İspanya'da adli bir hatanın kurbanı olan 75 yaşındaki Fas (Faslı) vatandaşı Ahmed Tommouhi, işlemediği bir tecavüz suçundan tam 15 yıl hapis yattıktan sonra, nihayet adaletle buluştu. Yüksek Mahkeme (Tribunal Supremo), Tommouhi'ye 2,5 milyon Euro tazminat ödenmesine hükmetse de, kendisi için bu maddi telafiden çok daha önemlisi, yıllar süren mücadelesinin ardından iade edilen onuru oldu. Tommouhi, hayatının en değerli yıllarını parmaklıklar ardında geçirmesine neden olan bu trajik olayın, sadece kendisini değil, tüm ailesini derinden etkilediğini vurguluyor.
Barselona (Barcelona) yakınlarındaki Sant Pere de Riudebitlles kasabasında, kızlarından birinin ailesiyle birlikte yaşayan Ahmed Tommouhi, geçtiğimiz cuma günü düzenlediği basın toplantısında, devletin bu yargı hatası için ödeyeceği tazminatın, kaybettiği gençliğini ve 35 yıldır beklediği adaleti geri getirmeyeceğini belirtti. "Masum olduğumu bilerek hapse girmek çok zor. 35 yıl boyunca bunun bir hata olduğunu haykırdım ama adalet beni duymak istemedi gibiydi," sözleriyle yaşadığı derin acıyı dile getiren Tommouhi, 1991'de cezaevine girmiş ve 2006 yılına kadar özgürlüğünden mahrum kalmıştı. Hakkındaki 26 farklı dava da dahil olmak üzere tüm suçlamalar zamanla iptal edildi.
Tazminatla ne yapacağı sorulduğunda, paranın "tükeneceğini" ve önemli olmadığını ifade eden Tommouhi, "herkes gibi yaşamaya devam edeceğini" ve "az harcayacağını" söyledi. 2024 yılında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir bacağının ampute edilmesiyle tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen Tommouhi, engelliliğine uygun "normal bir ev" almayı düşündüğünü belirtti. Yaşadığı bu süreçte sadece kendisinin değil, ailesinin de büyük acılar çektiğini vurgulayarak, "Param gençliğimi geri getirmeyecek, benden 35 yılımı çaldılar. Büyük oğlum ben hapse girdiğimde 12 yaşındaydı, şimdi neredeyse 50 yaşında. Sadece ben acı çekmedim. Ailem de (üç çocuk babasıdır) acı çekti. Kardeşim beni cezaevinde ziyaret etmek için iki üç saat yürümek zorunda kalırdı. Babamı ya da annemi de bana geri getirmeyecekler," diyerek yaşadığı kayıpları özetledi.
Tommouhi'nin avukatı Celia Carbonell ise, müvekkiline yönelik diğer iki mahkumiyet (biri tecavüz, diğeri soygun) için henüz sonuçlanmamış iki tazminat başvurusunun daha bulunduğunu açıkladı. Yüksek Mahkeme tarafından bu mahkumiyetlerin de iptal edildiğini belirten Carbonell, bu iki durumda Adalet Bakanlığı'nın (Ministerio de Justicia) Ulusal Mahkeme (Audiencia Nacional) veya Yüksek Mahkeme'ye gitmeye gerek kalmadan hızlı bir çözüm bulmasını umduklarını dile getirdi. Bu durum, İspanyol adalet sisteminde benzer hataların tekrarlanmaması ve mağdurların daha hızlı bir şekilde haklarına kavuşması adına önemli bir beklenti olarak öne çıkıyor.
İspanya'da Adli Hatalar ve Kimlik Benzerliği Vakaları
Ahmed Tommouhi'nin davası, İspanya'da adli hataların ne denli yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Tommouhi, 1991 yılında, Katalonya (Catalunya) bölgesinde yaşanan bir tecavüz dalgası nedeniyle Faslı hemşehrisi Abderrazak M. ile birlikte tutuklanmıştı. Her ikisi de, çeşitli soygun ve tecavüz suçlarından toplamda iki yüzyılı aşan hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak, Savcılık (Fiscalía) bile her iki şahsın da suçluluğundan şüphe duyarak af talebinde bulunmuştu. Bu durum, soruşturmanın başından itibaren ciddi soru işaretleri taşıdığını göstermekteydi.
Dava sürecindeki dönüm noktalarından biri, 1997 yılında yaşandı. Tommouhi'ye karşı verilen ilk mahkumiyet, DNA analizlerinin, mağdurda bulunan spermin İspanyol vatandaşı Antonio G. C.'ye ait olduğunu kanıtlamasıyla iptal edildi. Antonio G. C., Tommouhi ile olağanüstü fiziksel benzerliği olan ve aynı 'modus operandi' (suç işleme şekli) ile Katalonya'da tecavüzler işlediği için 1995 yılında tutuklanıp mahkum edilmiş bir suçluydu. Bu benzerlik, yanlış kimlik tespitinin temel nedeni olarak ortaya çıktı ve adaletin tecellisinde DNA kanıtlarının vazgeçilmez önemini bir kez daha ortaya koydu.
Tommouhi'nin 1992'de Barselona İl Mahkemesi (Audiencia Provincial de Barcelona) tarafından iki tecavüz ve iki yaralama suçundan verilen 24 yıllık hapis cezası, Yüksek Mahkeme tarafından 2023 yılında iptal edildi. Bu iptal kararı, ilk mahkumiyetin gözden geçirilmesi ve saldırıya uğrayan bir kadının iç çamaşırında bulunan spermin mahkumun genetik belirteçleriyle uyuşmadığını gösteren bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi sonucunda alındı. Son olarak, Yüksek Mahkeme'nin 2025 yılında Tommouhi'ye karşı verilen üçüncü bir mahkumiyeti de, bu vatandaşın bir tecavüzcüye benzemesine rağmen biyolojik kanıtların mağdurların teşhislerini desteklememesi nedeniyle "makul şüphenin ötesinde bir şüphe" olduğu gerekçesiyle iptal ettiği belirtilmiştir. Bu durum, İspanya'da adli hataların sistemik bir sorun olabileceği endişelerini artırırken, benzer vakaların önlenmesi için adli süreçlerde daha fazla titizlik ve modern adli tıp tekniklerinin kullanımının gerekliliğini vurgulamaktadır.
Adaletin Geciken Tesellisi ve Toplumsal Dersler
Ahmed Tommouhi'ye verilen 2,5 milyon Euro'luk tazminat, İspanyol devleti tarafından yapılan vahim bir hatanın maddi telafisi olsa da, bu rakam Tommouhi'nin kaybettiği 35 yılı, gençliğini, ailesiyle geçiremediği zamanı ve çektiği manevi acıları asla geri getiremeyecektir. Tazminat, bir nebze olsun maddi güvence sağlasa da, bir insanın haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılmasının derin izleri, hayat boyu taşınacak bir yük olmaya devam edecektir. Bu dava, adaletin gecikmesinin, adaletsizlik anlamına geldiğini ve bir bireyin yaşamı üzerindeki etkilerinin ne denli yıkıcı olabileceğini acı bir şekilde hatırlatmaktadır.
Tommouhi'nin davası, İspanyol adalet sisteminde yanlış kimlik tespitlerinin ve DNA analizlerinin başlangıçta yeterince kullanılmamasının ciddi sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür hataların önlenmesi için adli tıp ve soruşturma yöntemlerinde sürekli iyileşme ve modern teknolojilerin etkin kullanımı hayati önem taşımaktadır. Türkiye gibi ülkelerde de zaman zaman benzer adli hata vakaları gündeme gelmekte, bu da adli tıp uzmanlığının ve delil toplama süreçlerinin ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Hukuk sistemleri, masumiyet karinesini korurken, suçluların da adil bir şekilde yargılanmasını sağlamak zorundadır.
Sonuç olarak, Ahmed Tommouhi'nin hikayesi, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve insan hakları ilkelerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bir bireyin özgürlüğünün ve onurunun devlet tarafından haksız yere elinden alınması, sadece o bireyi değil, tüm toplumu derinden sarsar. Bu tür vakalar, adalet sistemlerinin kendilerini sürekli sorgulaması, hatalarından ders çıkarması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için gerekli önlemleri alması gerektiği konusunda önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır. Tommouhi'nin onuru geri gelmiş olsa da, adalet sistemlerinin insan hayatına verdiği zararı telafi etme çabaları, hiçbir zaman tam anlamıyla mümkün olamayacaktır.



