İspanya'nın önde gelen moda markası Mango'nun kurucusu merhum İsak Andic'in oğlu Jonathan Andic, babasının ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada polisin bilgi sızdırmasını sert bir dille eleştirdi. Andic'in avukatları, "gereksiz" gözaltının müvekkilleri için "peşin bir sosyal ceza" anlamına geldiğini belirterek, Barselona mahkemesine temyiz başvurusu yaptı. Bu başvuru, İspanyol kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve moda dünyasının yakından takip ettiği olayın hukuki boyutunu daha da derinleştiriyor.
Avukat Cristóbal Martell liderliğindeki hukuk ekibi, EFE haber ajansının ulaştığı temyiz dilekçesinde, Barselona Mahkemesi'nden, geçtiğimiz Salı günü Andic'in gözaltına alınmasının ardından yargıç tarafından verilen ihtiyati tedbirlerin (1 milyon Euro kefaletle serbest bırakılma ve pasaportuna el konulması) iptalini talep etti. Dilekçe, Mossos d'Esquadra (Katalonya Özerk Polisi) tarafından sunulan ve yargıcın, Andic'i babasının ölümünden sorumlu tutarak kefaletle tutuklama kararına dayanak oluşturan tüm kanıtları tek tek çürütmeye odaklanıyor. İsak Andic, 14 Aralık 2024'te Barselona yakınlarındaki Collbató'da bulunan Montserrat Dağı'nda oğluyla çıktığı bir yürüyüş sırasında 100 metrelik bir uçurumdan düşerek hayatını kaybetmişti.
Savunma, Mossos'un soruşturmasını "hesaplanarak sızdırılmış, savunma imkanı tanımayan, toplumsal olarak yaralayıcı bir eziyet" olarak nitelendiriyor. Andic'in, yargıç karşısına çıkarılmak üzere "kaçınılmaz olarak yayılacak grafik görüntülerin habercisi olarak" gözaltına alınmasını ve kelepçeli fotoğrafının çekilmesini eleştiriyor. Bu durumun, Avrupa normlarına aykırı olduğunu ve "ilgi çekici bir şekilde medyaya verilen" bir otodan kaynaklanan "bilgi tsunamisine" yol açtığını savunuyorlar. Avukatlar, bunun "sosyal ve demokratik bir hukuk devletinde tahammül edilemez bir tür peşin sosyal mahkumiyete" yol açtığını vurguluyor.
Soruşturmadaki Sızdırmalar ve Hukuki İhlaller
Jonathan Andic'in avukatları, yargıcın kaçma riski argümanını da reddediyor. Savunmaya göre, polis soruşturmasının tezleri ve araştırma hatları (coğrafi konum, telefon dinleme vb.) "olağanüstü bir medya varlığıyla" yayınlanmış olmasına rağmen, müvekkilleri "sabırla çağrılmayı beklemiştir". Hatta, aylarca gizli yürütülen soruşturmayla ilgili sızdırmalar, ERC (Katalonya Cumhuriyetçi Solu) grubunun Katalan Hükümeti'ne, Mossos d'Esquadra içinde bu yayınlar hakkında herhangi bir iç soruşturma açılıp açılmadığını sormasına neden olmuştu. Bu durum, Katalonya'da özerk polisin denetimi ve şeffaflığı konusunda siyasi bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Avukatlar ayrıca, Mossos'u, ölümcül düşüşün yaşandığı gün ve 31 Ocak 2024'te Andic'in iki kez tanık sıfatıyla ifadesini almakla eleştiriyor. Zira polis soruşturması zaten onun suçlanması üzerine odaklanmış durumdaydı. Savunmaya göre bu, "usul hatası" teşkil ediyor. Dilekçede, "Gerçekten de, ifade alındığında ve soruşturma, ifade verene suç isnat edilmesine yöneldiğinde, isnadın açıklanması geciktirilemez veya göz ardı edilemez ve kendisine savunma hakkının tüm araçsal güvencelerinin kullanılması kolaylaştırılmalıdır" deniliyor. Bu, bir kişinin şüpheli durumuna düştüğünde sahip olduğu yasal hakların ve savunma mekanizmalarının ihlal edildiği anlamına geliyor.
Arka Plan ve Türkiye Bağlantısı
İsak Andic'in trajik ölümü ve oğlu Jonathan Andic hakkındaki soruşturma, İspanya'nın ve uluslararası moda dünyasının gündemine oturdu. 1984 yılında kardeşi Nahman Andic ile birlikte Mango'yu kuran İsak Andic, İspanya'nın en başarılı iş insanlarından biriydi. Ailesinin kökenleri Türkiye'ye dayanan Sefarad Yahudi topluluğundan gelmesi, bu olayın Türk kamuoyu için de ayrı bir ilgi odağı olmasına neden oluyor. Mango, dünya çapında binlerce mağazası ve milyarlarca Euro'luk cirosuyla küresel bir dev haline gelmişti. Bu nedenle, Andic ailesinin yaşadığı bu trajik olay, sadece kişisel bir drama olmaktan öte, geniş bir ekonomik ve sosyal etki alanına sahip.
Montserrat Dağı, Katalonya'nın hem doğal güzelliği hem de manevi önemiyle bilinen ikonik bir noktasıdır. Benedictin manastırı ve eşsiz kaya oluşumlarıyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bu dağda yaşanan bu tür bir olay, bölge halkı ve turistler arasında da şaşkınlık yaratmıştır. Olayın bu denli yüksek profilli olması, Mossos d'Esquadra gibi kamu kurumlarının üzerindeki baskıyı artırmakta ve soruşturmanın şeffaflığı ile hukuka uygunluğu konusundaki beklentileri yükseltmektedir. Bu tür davalarda, yargı sürecinin medya ve kamuoyu baskısından uzak, adil bir şekilde işlemesi demokratik bir hukuk devletinin temelini oluşturmaktadır. Jonathan Andic'in avukatlarının dile getirdiği "sosyal linç" ve "peşin hüküm" iddiaları, bu hassas dengenin ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha ortaya koymaktadır.



