İspanya Yüksek Mahkemesi (Tribunal Suprem), Katalonya'daki bağımsızlık süreci (procés) ile bağlantılı olarak yargılanan sekiz bağımsızlık yanlısı isme yönelik af yasasını uygulamaya koydu. Bu önemli karar, eski Katalonya Hükümeti Bakanı ve Parlamento Başkanı Roger Torrent ile Parlamento Bürosu'nun eski üyeleri Josep Costa, Eusebi Campdepadrós ve Adriana Delgado'yu kapsıyor. Ayrıca, Sabadell eski belediye başkanı Maties Serracant ve üç aktivist de af kapsamına alındı. Mahkeme, bu kişilerin eylemlerinin af yasasının kapsamına girdiğini belirterek, "işlenen fiillerin affedildiğini" açıkladı. Bu gelişme, Avrupa Adalet Divanı'nın (TJUE) geçtiğimiz hafta af yasasına yeşil ışık yakmasının ardından geldi ve İspanya'nın siyasi gündeminde uzun süredir tartışılan af yasasının uygulanmasında kritik bir adımı temsil ediyor.
Af kapsamına alınan Parlamento Bürosu üyeleri Roger Torrent, Josep Costa, Eusebi Campdepadrós ve Adriana Delgado, 2019 sonbaharında Katalonya Parlamentosu'ndaki görevleri sırasında özerklik hakkını savunan ve monarşiyi eleştiren karar tasarılarını işleme koymakla suçlanıyorlardı. Bu eylemler, İspanya Anayasa Mahkemesi'nin uyarılarına rağmen gerçekleştirilmişti. Katalonya Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJC) tarafından 2022'de beraat ettirilmelerine rağmen, savcılık bu kararı Yüksek Mahkeme'ye taşımıştı. Yüksek Mahkeme'nin son kararı ile bu kişilerin "olası cezai sorumlulukları" ortadan kaldırılmış oldu. Mahkeme, ilgili yasal süreçlere konu olan eylemlerin, af yasasının 1. maddesi kapsamına girmesi konusunda "hiçbir şüphe olmadığını" ifade etti.
Yüksek Mahkeme'nin kararları, savcılık tarafından yapılan temyiz başvurusu ile TSJC tarafından beraat ettirilen sanıkların kendi temyiz başvurularının da konusuz kaldığını belirtiyor. Bu durum, Katalan bağımsızlık süreciyle ilgili davalarda yargılanan birçok kişi için yeni bir hukuki dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Af yasası, İspanya'daki siyasi gerilimi azaltma ve Katalonya ile Madrid arasındaki ilişkileri normalleştirme amacı taşıyor olsa da, ülkenin siyasi yelpazesinde derin kutuplaşmalara yol açmaya devam ediyor.
Af Yasası ve Katalan Bağımsızlık Süreci Arka Planı
İspanya'da af yasası (Ley de Amnistía), Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki azınlık hükümetinin kurulması sürecinde kilit bir rol oynadı. Sánchez'in İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), Katalan bağımsızlık yanlısı partilerin (Junts per Catalunya ve ERC) desteğini alabilmek için bu yasayı vaat etmişti. Yasa, 2011 ile 2023 yılları arasında Katalonya'nın bağımsızlık süreciyle (procés) bağlantılı olarak işlenen suçları kapsıyor. Bu süreç, özellikle 1 Ekim 2017'deki (1-O) yasa dışı bağımsızlık referandumu ve ardından gelen tek taraflı bağımsızlık ilanıyla doruk noktasına ulaşmış, birçok Katalan liderin yargılanmasına, hapse girmesine veya sürgüne gitmesine neden olmuştu.
Af yasası, İspanya'da anayasal düzenin ihlali, yargı bağımsızlığına müdahale ve eşitlik ilkesine aykırılık gibi gerekçelerle şiddetli tartışmalara yol açtı. Muhalefet partileri, özellikle Halk Partisi (PP) ve Vox, yasanın siyasi bir pazarlık sonucu ortaya çıktığını ve hukukun üstünlüğünü zedelediğini savunuyor. Ancak hükümet, yasanın Katalonya'da toplumsal uzlaşmayı sağlamak ve siyasi gerilimi azaltmak için gerekli olduğunu belirtiyor. Avrupa Adalet Divanı'nın (TJUE) geçtiğimiz hafta verdiği karar, af yasasının yolsuzluk ve terör suçlarını da kapsayabileceğine dair bir yeşil ışık yakarak, Yüksek Mahkeme'nin bugünkü kararı için hukuki zemini güçlendirmiş oldu.
Sabadell Eski Belediye Başkanı ve Aktivistlerin Durumu
Af kapsamına alınan bir diğer önemli isim, 1-O referandumu sırasında Sabadell belediye başkanı olan Maties Serracant. Serracant, görevi kötüye kullanmaktan dört ay görevden uzaklaştırma ve 1.800 Euro para cezasına çarptırılmıştı. Yüksek Mahkeme ve savcılık, 2024 yılında Serracant'a af yasasının uygulanabileceğini kabul etmiş, ancak Anayasa Mahkemesi'nin başka bir davayla ilgili kararını bekleme kararı almıştı. Şimdi ise af yasası doğrudan Serracant için de uygulanmış oldu.
Af kapsamına giren üç aktivistten biri olan Oriol Calvo, 2019 Ekim ayında Barselona'nın Passeig de Gràcia bölgesinde yaşanan olaylarda "kamu düzenini bozma" ve "yetkiliye mukavemet" suçlarından dört yıl, bir ay ve 16 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. TSJC, yetkiliye mukavemet suçlamasından beraat ettirerek cezasını kamu düzenini bozmaktan bir buçuk yıla indirmişti. Savcılığın temyizine rağmen, Yüksek Mahkeme şimdi Calvo'yu affetti. Diğer iki aktivist Mohcine El Mesbahy ve Abdessabour Al Youbi ise, 2019 Ekim'inde Girona adliyesi önünde, 1-O davasının Yüksek Mahkeme kararının açıklanmasının ardından yaşanan olaylar nedeniyle her biri bir buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Yüksek Mahkeme, bu üç aktivistin eylemlerinin de "procés" bağlamında gerçekleştiğini ve dolayısıyla af yasasının "nesnel uygulama alanına" uyduğunu belirtti.
Gelecek İçin Ne Anlama Geliyor?
İspanya Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, af yasasının fiilen uygulanmaya başlandığını ve Katalan bağımsızlık süreciyle ilgili birçok davanın akıbetini belirleyeceğini gösteriyor. Bu gelişme, Katalonya'da uzun süredir devam eden siyasi gerilimin yumuşamasına katkıda bulunabilir, ancak aynı zamanda bağımsızlık yanlısı hareketin yeni taleplerini de tetikleyebilir. Özellikle, sürgündeki Katalan lider Carles Puigdemont gibi isimlerin durumunun ne olacağı ve Yüksek Mahkeme'nin diğer önemli davalara nasıl yaklaşacağı merak konusu. Af yasasının uygulanması, İspanya'nın siyasi manzarasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor ve ülkenin birleşik geleceği hakkında tartışmaları daha da derinleştireceği öngörülüyor. Bu kararlar, hukuki ve siyasi arenada uzun sürecek bir adaptasyon ve tartışma sürecinin başlangıcı niteliğinde.



