İspanya, ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesinde kendi topraklarındaki Amerikan üslerini kullanmasına kesinlikle izin vermeyeceğini duyurdu. Bu kararla Madrid, Washington'ın Ortadoğu'daki tek taraflı adımlarına karşı net bir duruş sergilerken, uluslararası hukuka bağlılığını vurguladı. Özellikle ABD'nin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi hedef alan operasyonunun ardından tırmanan gerilimde, İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, ülkesindeki Rota (Cádiz) ve Morón (Sevilla) askeri üslerinin Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na uygun olmayan hiçbir amaç için kullanılmayacağını açıkça belirtti. Bu duruş, Avrupa Birliği'nin genel eğiliminden ve özellikle Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa'nın ABD ile daha yakın bir çizgi izlemesinden farklılaşan önemli bir diplomatik hamle olarak kayıtlara geçti.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez liderliğindeki hükümet, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politika yaklaşımının tam tersi bir çizgi izlemeyi hedeflediğini sıkça dile getirmişti. Bu bağlamda, İran rejimine yönelik eleştirilerini sürdürmekle birlikte, ABD yönetiminin uluslararası hukuku göz ardı eden eylemlerine onay vermeyi reddediyor. Madrid'in bu tutumu, Ortadoğu'daki gerilimin daha da tırmanmasını engelleme ve diplomatik çözümleri teşvik etme arzusunu yansıtıyor. Dışişleri Bakanı Albares'in, "Amerikan Rota ve Morón üsleri, Birleşmiş Milletler Şartı'na uymayan hiçbir şey için kullanılmamıştır ve kullanılmayacaktır," şeklindeki kararlı açıklaması, İspanya'nın egemenlik alanındaki askeri varlıklar üzerindeki kontrolünü ve uluslararası anlaşmalara olan bağlılığını bir kez daha teyit etti.
Rota ve Morón, İspanya topraklarında stratejik öneme sahip iki büyük Amerikan askeri üssüdür. Rota Deniz Üssü, ABD Donanması'nın Avrupa'daki ana limanlarından biri olup, özellikle Akdeniz ve Atlantik'teki operasyonlar için kritik bir konumdadır. Balistik füze savunma sistemlerine sahip Aegis destroyers gibi önemli varlıklara ev sahipliği yapmaktadır. Morón Hava Üssü ise, ABD Hava Kuvvetleri'nin Avrupa ve Afrika'daki hızlı müdahale operasyonları için bir merkez görevi görmektedir. Bu üslerin kullanımı, genellikle İspanya ile ABD arasında uzun yıllara dayanan ikili anlaşmalar ve NATO çerçevesinde belirlenmiştir. Ancak İspanya, bu anlaşmaların uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesiyle çelişmemesi gerektiği konusunda net bir kırmızı çizgi çekmektedir.
ABD-İran Gerilimi ve Uluslararası Hukuk
ABD ile İran arasındaki gerilim, özellikle Donald Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından (Ortak Kapsamlı Eylem Planı - JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla tırmanmıştı. Bu durum, bölgede birçok olaya yol açmış; Hürmüz Boğazı'nda tanker saldırıları, insansız hava aracı düşürme olayları ve Suudi Arabistan petrol tesislerine yönelik saldırılar gibi gelişmelerle gerilim doruk noktasına ulaşmıştı. 3 Ocak 2020'de Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD hava saldırısında Kasım Süleymani'nin öldürülmesi, bölgedeki tansiyonu eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye çıkarmış ve küresel çapta bir çatışma endişesi yaratmıştı. İspanya'nın bu dönemde aldığı karar, uluslararası hukukun çiğnenmesi potansiyeli taşıyan eylemlere ortak olmayı reddederek, bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunmama iradesini göstermektedir.
İspanya'nın bu duruşu, uluslararası ilişkilerde çok taraflılığın ve diyalogun önemini vurgulayan geleneksel dış politika çizgisini yansıtmaktadır. Madrid, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2. maddesinde belirtilen üye devletlerin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı ilkesine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu prensip, bir devletin başka bir devlete karşı güç kullanmasını veya tehdidini yasaklar, meşru müdafaa ve BM Güvenlik Konseyi'nin onayı dışında. İspanya'nın kararı, bu evrensel hukuk normlarının, özellikle de büyük güçler arasındaki gerilim dönemlerinde dahi korunması gerektiği mesajını taşımaktadır. Ayrıca, İspanya'nın bu tutumu, AB içerisinde dış politika koordinasyonunun zorluklarını ve üye devletler arasındaki farklı öncelikleri de ortaya koymaktadır.
Avrupa'nın Bölünmüş Tepkisi ve İspanya'nın Konumu
ABD'nin İran'a yönelik politikalarına Avrupa'dan gelen tepkiler tekdüze olmaktan uzaktı. Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi büyük Avrupa güçleri, Washington'ın eylemlerine karşı daha "ılımlı" veya hatta "hizalanmış" bir duruş sergilemişti. Bu ülkeler, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programıyla ilgili endişelerini paylaşsalar da, ABD'nin tek taraflı adımlarının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda farklı yorumlara sahipti. Örneğin, Birleşik Krallık, ABD ile özel ilişkisi nedeniyle, Almanya ve Fransa ise NATO içindeki stratejik ortaklıkları ve güvenlik çıkarları nedeniyle daha dikkatli bir denge politikası izlemiştir. İspanya'nın bu net ret duruşu, Avrupa'nın jeopolitik konularda tamamen birleşemediğini ve her ülkenin kendi ulusal çıkarları ve uluslararası hukuk yorumları doğrultusunda hareket edebildiğini göstermektedir.
İspanya'nın bu kararı, sadece ABD ile olan ilişkilerini değil, aynı zamanda Avrupa Birliği içindeki konumunu da güçlendirebilir. Uluslararası hukuka ve çok taraflılığa verdiği önemle, İspanya, AB'nin daha otonom ve ilkeli bir dış politika izlemesi gerektiği yönündeki argümanlara destek vermektedir. Bu durum, Madrid'in uluslararası arenadaki itibarını artırırken, özellikle Latin Amerika ve Kuzey Afrika gibi bölgelerdeki diplomatik etkisini de pekiştirebilir. Ancak bu duruşun ABD ile ikili ilişkilerde potansiyel gerilimlere yol açma riski de bulunmaktadır. Uzmanlar, İspanya'nın bu hamlesinin, uzun vadede Avrupa'nın kendi güvenlik stratejilerini ABD'den daha bağımsız bir şekilde tanımlaması gerektiği yönündeki tartışmaları alevlendirebileceğini belirtiyor. Bu, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı gibi güncel krizlerin Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini artırma ihtiyacını ortaya koyduğu bir dönemde daha da önem kazanmaktadır. İspanya'nın "hayır" yanıtı, uluslararası arenada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu çalkantılı dönemde, küçük ve orta ölçekli güçlerin dahi kendi ilkeleri doğrultusunda hareket edebileceğinin bir göstergesidir.



