🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

İspanya'da Yargı ve Siyaset Çatışması: Af Yasası Gölgesinde PSOE'den Yargıca Baskı İddiası

3 Haziran 2026, Çarşamba
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
İspanya'da Yargı ve Siyaset Çatışması: Af Yasası Gölgesinde PSOE'den Yargıca Baskı İddiası

İspanya'da siyaset ve yargı arasındaki gerilim, Katalonya'daki bağımsızlık yanlısı liderlere yönelik tartışmalı af yasası etrafında yeni bir boyut kazandı. Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) içinde Leire Díez ve Santos Cerdán liderliğindeki olduğu iddia edilen bir "girişimin", Yüksek Mahkeme Yargıcı Manuel Marchena üzerinde af yasasının "başarıyla sonuçlanması" için baskı kurmaya çalıştığı öne sürüldü. Bu iddialar, İspanya'nın sivil muhafız birimi Guardia Civil'in (Sivil Muhafızlar) hazırladığı 372 sayfalık kapsamlı bir raporla gün yüzüne çıktı ve ülkenin siyasi gündemine bomba gibi düştü.

ARA gazetesinin ulaştığı bu rapora göre, Guardia Civil'in Merkezi Operasyon Birimi (UCO), PSOE'nin "lampista"sı (İspanyolcada "tesisatçı" veya "iş bitirici" anlamında kullanılan bir argoyla, parti adına kritik ve genellikle perde arkası işleri yürüten kişi) olarak bilinen bir isim tarafından 2023 Kasım ayında hazırlandığı iddia edilen bir Word belgesi buldu. Bu belgede, emekli polis komiseri José Manuel Villarejo'ya doğrudan atıfta bulunuluyor ve Villarejo'nun, Yüksek Mahkeme Yargıcı Manuel Marchena'nın yolsuzluğunu kanıtlayacak "delillere sahip olduğu" iddia ediliyordu. Villarejo, şu sıralar "Caso Kitchen" davasında yargılanan ve İspanyol derin devletinin karanlık yüzüyle özdeşleşen tartışmalı bir figür olarak biliniyor.

Yargıç Manuel Marchena, Katalonya'daki bağımsızlık referandumu sonrası yargılanan "Procés" (Süreç) davasına başkanlık etmişti. Af yasası kapsamında, Marchena ve diğer yargıçların aldığı kararlar doğrultusunda Oriol Junqueras, Jordi Turull, Dolors Bassa ve Raül Romeva gibi önemli Katalan liderlerin affedilmesi engellenmişti. Carles Puigdemont, Toni Comín ve Lluís Puig'in affedilmemesi ise Yargıç Pablo Llarena'nın kararıyla gerçekleşmişti. Bu durum, yargı ile yasama arasındaki yetki çatışmasını ve af yasasının uygulanabilirliği konusundaki hukuki engelleri açıkça ortaya koymuştu.

PSOE içindeki bu iddia edilen girişimin, af yasasının yargıdaki engellerini aşmak ve Katalan bağımsızlıkçı partilerinin desteğiyle kurulan azınlık hükümetinin siyasi istikrarını sağlamak amacını taşıdığı düşünülüyor. Yargıya yönelik bu tür baskı iddiaları, İspanya'da yargı bağımsızlığına ilişkin uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Genel Yargı Konseyi'nin (CGPJ) yenilenememesi gibi sorunlar, yargının siyasi çekişmelerin ortasında kalmasına neden oluyor ve kamuoyunda güven erozyonuna yol açıyor.

Af Yasası ve İspanyol Siyasetindeki Arka Plan

Katalonya'daki bağımsızlık referandumu ve sonrasındaki yargılamalar, İspanya'yı son yılların en büyük siyasi krizlerinden birine sürüklemişti. 2017'deki tek taraflı bağımsızlık ilanı girişimi sonrası birçok Katalan lider tutuklanmış veya yurt dışına kaçmıştı. Pedro Sánchez liderliğindeki PSOE hükümetinin kurulabilmesi için Katalan bağımsızlıkçı partileriyle (Junts per Catalunya ve Esquerra Republicana de Catalunya - ERC) anlaşma yapması, af yasasının gündeme gelmesinin temel nedeniydi. Bu yasa, siyasi suçlardan yargılanan veya hüküm giyen binlerce Katalan'ı kapsıyor ve İspanya'da büyük bir toplumsal ve siyasi kutuplaşmaya yol açtı. Sağ partiler ve yargı çevreleri, af yasasını "anayasanın ihlali" ve "yargı bağımsızlığına müdahale" olarak nitelendirerek sert eleştiriler yöneltiyor.

José Manuel Villarejo ise İspanyol siyasetinin ve derin devletinin en tartışmalı isimlerinden biri. Emekli bir polis komiseri olan Villarejo, hakkında açılan çok sayıda yolsuzluk, şantaj ve devlet sırlarını kötüye kullanma davasıyla biliniyor. Özellikle "Caso Kitchen" olarak adlandırılan dava, eski Halk Partisi (PP) hükümeti döneminde eski hazineci Luis Bárcenas'ın yolsuzluk dosyalarını çalma girişimini içeriyordu. Villarejo'nun bu tür bilgileri siyasi manipülasyon aracı olarak kullandığı iddiaları, İspanya'da kamuoyunun "derin devlet" algısını güçlendirmiş durumda. Bu bağlamda, Villarejo'nun Yargıç Marchena hakkında "yolsuzluk kanıtları"na sahip olduğu iddiası, meselenin ciddiyetini artırıyor.

Etki Analizi ve Gelecek Olasılıklar

Bu yeni iddialar, Pedro Sánchez hükümeti ve PSOE üzerinde ciddi siyasi baskı yaratma potansiyeli taşıyor. Yargıya yönelik baskı girişimleri, yargı bağımsızlığına olan güveni sarsmakla kalmayacak, aynı zamanda hükümetin meşruiyetini de sorgulatacaktır. Af yasasının zaten tartışmalı olan konumu, bu iddialarla birlikte daha da kırılgan hale gelebilir ve yasanın Anayasa Mahkemesi'ndeki incelemesi sırasında ek zorluklarla karşılaşmasına neden olabilir. Yargı cephesinden gelebilecek sert tepkiler, İspanya'daki siyasi istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir.

Türkiye'de de benzer şekilde yargı bağımsızlığı ve siyasi müdahale iddiaları zaman zaman gündeme gelmektedir. İspanya'daki bu olay, demokratik bir hukuk devletinde yargının siyasetten ne kadar bağımsız olması gerektiği ve bu bağımsızlığın nasıl korunacağı konusunda evrensel bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu tür iddiaların ortaya çıkması, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin önemini bir kez daha vurgulamakta ve kamuoyunun siyasi süreçlere olan inancını doğrudan etkilemektedir. Önümüzdeki dönemde İspanya'da yargı ve siyaset arasındaki bu gerilimin nasıl bir seyir izleyeceği merakla beklenirken, af yasasının geleceği de bu gelişmeler ışığında şekillenecektir.

Etiketler:
#ispanya#siyaset#yarg#af-yasas#katalonya
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat