Her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, İspanya'nın dört bir yanında, özellikle de Barselona (Barcelona) gibi büyük şehirlerde, feminist hareketin sokaklara döküldüğü ve kadın hakları için güçlü bir ses çıkardığı bir gün oldu. Ancak bu yılki gösteriler, Batı liberal demokrasilerini geren ve insan hakları ile bugüne dek güvence altında olduğu düşünülen değerlere aykırı mesajlar yayan gerici bir dalgaya karşı durma çağrısıyla daha da anlam kazandı. Aşırı sağın cinsiyet eşitliği politikalarına yönelik saldırıları ve genç nesiller arasında feminizme karşı artan küçümseme eğilimi, feminist hareketi yeni bir mücadele alanına itiyor.
Son dönemde yapılan anketler ve araştırmalar, İspanya'daki gençlerin feminizme yönelik algılarında endişe verici bir değişime işaret ediyor. Özellikle genç erkekler arasında feminizmin "siyasi manipülasyon" aracı olduğu veya "gereksiz" olduğu yönündeki görüşlerin yaygınlaşması, hareketin karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne seriyor. Bu durum, aşırı sağ partilerin, özellikle de İspanya'da yükselişte olan Vox'un söylemleriyle besleniyor. Vox, toplumsal cinsiyet eşitliği yasalarını "cinsiyet ideolojisi" olarak nitelendirerek kadın hakları, cinsel özgürlükler ve LGBTQ+ haklarına yönelik kazanımları hedef alıyor.
Kadın Haklarına Yönelik Gerici Taarruz ve Siyasi Bağlam
İspanya'da son yıllarda yükselişe geçen aşırı sağcı partiler, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki kazanımları sürekli olarak sorguluyor. Özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele yasaları, cinsel rıza reformları ve kürtaj hakları gibi konularda geri adım atılması yönünde çağrılar yapılıyor. Bu partiler, feminist politikaların "aile yapısını" bozduğunu veya "erkekleri mağdur ettiğini" iddia eden argümanlarla geniş kitleleri etkilemeye çalışıyor. Bu söylemler, özellikle sosyal medya platformlarında hızla yayılarak dezenformasyonun da etkisiyle genç nesillerin feminizme bakış açısını olumsuz yönde etkiliyor.
Feminist hareket, bu gerici taarruza karşı koymak ve kazanılmış hakları savunmak için 8 Mart'ı bir direniş günü olarak görüyor. Barselona'daki Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi) önünden başlayan yürüyüşler ve çeşitli etkinlikler, kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam taleplerini bir kez daha dile getirmelerine olanak sağladı. Göstericiler, "Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz!" ve "Kadın hakları insan haklarıdır!" sloganlarıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sadece kadınların değil, tüm toplumun refahı için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Bu direniş, sadece İspanya'da değil, benzer tartışmaların yaşandığı Türkiye dahil birçok ülkede de yankı buluyor; örneğin Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi gibi adımlar, kadın hakları mücadelesinin küresel ölçekte ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Feminist Mücadelenin Tarihsel Kökenleri ve Gelecek Perspektifi
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün kökenleri, 20. yüzyılın başlarında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları ve oy hakkı için verdiği mücadeleye dayanır. İspanya'da ise feminist hareket, özellikle Franco diktatörlüğünün sona ermesinin ardından büyük bir ivme kazanmış, demokrasiye geçişle birlikte kadın hakları alanında önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır. 2004 yılında yürürlüğe giren kadına yönelik şiddetle mücadele yasası ve 2010'daki kürtaj yasası gibi adımlar, İspanya'yı Avrupa'da kadın hakları konusunda öncü ülkelerden biri haline getirmiştir. Ancak son yıllardaki gerici dalga, bu kazanımları yeniden tehdit altına sokmaktadır.
Barselona Üniversitesi'nden sosyolog Dr. Elena García, bu durumla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Aşırı sağın yükselişi ve genç nesiller arasında feminizme karşı oluşan bu tepki, sadece İspanya'ya özgü değil, Batı dünyasında gözlemlediğimiz daha geniş bir eğilimin parçasıdır. Bu, kazanılmış haklara yönelik bir backlash ve feminist hareketin bu yeni zorluklara karşı stratejilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak aynı zamanda, bu durum feminist hareketi daha da mobilize ederek yeni nesil aktivistleri sokaklara çekiyor ve mücadelenin devamlılığını sağlıyor" ifadelerini kullandı. Dr. García'ya göre, dezenformasyonla mücadele ve gençlerin eğitimi, bu gerici akımlara karşı koymanın anahtarı konumunda.
Sonuç olarak, İspanya'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda kadın haklarına yönelik gerici saldırılara karşı bir direniş ve uyarı çağrısı haline geldi. Feminist hareket, genç nesillerin feminizme olan mesafeli duruşu ve aşırı sağın yükselişi gibi zorluklara rağmen, kazanılmış hakları korumak ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini sürdürmek için kararlılığını ortaya koyuyor. Barselona sokaklarından yükselen bu ses, kadınların eşitlik ve adalet arayışının durdurulamaz bir güç olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan etti.



