyol merkezi hükümeti, referandumu engellemek için bölgeye binlerce ulusal polis ve jandarma (Guardia Civil) göndermişti. Referandum günü, oy kullanmak isteyen vatandaşlarla güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış, bu olaylar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Yüzlerce kişinin yaralandığı bu müdahaleler, Katalan bağımsızlık hareketinin hafızasında derin izler bırakmış ve İspanya devletiyle olan ilişkileri daha da germişti.
Referandumun ardından Katalan Parlamentosu bağımsızlık ilan etmiş, ancak bu ilan kısa sürede İspanya hükümeti tarafından askıya alınmıştı. Madrid, Anayasa'nın 155. maddesini devreye sokarak Katalonya'nın özerkliğini geçici olarak askıya almış, bölgesel hükümeti görevden almış ve erken seçimlere gitme kararı almıştı. Dönemin Katalonya Başkanı Carles Puigdemont ve bazı kabine üyeleri yurt dışına kaçarken, diğer Katalan liderler tutuklanarak uzun hapis cezalarına çarptırılmıştı. Yıllar süren yargılamaların ardından, 2021 yılında İspanya hükümeti, tutuklu Katalan liderler için af çıkarmış, ancak bu af, bağımsızlık yanlısı hareketin tüm taleplerini karşılamaktan uzak kalmıştır. Bugün, İspanya'da azınlık hükümetini destekleyen Katalan partilerinin talepleri doğrultusunda, bağımsızlık süreciyle ilgili suçlara yönelik genel bir af yasası (ley de amnistía) meclisten geçirilme sürecindedir, ancak bu yasa da ülke içinde büyük tartışmalara neden olmaktadır.
Bağımsızlık Hareketinin Geleceği ve ANC'nin "Yeni Saldırı" Çağrısı
ANC'den Ignasi Rigau, gösteride yaptığı konuşmada, Katalonya'nın "oy kullandığını ve kazandığını" ancak bağımsızlığın siyasi liderlerin "korkaklığı" ve halkın "yeterince yüksekte olmaması" nedeniyle gerçekleşmediğini belirtti. Rigau, ANC'nin İspanyol devletine karşı "yeni bir saldırı" (nou embat) başlatma arzusunda olduğunu ve bu girişimi kimsenin durduramayacağını vurguladı. "Oy verdik. Kazandık. Ve vazgeçmedik." sloganı, örgütün 1-O ruhunu yeniden sokaklara taşıma ve bağımsızlık talebini canlı tutma kararlılığını özetlemektedir. Bu çağrı, Katalan bağımsızlık hareketinin daha radikal kanadının, diyalog ve müzakerelerle ilerleyen siyasi süreçlerden duyduğu hayal kırıklığını yansıtmaktadır.
Ancak, Katalonya'da bağımsızlık yanlısı hareketin geleceği belirsizliğini korumaktadır. Kamuoyu yoklamaları, bağımsızlık destekçilerinin oranının zaman zaman düşüş gösterdiğini ve genellikle nüfusun yarısını aşmadığını ortaya koymaktadır. İspanya merkezi hükümeti, Katalonya'nın bağımsızlığını tanımayacağını defalarca belirtmiş, bu da tek taraflı bağımsızlık ilanlarının yasal ve uluslararası tanınma açısından çıkmazda olduğunu göstermektedir. ANC gibi sivil toplum kuruluşları, bağımsızlık ateşini canlı tutmaya çalışsa da, siyasi partiler arasında bile strateji farklılıkları bulunmaktadır. Bir yanda diyalog ve müzakereyi savunanlar varken, diğer yanda daha doğrudan ve radikal eylemleri destekleyenler bulunmaktadır. Roger Español davası gibi insan hakları ihlallerine odaklanmak, bağımsızlık hareketinin uluslararası alanda destek bulma çabalarının önemli bir parçası olmaya devam etmektedir. Bu durum, Katalonya'nın geleceğine dair tartışmaların hem İspanya'nın iç siyasetinde hem de Avrupa'nın genelinde önemli bir gündem maddesi olarak kalacağını göstermektedir.


