İspanya'da siyaset sahnesi, ana muhalefet partisi PP (Halk Partisi) lideri Alberto Núñez Feijóo'nun kürtaj karşıtı bir yasa teklifiyle yeniden alevlendi. Feijóo, Moncloa'ya (İspanya Başbakanlık Konutu) geldiğinde "doğmamış birey yasası"nı hayata geçireceğini ve bu yasa ile hamile kadınlara döllenme anından itibaren, gebeliklerini kanıtladıklarında mali ve sosyal yardımlar sağlanacağını duyurdu. Bu adım, partinin aşırı sağcı Vox ile yaptığı anlaşmaların veya kendi inisiyatifinin bir sonucu olarak göç, toplumsal cinsiyet şiddeti gibi konularda olduğu gibi, kürtaj karşıtı gündemi de benimsemesi olarak yorumlanıyor.
Söz konusu yasa teklifi, PP tarafından "sosyal" ve "aile savunucusu" bir girişim olarak sunulsa da, eleştirenler bunun aslında kadınların haklarını koşullandıran ideolojik bir prensibi dayattığını belirtiyor. Madrid Özerk Bölgesi Başkanı Isabel Díaz Ayuso'nun "döllenmiş olan, ilk dakikadan itibaren kişidir" şeklindeki ifadesi, bu ideolojinin temelini açıkça ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, kürtaj hakkını savunan gruplar ve partiler tarafından kadınların bedensel özerkliği ve üreme haklarına yönelik ciddi bir tehdit olarak algılanıyor.
Feijóo'nun teklifi, yalnızca maddi yardım sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda döllenmiş embriyonun yasal statüsünü değiştirmeye yönelik bir adım olarak görülüyor. Bu durum, İspanya'daki mevcut kürtaj yasasını temelden sarsma potansiyeli taşıyor. PP'nin bu hamlesi, özellikle genç kadınlar ve feminist örgütler arasında büyük tepki toplarken, muhafazakar kesimlerden destek görüyor. Siyasi analistler, bu teklifin PP'nin merkez sağdaki konumundan uzaklaşarak aşırı sağın söylemlerine daha fazla yaklaşmasının bir göstergesi olduğunu vurguluyor.
İspanya'da Kürtaj Yasasının Tarihsel Gelişimi ve Siyasi Bağlam
İspanya'da kürtaj yasası, uzun ve çetrefilli bir tarihe sahiptir. General Franco döneminde kürtaj tamamen yasaktı ve bu durum kadınların sağlığı için ciddi riskler taşıyordu. 1985 yılında, belirli koşullar altında (tecavüz, fetüsün ciddi anormallikleri veya annenin hayatının tehlikede olması gibi) kürtaja izin veren ilk yasal düzenleme yapıldı. Ancak asıl büyük değişim, 2010 yılında PSOE (İspanya Sosyalist İşçi Partisi) hükümeti döneminde gerçekleşti. Bu reformla, kadınlara ilk 14 hafta içinde özgür iradeleriyle kürtaj yapma hakkı tanındı. Bu yasa, İspanya'yı Avrupa'daki birçok ülkeyle paralel bir konuma getirdi.
PP, 2010 yasasına her zaman karşı çıkmış ve iktidara geldiğinde bu yasayı değiştireceğini vaat etmişti. 2014 yılında dönemin Adalet Bakanı Alberto Ruiz-Gallardón, kürtaj hakkını ciddi şekilde kısıtlayacak bir yasa tasarısı sunmuş, ancak bu tasarı hem ülke içinde hem de uluslararası alanda büyük tepkilere yol açmış ve sonunda geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu olay, PP'nin kürtaj konusundaki duruşunun ne kadar hassas olduğunu göstermişti. Günümüzde Feijóo'nun "doğmamış birey yasası" teklifi, Gallardón'un başarısız girişiminden farklı bir strateji izleyerek, doğrudan yasağı hedeflemek yerine, dolaylı yoldan kadınların kürtaj kararlarını etkilemeyi amaçlıyor gibi görünüyor.
İspanya'da kürtaj oranları, 2010 yasasının yürürlüğe girmesinden bu yana nispeten istikrarlı seyretmiştir. İstatistiklere göre, her yıl yaklaşık 90.000 ila 100.000 kürtaj işlemi gerçekleştirilmektedir. Kamuoyu anketleri ise, İspanyol toplumunun büyük bir kısmının mevcut yasal çerçeveyi desteklediğini göstermektedir, ancak kürtaj karşıtı hareketler de güçlü bir varlık sergilemektedir. PP'nin bu hamlesi, özellikle bölgesel yönetimlerde Vox ile kurulan koalisyonların bir yansıması olarak da okunabilir. Vox, kürtajın tamamen yasaklanması gerektiğini savunan radikal bir çizgiye sahiptir ve PP'nin bu yöndeki adımları, aşırı sağcı seçmen tabanını konsolide etme amacı taşıyabilir.
Küresel ve Ulusal Etkiler: Türkiye ile Karşılaştırma
Feijóo'nun önerdiği "doğmamış birey yasası", yalnızca İspanya'yı değil, Avrupa'daki kürtaj hakları tartışmalarını da etkileyebilir. Avrupa Birliği genelinde kürtaj hakkı ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte, birçok AB ülkesinde belirli haftalara kadar serbest kürtaj hakkı tanınmaktadır. İspanya'nın bu konuda geri adım atması, AB'nin kadın hakları konusundaki genel duruşuyla çelişebilir ve diğer muhafazakar partilere de benzer adımlar atma konusunda cesaret verebilir.
Türkiye'de de kürtaj hakkı, yasal olarak ilk 10 haftaya kadar serbest olmasına rağmen, uygulamada ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle kamu hastanelerinde kürtaj hizmetine erişim, doktorların vicdani ret hakkını kullanması veya idari engeller nedeniyle zorlaşabilmektedir. Bu durum, kadınları yasa dışı veya güvensiz kürtaj yöntemlerine başvurmaya iterek sağlık risklerini artırmaktadır. İspanya'daki bu tartışma, Türkiye'deki kürtaj hakkının korunması ve erişilebilirliğinin sağlanması mücadelesiyle de benzerlikler taşımaktadır. Her iki ülkede de kadınların bedensel özerkliği ve üreme hakları, siyasi ve ideolojik çekişmelerin odağında yer almaktadır.
Sonuç olarak, PP'nin "doğmamış birey yasası" teklifi, İspanya'da kadın hakları ve üreme özgürlüğü konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Bu teklif, partinin siyasi stratejisinin bir parçası olarak aşırı sağcı seçmenleri konsolide etmeyi ve Vox ile olan yakınlaşmasını pekiştirmeyi amaçlıyor gibi görünmektedir. Ancak bu adımın, kadın hakları örgütlerinin ve sol partilerin sert tepkisiyle karşılaşacağı ve İspanyol toplumunda derin kutuplaşmalara yol açacağı kesindir. Yasanın geleceği, İspanya'nın siyasi dinamikleri ve toplumsal talepler arasındaki dengeye bağlı olacaktır.



