İspanya hükümeti, göç yönetimi konusunda Fas'ı "güvenilir bir ortak" olarak nitelendirerek, iki ülke arasındaki stratejik işbirliğinin önemini vurguladı. İspanya Entegrasyon, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Elma Saiz, geçtiğimiz günlerde RTVE'ye verdiği bir röportajda, Fas'ın desteği olmasaydı, Ceuta (Sebte) kentindeki krizin çözülemeyeceğini ve şehre giren göçmenlerin %90'ının geri gönderilemeyeceğini belirtti. Bu açıklama, Fas hükümetinin 30 Temmuz'da Ceuta'ya akın eden göçmen dalgasını durdurmada yeterince işbirliği yapmadığı yönündeki spekülasyonlara bir yanıt niteliği taşıyor.
Bakan Saiz, Fas'ın göçmen akınını kontrol altına alma ve düzensiz göçle mücadeledeki rolünün vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Özellikle 2021 yılında yaşanan ve binlerce kişinin Ceuta'ya geçişiyle sonuçlanan krizde, Fas'ın hızlı müdahalesi ve işbirliği sayesinde durumun kontrol altına alındığına dikkat çekti. İspanyol yetkililer, Fas'ın sınır güvenliği konusundaki çabalarının sadece İspanya için değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin güney sınırlarının korunması için de hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Bu açıklamalar, İspanya ile Fas arasındaki diplomatik ilişkilerin son dönemdeki çalkantılı seyrini ve ardından gelen normalleşme sürecini de gözler önüne seriyor. Batı Sahra konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gerilen ilişkiler, İspanya'nın Fas'ın özerklik planını desteklemesiyle yeni bir döneme girmişti. Bu diplomatik yakınlaşma, göç gibi kritik konularda işbirliğini daha da güçlendirmiş ve İspanya'nın Fas'a olan güvenini pekiştirmiştir. Fas, coğrafi konumu itibarıyla Afrika'dan Avrupa'ya geçiş güzergahında kilit bir ülke konumundadır.
İspanya-Fas İlişkilerinde Göçün Stratejik Yeri
İspanya ve Fas arasındaki ilişkiler, özellikle göç yönetimi bağlamında, derin tarihi ve coğrafi bağlara dayanmaktadır. Fas, Avrupa'nın güney kapısı olarak kabul edilen İspanya için, Sahra Altı Afrika'dan gelen düzensiz göçmen akınını durdurmada bir tampon bölge işlevi görüyor. 2021 yılının Mayıs ayında Ceuta'da yaşanan olaylar, bu ilişkinin ne kadar hassas ve stratejik olduğunu tüm dünyaya göstermişti. O dönemde, yaklaşık 12.000 göçmen, Fas sınır güvenlik güçlerinin pasif kalmasıyla Ceuta'ya akın etmiş, bu durum iki ülke arasında ciddi bir diplomatik krize yol açmıştı. Ancak, krizin ardından başlayan yoğun diplomatik temaslar ve İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutum değişikliği, ilişkilerin yeniden rayına oturmasını sağladı.
Fas, Avrupa Birliği'nden de sınır kontrolü ve göç yönetimi için önemli miktarda mali destek almaktadır. Bu fonlar, Fas'ın sınır güvenliği altyapısını güçlendirmesine ve insan kaçakçılığı şebekeleriyle mücadele etmesine yardımcı olmaktadır. Ancak, bu işbirliği zaman zaman insan hakları örgütlerinin eleştirilerine de hedef olmaktadır. Göçmenlerin geri itilmesi veya Fas topraklarında maruz kaldıkları muameleler, uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olmaktadır. Buna rağmen, İspanya ve AB için Fas'ın işbirliği, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya yönelik göç baskısını hafifletmede kritik bir rol oynamaktadır.
Türkiye ile Paralellikler ve Avrupa'nın Göç Politikaları
İspanya'nın Fas ile göç konusundaki ilişkisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan göç anlaşmasını akıllara getirmektedir. Türkiye de, Suriye'deki iç savaş ve diğer bölgelerden gelen milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparak, Avrupa'ya yönelik göç akınını kontrol altına almada kilit bir rol oynamaktadır. AB, 2016 yılında Türkiye ile imzaladığı anlaşma kapsamında, düzensiz göçü engellemesi karşılığında Türkiye'ye milyarlarca Euro'luk mali yardım sağlamayı taahhüt etmiştir. Bu durum, Fas ve Türkiye gibi ülkelerin, Avrupa'nın "dışsallaştırılmış" sınır kontrol politikalarının önemli birer parçası haline geldiğini göstermektedir.
Hem Fas hem de Türkiye, coğrafi konumları nedeniyle Avrupa'nın göç politikalarında vazgeçilmez ortaklar olarak konumlanmıştır. Bu ortaklıklar, Avrupa'nın kendi sınırlarını koruma çabasının bir yansıması olmakla birlikte, aynı zamanda insan hakları, uluslararası hukuk ve diplomatik denge gibi karmaşık meseleleri de beraberinde getirmektedir. Fas örneğinde olduğu gibi, bu tür işbirlikleri, zaman zaman siyasi gerilimlere ve uluslararası eleştirilere yol açsa da, Avrupa ülkeleri için düzensiz göçle mücadelede pragmatik bir zorunluluk olarak görülmektedir.
Sonuç olarak, İspanya hükümetinin Fas'ı "güvenilir bir ortak" olarak tanımlaması, sadece iki ülke arasındaki diplomatik normalleşmeyi değil, aynı zamanda Avrupa'nın göç yönetimi stratejisinin temel bir direğini de yansıtmaktadır. Akdeniz'deki göç rotaları üzerindeki baskının artmaya devam ettiği bir dönemde, Fas gibi kilit ülkelerle sağlam ve işbirliğine dayalı ilişkiler kurmak, İspanya ve Avrupa Birliği için stratejik bir öncelik olmaya devam edecektir. Ancak bu işbirliğinin, insan hakları standartlarına uygun bir şekilde yürütülmesi ve göçmenlerin onurunun korunması, uluslararası toplumun ortak beklentisidir.



