İspanya'da işgücü piyasasının kronik sorunlarından biri olan yüksek geçici istihdam oranıyla mücadele etmek amacıyla, Çalışma Bakanı Yolanda Díaz liderliğinde hazırlanan büyük işgücü reformu, Nisan 2022'de yürürlüğe girmişti. Bu reformla, İspanyol işgücü piyasasında köklü bir dönüşüm hedeflenmiş ve özellikle "temporalidad" olarak bilinen geçici sözleşmelerin yaygınlığının azaltılması amaçlanmıştı. Ancak aradan geçen dört yılın ardından, reformun vaat ettiği büyük hedeflere ulaşıp ulaşmadığı konusunda ciddi şüpheler dile getiriliyor. Barselona Üniversitesi İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Kürsüsü profesörü Jordi Garcia, sunulan sınırlı veriler ışığında reformun amacına ulaşamadığını belirtirken, liberal düşünce kuruluşu Fundación Civismo da dahil olmak üzere çeşitli raporlar, değişikliklerin daha çok "istatistiksel" nitelikte olduğunu öne sürüyor.
Yolanda Díaz'ın reformu, özellikle belirli süreli sözleşmelerin kullanımını kısıtlamayı ve işverenleri "fijo-discontinuo" (aralıklı sürekli) adı verilen yeni bir sözleşme türüne yönlendirmeyi hedefliyordu. Bu sözleşme tipi, işin doğası gereği yılın belirli dönemlerinde tekrar eden, ancak sürekli olmayan pozisyonlar için tasarlanmıştı; örneğin turizm veya tarım sektöründeki mevsimlik işler. Teoride, bu düzenleme çalışanlara daha fazla güvence sağlarken, işverenlere de esneklik sunacaktı. Ancak eleştirmenler, birçok geçici sözleşmenin sadece isminin değiştiğini ve gerçekte işçilerin yaşadığı güvencesizlik sorununun temelde çözülmediğini iddia ediyor. Bu durum, özellikle işsizlik dönemlerinde çalışanların yasal haklarının ve sosyal güvenlik katkılarının nasıl etkilendiği konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor.
Reformun İstatistiksel Etkileri ve Gerçeklik
İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, reformdan önce 2022'nin ilk çeyreğinde yaklaşık %24,7 olan geçici istihdam oranı, 2023'ün dördüncü çeyreğinde %16,5 civarına gerilemiş durumda. Bu düşüş, kağıt üzerinde oldukça önemli görünse de, eleştirmenler bu başarının büyük ölçüde "fijo-discontinuo" sözleşmelerinin yaygınlaşmasından kaynaklandığını savunuyor. Profesör Jordi Garcia'nın da belirttiği gibi, bu tür sözleşmelerle çalışanlar teknik olarak "sürekli" kabul edilse de, işsiz kaldıkları dönemlerde gelir güvenceleri veya iş arama süreçleri hala belirsizliklerle dolu olabiliyor. Avrupa Birliği ortalamasının %13-14 civarında olduğu düşünüldüğünde, İspanya'nın bu alanda hala kat etmesi gereken bir mesafe olduğu açıkça görülüyor; ancak reform öncesine kıyasla AB ortalamasına daha yakın bir konuma gelindiği de inkar edilemez bir gerçek.
İspanya'nın işgücü piyasasında "temporalidad"ın köklü bir sorun olmasının tarihsel nedenleri bulunuyor. Ülke ekonomisinin büyük ölçüde turizm ve hizmet sektörlerine bağımlı olması, mevsimsel işgücü ihtiyacını artırıyor. Ayrıca, 2008 küresel ekonomik krizi ve sonrasında uygulanan esnekleşme politikaları, işverenlerin geçici sözleşmeleri tercih etmesine zemin hazırlamıştı. Bu durum, işçilerin gelir güvencesizliği, kredi çekme zorluğu, kariyer gelişiminde engeller ve sosyal güvenlik primlerinde eksiklikler gibi birçok olumsuz etkiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyordu. Yolanda Díaz'ın liderliğindeki sol koalisyon hükümeti, bu yapısal sorunu çözerek işgücü piyasasını daha adil ve istikrarlı hale getirme sözü vermişti; ancak mevcut veriler, bu hedefe tam anlamıyla ulaşılamadığını gösteriyor.
Türkiye ile Karşılaştırma ve Gelecek Perspektifleri
İspanya'nın yaşadığı bu deneyim, Türkiye gibi benzer işgücü piyasası zorluklarıyla mücadele eden ülkeler için önemli dersler sunuyor. Türkiye'de de kayıt dışı istihdam, mevsimlik işler ve taşeronluk gibi sorunlar, işgücü piyasasında güvencesizliği artırabiliyor. İspanya'daki reformun "istatistiksel" bir dönüşümle sınırlı kalması, yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda uygulama, denetim ve işgücü kültürü değişiminin de kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. İşgücü piyasası reformları, sadece sayıları değiştirmekle kalmayıp, işçilerin yaşam kalitesini ve ekonomik refahını gerçekten artırmayı hedeflemelidir. Aksi takdirde, yüzeysel değişiklikler, derinlemesine sorunları gizleyerek uzun vadede daha büyük sıkıntılara yol açabilir.
Sonuç olarak, İspanya'nın 2022 işgücü reformu, geçici istihdam oranlarını düşürme konusunda belirli bir başarı elde etmiş gibi görünse de, bu başarının niteliği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Profesör Jordi Garcia ve Fundación Civismo gibi uzmanların eleştirileri, reformun gerçek anlamda işgücü piyasasında bir güvence artışı sağlayıp sağlamadığı konusunda soru işaretleri yaratıyor. İspanyol hükümetinin ve ilgili kurumların, bu "istatistiksel" değişimlerin ötesine geçerek, işçilerin kalıcı istihdam ve sosyal güvence haklarını tam anlamıyla tesis etme yönünde daha kapsamlı adımlar atması gerekeceği öngörülüyor. İşgücü piyasasının dinamikleri ve küresel ekonomik koşullar göz önüne alındığında, İspanya'nın geçici istihdamla mücadelesi, önümüzdeki yıllarda da ülkenin gündemindeki ana konulardan biri olmaya devam edecektir.



