İspanya'nın yüksek yargı organlarından Audiencia Nacional (AN - Ulusal Mahkeme) yargıcı Francisco de Jorge, 2010 yılında Gazze'ye insani yardım götüren "Özgürlük Filosu"na düzenlenen baskınla ilgili iki ayrı şikâyeti kabul etti. Bu kararla birlikte, İsrail Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Ramatcal Eyal Zamires ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Ram Rotberg hakkında "yasa dışı alıkoyma" suçlamasıyla soruşturma başlatılacak. Şikâyetler, İspanya Komünist Partisi (Partido Comunista de España - PCE), Birleşik Sol (Esquerra Unida - IU) adlı siyasi partiler ve aralarında baskın sırasında İspanyol bayraklı gemilerde bulunan iki kişinin de yer aldığı birçok sivil tarafından yapılmıştı.
Yargıç De Jorge'nin kararı, olayın uluslararası hukuk boyutunu da gözler önüne seriyor. Yargıç, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcılığı ile temasa geçerek sunulan yasal başvuruları kendilerine bildirme kararı aldı. Başlangıçta şikâyetçiler tarafından "korsanlık, yasa dışı alıkoyma, işkence ve kötü muamele"nin yanı sıra silahlı çatışma durumunda "korunan kişilere ve mallara karşı suç" olarak nitelendirilen eylemler, mahkemenin yetki alanı ve delillerin niteliği göz önüne alındığında "yasa dışı alıkoyma" suçuna odaklanacak.
Mahkeme kararında, İsrail güçlerinin uluslararası sularda birçok gemiye el koyduğu, kontrolünü ele geçirdiği ve mürettebatı özgürlüğünden mahrum bıraktığı belirtiliyor. Etkilenen gemiler arasında İspanyol bayraklı olanların bulunması, yargıcın kararına göre İspanyol yargısının bu gemilerde meydana gelen olayları soruşturma yetkisini sağlıyor. Ancak yargılamanın kapsamı, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca, sadece İspanyol bayraklı gemilerde işlenen yasa dışı alıkoyma suçlarıyla sınırlı kalacak. Bu, mürettebatın İsrail topraklarına nakledildikten sonra meydana gelen olayların veya İsrail savaş gemilerinde ya da gözaltı merkezlerinde yaşananların soruşturma kapsamı dışında tutulacağı anlamına geliyor.
Özgürlük Filosu Baskını ve Uluslararası Hukuk
Bu dava, 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye insani yardım taşıyan ve uluslararası sularda İsrail komandolarının müdahalesiyle karşılaşan "Özgürlük Filosu" olayının bir yankısıdır. Filonun en büyük gemisi olan Türkiye bandıralı Mavi Marmara gemisine yapılan baskında 10 Türk aktivist hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmış ve yüzlerce sivil gözaltına alınmıştı. Bu olay, Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin uzun süre kesilmesine neden olmuş, uluslararası alanda büyük tepkilere yol açmış ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da soruşturulmuştu. Palmer Raporu gibi uluslararası raporlar, İsrail'in Gazze ablukasının yasal olduğunu ancak baskında orantısız güç kullanıldığını belirtmişti.
İspanya'nın Audiencia Nacional'i, geçmişte evrensel yargı yetkisi ilkesini geniş bir şekilde uygulayarak, İspanya vatandaşları veya çıkarları doğrudan etkilenmese bile uluslararası suçları soruşturmasıyla biliniyordu. Ancak bu yetki alanı, son yıllarda yasal düzenlemelerle daraltılmıştı. Bu nedenle, mevcut davanın kabul edilmesi, İspanya'nın uluslararası hukuk ihlallerine karşı duruşunu sürdürme isteğinin bir göstergesi olarak önem taşıyor. Özellikle İspanyol vatandaşlarının ve İspanyol bayraklı gemilerin doğrudan etkilenmesi, mahkemenin yetki alanını tesis etmesinde kilit rol oynamıştır.
Davanın Türkiye ve Uluslararası Adalet İçin Önemi
İspanya'da açılan bu dava, Mavi Marmara olayı mağdurları için uluslararası adalet arayışının devam ettiğini göstermektedir. Türkiye de olayla ilgili olarak kendi yargı sisteminde davalar açmış, ancak daha sonra İsrail ile yapılan diplomatik anlaşmalar ve tazminat ödemeleri neticesinde bu davalar düşmüştü. İspanyol mahkemesinin bu adımı, uluslararası hukukun üstünlüğüne ve askeri liderlerin hesap verebilirliğine vurgu yapması açısından sembolik bir değer taşımaktadır. Her ne kadar soruşturma kapsamı sınırlı tutulsa da, üst düzey askeri komutanların yargı önüne çıkarılması potansiyeli, benzer olaylarda caydırıcı bir etki yaratabilir.
Bu tür ulusal mahkemelerde görülen davalar, uluslararası ceza adaletinin sağlanmasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yetki alanı veya siyasi engeller nedeniyle bazı davaların görülemediği durumlarda, ulusal yargı organları evrensel yargı yetkisi veya mağdur vatandaşlarının haklarını koruma ilkesi çerçevesinde devreye girebilmektedir. İspanyol mahkemesinin kararı, Gazze ablukasının uluslararası hukuk ve insani yardım ilkeleri açısından tartışmalı doğasını da yeniden gündeme getirerek, bölgedeki insani krizin çözümüne yönelik uluslararası çabalara dolaylı bir destek sağlamaktadır.


