İsrail parlamentosu Knesset, aşırı Ortodoks (Haredi) gençlerin askerlik hizmetinden muafiyetini fiilen donduran ve bu grupları askere gitmedikleri için cezai kovuşturmadan koruyan tartışmalı yasa tasarısını Salı günü onayladı. 58 lehte oya karşılık 54 aleyhte oyla kabul edilen tasarı, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin koalisyon ortaklarıyla olan hassas dengesini koruma çabasının bir sonucu olarak görülüyor. Bu adım, Gazze'deki savaşın devam ettiği ve askere olan ihtiyacın arttığı bir dönemde, İsrail toplumunda derin bir bölünmeye yol açtı.
Yasa tasarısı, aşırı Ortodoks cemaatine mensup gençlerin dini eğitimlerini sürdürmeleri halinde askerlik hizmetinden muaf tutulmalarına olanak tanıyan mevcut düzenlemeyi 2029 yılına kadar fiilen uzatıyor. Bu, Yüksek Mahkeme'nin daha önce bu tür muafiyetlerin ayrımcı ve anayasaya aykırı olduğuna hükmettiği kararlarını etkisiz hale getirme girişimi olarak yorumlanıyor. Tasarı, aşırı Ortodoks partilerin koalisyon hükümetindeki kilit rolü nedeniyle Netanyahu için hayati önem taşıyor, ancak ülkenin seküler ve modern Ortodoks kesimlerinde büyük tepkiyle karşılandı.
Onaylanan yasa, özellikle mevcut savaş koşullarında, cephede görev yapan askerlerin ve ailelerinin adalet duygusunu zedelediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Muhalefet partileri, yasanın "eşitlik ilkesini" ihlal ettiğini ve ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını göz ardı ettiğini savunuyor. Yasa, aynı zamanda, Benny Gantz'ın liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'nin savaş kabinesinden ayrılmasına neden olan temel anlaşmazlıklardan biriydi; Gantz, tüm İsrail vatandaşlarının askerlik hizmetine katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Aşırı Ortodoks Cemaatinin Askerlik Muafiyeti: Uzun Bir Tartışmanın Tarihçesi
Aşırı Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetinden muafiyeti, İsrail Devleti'nin kuruluşuna kadar uzanan karmaşık bir meseledir. 1948'de, ülkenin kurucusu David Ben-Gurion, küçük bir grup Yeşiva (dini okul) öğrencisinin dini çalışmalarına devam edebilmesi için askerlikten muaf tutulmasına izin veren geçici bir anlaşma yapmıştı. Ancak o zamandan bu yana, aşırı Ortodoks nüfusu önemli ölçüde artmış ve bu muafiyetin kapsamı genişlemiştir. Günümüzde, on binlerce aşırı Ortodoks erkek, dini eğitimlerini gerekçe göstererek askerlik hizmetinden kaçınmaktadır.
Bu durum, İsrail toplumunun diğer kesimlerinde, özellikle de zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren seküler ve modern Ortodoks Yahudiler arasında büyük bir haksızlık algısı yaratmaktadır. Askerlik yükünün eşitsiz dağılımı, yıllardır süregelen toplumsal bir tartışma ve kutuplaşma kaynağı olmuştur. İsrail Yüksek Mahkemesi, bu muafiyetlerin anayasaya aykırı olduğuna dair birçok kez karar vermiş, ancak hükümetler, aşırı Ortodoks partilerin koalisyonlardaki kilit rolü nedeniyle kalıcı bir çözüm bulmakta zorlanmıştır. Bu cemaatin üyelerinin büyük bir kısmının işgücüne katılmaması ve devlet yardımlarına bağımlı olması da ülkenin ekonomisi üzerinde ek bir yük oluşturmaktadır.
Yasanın Etkileri ve Gelecek Senaryoları
Onaylanan yasa tasarısının İsrail üzerinde hem siyasi hem de toplumsal açıdan önemli etkileri olması bekleniyor. Siyasi olarak, Netanyahu'nun koalisyonunu güçlendirerek hükümetin istikrarını bir süreliğine sağlamlaştırmış olsa da, bu durum ülkedeki siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirecektir. Muhalefet, yasanın iptali için Yüksek Mahkeme'ye başvuracağını duyurmuştur, bu da konunun hukuki mücadelesinin devam edeceğinin sinyalini vermektedir.
Toplumsal olarak, Gazze'deki savaşın getirdiği ağır kayıplar ve artan güvenlik endişeleri göz önüne alındığında, bu yasa, toplumun farklı kesimleri arasındaki gerilimi tırmandırma potansiyeli taşımaktadır. Askerlik hizmetini yerine getiren ve cephede savaşan aileler, aşırı Ortodoks gençlerin muafiyetini ahlaki ve adil bulmamaktadır. Bu tür muafiyetler ve bunların toplumsal adalet üzerindeki etkileri, farklı ülkelerde, farklı bağlamlarda da tartışma konusu olabilmektedir. Örneğin, Türkiye'de bedelli askerlik veya vicdani ret gibi konular zaman zaman benzer toplumsal kutuplaşmalara yol açabilmektedir, ancak İsrail'deki durumun dini ve güvenlik boyutları kendine özgüdür ve ülkenin varoluşsal meseleleriyle doğrudan bağlantılıdır.
Uzmanlar, bu yasanın İsrail'in insan gücü ihtiyacına kalıcı bir çözüm sunmaktan ziyade, siyasi bir manevra olduğunu belirtiyor. Askeri yetkililer, ordunun artan operasyonel ihtiyaçları karşısında insan gücü sıkıntısı yaşadığını açıkça ifade etmektedir. Bu durum, yasanın uzun vadede İsrail'in savunma kapasitesi üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerini gündeme getirmektedir. Gelecekte, Yüksek Mahkeme'nin kararları, yeni hükümet koalisyonları ve toplumsal baskılar, aşırı Ortodoks askerlik muafiyeti konusundaki tartışmanın seyrini belirlemeye devam edecektir.



